SARAÇOĞLU FOBİSİ OLMASAYDI

Bu haber 20 Mart 2012 - 0:00 'de eklendi ve 582 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz Cumartesi günü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu stadında oynanan Fenerbahçe-Galatasaray derbisi, birçok yönüyle kritik edilmesi gereken bir müsabakaydı.
Bir kere kimler nasıl bir yorum getirse de sarı-kırmızılı takımın Saraçoğlu fobisi müsabakanın başlarında kendini gösterdi.
Demek ki yıllardır süregelen bir sıkıntı devam ediyordu.
Aksi olsaydı, ilk 15 dakikada Galatasaray’lı oyuncuların eli ayağı titremezdi.
Şu aşamada Türkiye Futbol liglerinde mücadele eden futbolcular arasında sakin tavırlarıyla dikkat çeken Selçuk dahi aynı süreçte ne yaptığı bilinmez bir oyun sergilemişse, bunun başkaca izahı yok.
Sadece Selçuk değil, aynı stadın büyüsünden bir türlü kurtulamayan diğer futbolcular da farksızdı.
Bunlara takımın yabancı sporcuları da eklenince ilk 15 dakikada olanlar oldu.
Önce Sow, ardından Alex’in muhteşem golleri, sarı- kırmızılı futbolcuların Saraçoğlu Stadının etkisinde kaldıklarından başkası değildi.
Değil mi ki uzunca süreçten bu yana aynı statta galip gelemiyorlardı.
Galiba tarih tekerrürden ibarettir demeye ramak kala, bir sihirli el değdi Galatasaray’lı futbolculara.
Maçın 20.dakikasından sonra ürkek takım gitmiş yerine ne yaptığını bilen oyunculardan kurulu bir takım gelmişti.
Şu aşamada ligin lideriyiz.
Üstelik en yakın takipçimiz Fenerbahçe’den 9 puan önündeyiz.
Buradan alacağımız puan veya puanlar, işimizi daha kolaylaştırır diyen futbolcular, gerçekten o dakikadan sonra kendilerine geldiler.
Tam o sırada sarı-kırmızılı takımın en isabetli transferlerinden gösterilen Elmander bir gol atınca, herkes galiba roller değişiyor dedi.
Roller diyorum.
Fenerbahçe ilk 15 dakikada sergilediği oyunu devam ettirebilseydi, Galatasaray tarihinde kara bir leke olarak görülen 6-0’ı yakalayabilirlerdi.
Dedim ya maçın başlarında sergiledikleri futbol, mükemmele yakındı.
Defansta başlayan bilinçli oyun, orta sahada devam etmiş.
İleri atılan her top rakip takım için tehlike yaratmıştı.
Nitekim art arda gelen goller, aynı güzel oyun neticesinde olmuştu.
Her halde futboldan birazcık olsun anlayan herkes Fenerbahçe’li futbolcuların attığı gollere şapka çıkarırdı.
Öyle ki Galatasaray’lı kaleci Muslera’nın gollerde yapacağı hiçbir şey yoktu.
 Bırakın Muslera’yı dünyanın en iyi kalecileri dahi bu gollere yapacağı hiçbir şey olamazdı.
Her iki golde top, öyle ölü noktalara gitti ki, sadece şapka çıkarılırdı.
***
Dedim ya o dakikadan sonra hem sarı-lacivertli hem de sarı-kırmızılı takıma bir şeyler oldu.
Fenerbahçe 2-0 dan sonra anlamsız bir şekilde işi rolantiye almak istedi.
Karşılarında ligin en iyi futbol oynayan, dolayısıyla lider takım olduğunu unuturcasına, işi kotardık havasına girdiler.
Oysa, daha oynanması gereken uzunca bir süre vardı.
Nitekim, Fenerbahçe’nin rehavet havasına girmesini Galatasaray çok iyi değerlendirdi.
Elmander’in attığı ilk gol takımı adeta ateşledi.
2.yarının başlamasıyla birlikte tekrar üstünlüğü ele geçiren Galatasaray, oyunu rakip sahaya yıkmasını bildi.
Öyle ki bu devrede Fenerbahçe’nin bir tek dahi atağı yok dense, kesinlikle abartı olmaz.
Bura karşın sarı-kırmızılılar sağlı sollu ataklarla Fenerbahçe kalesine yüklendikçe yüklendiler.
Ardından beraberlik golü oyunun bitmesine 7 dakika kala geldi.
Üstünlüğünü sürdüren sarı-kırmızılılar, maçın son saniyesinde Baros’un ayağından galibiyeti kaçıran taraf oldu.
Top üst direğe çarpıp dışarı çıktı.
Maçta 2-2’lik bor skorla sonuçlandı.
Neticede Fenerbahçe başladı, Galatasaray oyunu dengeleyip Saraçoğlu’ndan puanla dönerek, 3 maç kala Play-Off öncesinde ligin şampiyonu oldu.
Şimdi Play-Off müsabakalarını bekliyor.
Şayet aynı oyun anlayışı devam ettirilirse, şampiyonluğun en kuvvetli adayı olduğunda şüphe yok.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.