SAVAŞ ERKEN BAŞLADI

Bu haber 29 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 547 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülkemizde ne zaman
genel ve yerel seçimler gündeme geldi.

İçimden bir şeyler
kopar.

Zira, aynı süreçte
öylesine kırıp döktük ki.

Neredeyse sağlam
bir şey bırakmadık.

Şimdi, 12 Eylül
2010 tarihinde yapılacak “referandum”
için de farklı olmayacak.

Yine ortalık toz
dumana karışacak.

Halkın zihni daha
bir bulandırılacak.

Daha şimdiden, iktidarın başı Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan bir taraftan, muhalif partilerden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu
ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli diğer tarafta, veryansın ediyor.

Oysa demokrasinin olmazsa olmazları arasında yer alan
seçimler, halk iradesinin egemen olduğu yarıştır.

Kim ülke gerçekleri doğrultusunda daha inandırıcı
konuşmalar yaptı.

Ayakları yere basan vaatlerde bulundu.

Hepsinden öte, rakibini belden aşağı vurarak, bir adım
öne geçme gibi bir eğilimde olmadı.

Tercihler buna göre şekillenmeliydi.

Ama ne gezer?

Ülkemizde, ne dün,
ne de yakın zamanda böyle bir tablo ortaya çıktı.

Şimdi 12 Eylül’de “Yeni Anayasa Değişikliği” ile
ilgili karşımıza çıkacak Referandum’da manzara farklı olmayacaktır.

Halbuki, her
yönüyle gelişmiş çoğu ülkelerde gözlemler, hukukun egemen olduğunu gösterir.

Aksine,
hukuksuzluk hakim ise siz kalkıp, ülkeniz adına demokrasiden dem vuramazsınız

Ne yazık ki Türkiye, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak
Referandum öncesinde, bu tür bir belirsizlikle yüz yüze.

Belirsizlik diyorum, halk referandum adına yeterli
bilgiye sahip değil.

Neden “evet” veya “hayır” oyu vereceğini bilmeden
seçime gidiyor.

Dedim ya, hal
böyle iken siz kalkıp, hukukun üstünlüğü ve demokrasiden dem vuramazsınız.

İşin garibi ne
biliyor musunuz?

Yeni Anayasa Değişikliğiyle ilgili referandumun
siyasallaştırılması!

Kimler ne şekilde yorumlasa da meselenin siyasi linç
haline dönüştürülmediği söylenemez.

Baksanıza ülke
genel seçim havasına sokuldu.

Bir tarafta
anayasa değişikliğini, kişi, kurum ve kuruluşlarla yeterli diyalog sağlamadan,
12 Eylül’de halkın önüne sandık koyacak olan AKP.

Diğer tarafta,
AKP’nin bu tavrına şiddetle karşı çıkan muhalif partilerden CHP, MHP ve
diğerleri

Oysa, yeni anayasa
değişikliği Türkiye koşullarında kaçınılmaz hal almıştı.

Sadece AKP değil,
diğer partilerde yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyordu.

Buna karşın muhalif kanadın karşı çıkması, kendilerine
danışılmadığı gibi tüm maddelerin bir anda oylanacak olması.

Eğer, anayasa taslağı hazırlanırken görüşlerimiz
alınsaydı.

Yanı sıra, değişiklik yapılan maddeler ayrı ayrı
oylansaydı, referandumda evet diyecektir.

Şimdi bu koşullar altında evet dememiz mümkün değil.

Muhalif kesimin
öne sürdüğü gerekçeler bunlar.

Ama AKP, kendilerine göre kurnazlık yapıyor.

Yıllardır yeni anayasa diye bağıran sizler değil
misiniz?

Peki şimdi, neden hayır diyorsunuz?

Sonuçta ortamın, anayasa değişikliği gibi önemli bir
konuda savaş haline dönüştürülmesi, galiba bize özgü bir oluşum.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.