Şartlar Elverince

Bu haber 29 Ocak 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.051 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER
Bir süre kader birliği ettiğimiz gazeteci arkadaşım Özcan Özgür’ün kaleme aldığı “Eskişehir ve Muğla” yazısını okuyunca yıllar öncesine uzandım.
Zira çok önemli ayrıntıları dile getirmişti.
12 Eylül 1980 sonrasıydı.
Yani ülkemiz demokrasisinin bir kez daha sekteye uğratıldığı yıllar.
Ne yazık ki aynı süreçte kadre uğrayanlardan biriydim.
İhtilal öncesinde Milli Eğitim Müdür Yardımcısı, darbeden kısa bir süre öncesinde başlayan Milli Eğitim Müdürlüğü görevim, aradan belirli bir süre geçtikten sonra sona erdirilmişti.
Erdirilmişti diyorum.
Pek çok devlet memuru gibi “kurunun yanında yaşta yanar” misali, hiçbir geçerli sebep olmaksızın Eskişehir’e tayin edilmiştim.
Zira bu tür girişimlerde asıl olan ilgili hakkında soruşturma açılması. Akabinde fezleke düzenlenmesidir.

***

Özcan Özgür yazısında Eskişehir’den dem vurunca ister istemez, aynı şehirde görev yaptığım süreçteki yılları düşündüm
Bu nedenle izlenimleri aktarmak istiyorum.
12 Eylül döneminde Eskişehir, tipik bir Anadolu kenti olmasına karşın, geleceği çok parlak görünüyordu.
Her şeyden önce Türkiye’nin tam ortasında konuşlanan bir kent olması, özellikle ulaşım bağlamında bir takım avantajlar sağlıyordu.
Kentin konumunu dikkate alan birçok önemli iş çevreleri yatırımlarını bu kente yapmaya başlamıştı.
Bugün Kütahya, Sakarya, Ankara, Bilecik güzergâhı üzerinde yer eden her neviden önemli yatırımlar, aynı sürecin izlerini taşımaktadır.
Hal böyle olunca Eskişehir, her geçen gün özellikle ekonomik bazda daha bir ivme kazanmaya başlamıştı.
Dolayısıyla bugün Anadolu’nun parlayan yıldızlarından biri olup çıktı.

***

Aslında Eskişehir’i ayrıcalıklı yapan, sadece bünyesinde konuşlanan her neviden sanayi kuruluşları değildi.
Bugün kimler nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da Eskişehir’in istim üzerinde bir yerleşim merkezi olmasında bir isim ön plana çıkmaktadır.
Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen.
Büyükerşen Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü sürecinde öylesine kalıcı hizmetlere imza attı ki, kent bugün sadece turizm bağlamında dahi çok önemli bir avantajın sahibidir.
Aslında onu farklı kılan apayrı bir yönüydü.
Üniversite bünyesinde konuşlandırdığı “mumya heykeller müzesi” Türkiye’de ilk olmanın yanında dünyanın pek çok ülkesinde dahi yoktu.
Aynı kentte görev yaptığım süreçte mumya müzesini ziyarette ettiğimizde, şahsen hayranlığımı gizleyememiştim.
Özellikle Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelleri daha bir hayranlık uyandırmıştı.

Nasıl uyandırmaz?

Aynı müzede Ulu Önder’in yaşamı boyunca giydiği aslına uygun tüm kıyafetlerden oluşan mumya heykelleri, tam bir sanat eseriydi.
Sonra Büyükerşen’in dizayn ettiği müzede sadece Atatürk’ün heykelleri yoktu.
Bugün, ülkemiz ve dünyada kendi alanında ünlü isimlerin her biri, aynı müzede yer almaktadır.
Bu bağlamda çarpıcı bir nokta, müze ziyaretinde elde edilen gelirin imkanları sınırlı çocukların eğitimine harcanmasıdır.

***

Anlaşılan o ki;
Eskişehir Üniversitesi Rektörlüğü döneminde isminden sıkça söz ettiren Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen’e göre, bu kente olan görevleri bitmemişti.
Belediye başkanlığına aday olması bunun en belirgin göstergesidir.
Tereddütsüz başkanlığı kazanır.
Acaba, belediye başkanlığı döneminde hangi kalıcı hizmetlere imza atacak derken, işe şehrin ortasında geçen Porsuk Çayı ile başlar.
Zira bulanık akan bir çaydır.
Ama başkan, Porsuk Çayını öyle bir hale getirir ki bugün Venedik’ten farkı yok.
Venedik’te nasıl kanal üzerinde Gondol’lar la geziliyorsa Porsuk Çayı üzerinde de benzer deniz araçları vardır.
Bu arada sanılmasın ki, Belediye Başkanı Büyükerşen’in Eskişehir’e hizmetleri bunlarla sınırlı.
Bugün yıllar öncesi ile günümüz kenti arasında her alanda dağlar kadar fark vardır.
Bir kere şehrin ana artelleri baştan başa yeniden düzenlenmiştir.
Kenti baştan başa kuşatan Aşk Adası, Bilim Sanat ve Kültür Parkı, Büyük Park, Göletli Park, Japon Bahçesi, Kent Parkı, Korsan Gemisi, Bilim Deney Merkezi ve Masal Şatosu.
Ve de yapay plaj.
Tabi tüm bunların oluşmasında asıl olan Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in yaratıcılığı kadar kent meclisi ve de Eskişehir halkının desteği ve de başkana olan sonsuz güvenidir.
Kısaca, bir kentin yeniden yaratılmasında Büyükerşen öncülüğünde şartlar elverince, böylesine müstesna bir kent ortaya çıkıyor.

 

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.