“Santral Yatağan’ı Ortadan Kaldırabilirdi”

Bu haber 24 Temmuz 2018 - 2:46 'de eklendi ve 2.783 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Evet dostlar biliyorum gündem yoğun.. ama bugün size memleket için küçük, benim için ise büyük bir haberim var..

Duyarsızlığımızın tavan, insanlığımızın taban yaptığı günlerden geçiyoruz.

İnsan” olmaya çalışmak tarih boyunca zor olmuştur. Bugün daha da zor…

Yatağan‘da “cinayet” gibi, elim bir kaza yaşadık. İki “can” verdik. Biri Yatağan‘da, biri Konya‘da toprağa verildi. Bu gün bir hafta oldu bile… Sonra unuturuz. Neleri unutmadık. Ölenlerin aileleri unutamazlar… Bir de sendikalar ve arkadaşları yıldönümünde sosyal medyada fotoğraflarını paylaşıp anarlar…

Şimdi biz gazeteciler, ilgililer ve kamuoyu Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmanın sonucunu bekliyor. Sorumlular ve suçlular belirlenip bir dava açılacak mı? Hep birlikte göreceğiz…

Ülkemizde yaşanan iş kazaları sonrasında yapılan ne açıklamalar ne de önlemler bugüne kadar kimseyi ne tatmin ne de memnun edebilmiştir. Tatmin etmiyor çünkü biz göçük altında yıllardır çok can kaybettik ve halen kaybediyoruz. Rakamlar ve olaylar gösteriyor ki yaşadığımız acılardan da ders almayı bilmiyoruz.

Daha kırkına varmadan iki can gitti. İki ailenin ocağına ateş düştü. İki hayat yarım kaldı…

xx           xx           xx

Şimdi ne olacak?” derken, Yatağan Termik Santralı ve bölgemizde dönemin Maden İş Sendikası Başkanı Murat Bekem ile birlikte özelleştirmeye karşı ilk ateşi yakan, o ünlü barikatları kuran dönemin Tes İş Sendikası Başkanı Erol Soğancı aradı. Galeri çöküntüsünün altında can veren iki genç emekçinin ölümü için “Yatağan Santralı’nda yaşanan özelleştirmenin sonucudur. İki emekçiyi kaybettik. Günlerdir iş kazası diye yazılıyor. Bu doğrudan bir cinayettir. Özelleştirmenin, kar hırsının, kapitalizmin cinayetidir.” dedi.

Bu santralda 36 yılda ilk kaybın Seray Şimşek ve Sezgin Kılıç olmadığını belirten Erol Soğancı, “Bizim ilk kaybımız, İbrahim Abalı’dır. O bizim acemilik dönemimizin kaybıdır.” diye anımsatmada bulundu.

Ardından, “18 Temmuz Çarşamba günü meydana gelen büyük facia çok daha büyük faciaya yol açabilirdi. O ihmal sonucu çöken galerinin altında hidrojen genaratörü bulunmaktadır. Eğer galeri küçük bir sapma ile onun üzerine düşmüş olsaydı, o gün Yatağan diye bir şehir kalmazdı. Haritadan silinirdi.” diyerek çok önemli bir tehlike ve tehdide işaret etti…

xx           xx           xx

Erol Soğancı önce Burhan Abalı‘yı anlattı… Yatağan Termik Santralı‘nın 1982 yılında üretime geçtiğini anımsatırken, şu ifadelerde bulundu:

Geçen çarşamba günü iki emekçi kardeşimizi yitirdik. Herkes ilk olduğunu sanıyor. İlk 1984’te Burhan Abalı kardeşimiz santral kurbanı oldu. Kaza aynı galeride, (A2) sisteminde 17 Şubat 1984 cuma günü mesai bitimine yakın yaşanmıştı. Kömür alma sisteminde çalışan arkadaşımız Burhan Abalı oradaki bantların arasında kalmış ve O’nu ‘iş kazası’ sonucu kaybetmiştik. Fethiye Günlükbaşı’nda toprağa verdik. Işıklarda yatsın.

Soğancı bu kaza için “O zaman daha hepimiz acemiydik.” derken “O kaza ilkti, ama gerek ustalaşmamız, gerek sendika denetimi ve gerekse kamu denetimi sonucu bir daha acı yaşamadık. Ta ki özelleştirmeye kadar…” diye kaydetti…

Özelleştirme öncesi Taşeron Sistemininfacia”da önemli paya sahip olduğunu ve buna özelleştirme sonrası yeni “sahip firma”nın tesiste gerekli yenileme, reviyon ve bakımı yapmamasının katkı yaptığını belirten Soğancı, “Bir defa bu kaza senin ilk yazına başlık olduğu gibi göz göre göre geldi.Tıpkı Çorlu’daki tren kazası gibi.” diyerek şöyle anlattı:

Üzgünüz ama bundan da öte de çok öfkeliyiz. Devrilen galeri tam 36 yıllık ve kaza bakımsızlık nedeniyle oldu. Özelleştirmeye karşı biz uzun yıllar bunlar olmasın diye mücadele ettik. Bu zamana kadar bu kaza olmadıysa zaten şans eseri olmamıştır. Tam 36 yıldır aynı hat kullanılıyor ve günde ortalama 15 bin ton kömür taşıyor. Malzeme yorgun. Bant, galerinin içinde 100 metre ilerliyor ve 48 metre yüksekliğe çıkıyor. Bu hat çöktü. Yaralanan ve kaybettiğimiz arkadaşlarımız bu hattın bakımında çalışan işçilerdi. Bu hat tamamen değişmeliydi. Çok açık ihmal var. Gözden kaçan çarpıcı bir şey söyleyeyim; galerinin düştüğü alanda bir ‘hidrojen üretim istasyonu’ var. Eğer galeri o tarafa düşseydi çok büyük bir facia yaşanacaktı. Yaşanması ise tamamen tesadüf! Binlerce ton metalden bahsediyoruz. Çok ucuz atlatıldı.

xx           xx           xx

Soğancı, Yatağan‘ın şimdilik atlattığı felaketi anlatırken, “Özelleştirmeden önce zaten santralde işler ‘Allaha emanet’ yürüyordu. Liyakat, mühendislik, iş güvenliği adına büyük kayıplar yaşanmıştı. Özelleştirmenin önünü açmak için özellikle verimsizleştirme ve başarısız yönetim ortaya konuluyordu. Bu facianın temeli o zamanlarda atıldı. Özelleştirmede biliyorsunuz mücadele neticesinde onlarca yıl yapılamadı. Birkaç yıl önce yapabildiler. Ama bu süre zarfında ‘bu tesisler sırtımızda yük’ diyebilmek için Yatağan gibi pek çok yer atıllaştırıldı. İşçilerin koşulları ciddi anlamda bozuldu. Özelleştirmeden sonra da bu devam etti. 36 yıllık bant sisteminin bakımının yapılması için üç kömür galerisinin ve enerji santralinin tamamen durması gerekiyor. Santrali devralan şirket üretim duracağından, para kaybı yaşayacağından, kar etme hırsı yüzünden bunu yapmadı.” ifadesinde bulundu.

Soğancı atlatılan felaketi ise şöyle anlattı:

1994 den itibaren özelleştirme süreci başlıyor. Sen de yapıdan tanıksın Uzun süre mücadele ediyoruz. 20 yıl sonra Özelleşiyor. Bu süre zarfında hiçbir yatırım yenileme yapılmıyor. Bugün yarın derken 20 yıl geçiyor. Alınması gerek önlemler alınmıyor. Galerinin Hidrojen Generatörü üzerine düşebileceği bile akla gelmiyor. Generatör santralda soğutmak için gerekli. Sürekli kullanılıyor. Atmosferdeki havadan 14 kat daha fazla iletken. Yanıcı ve patlayıcı. Patlaması Yatağan ve çevresini ortadan kaldırabilir. Türkiye deki termik santrallerin tamamına yakınında generatör soğutma sistemi olarak hidrojen gazı sistemi kullanılmaktadır. Ortalama 150 mw generatör için 180 m3 yada 1200 lt 3 atü basınçlı hidrojen gazına ihtiyaç vardır. Hidrojenin patlaması için iki ana etken vardır; ya ateşle temas edecek yada içine %4 oranında oksijen karışacak. Yani o gün galeri, generatörün üstüne düşseydi, sızacak gazın yüzde 4 gibi oksijenle buluşması Yatağan’a hidrojen bombası düştüğü anlamına gelecekti.

xx           xx           xx

Ne yapılmalı…

Erol Soğancı bu sorunun yanıtını verirken de, “Özelleştirmeye karşı 89 bahar eylemlerinden 2014’e kadar mücadele ettik. İşte bu yüzden mücadele ettik. Başta can güvenliği için sonra da ekmek için.” diyerek şu ifadelerde bulundu:

Burada çok daha büyük kazalar olabilir. Kayıplar yaşanabilir. Sorumlusu kar hırsıdır, iktidarın anlayışıdır. Madenler, santraller kamulaştırılmadan kar hırsı devreden çıkmadan bu facialardan kurtulmanın yolu yok. Şimdi santralın yeni sahibi o galeriyi yeniden kuracaktır. Bu yapılırken generatör ile ilgili tedbir alınmalı ve santral hızla elde geçirilmelidir. Bunu yapmazlar. Galeriyi kurup, santralı üretime geçirirler. Aldığım bilgilere göre çöken galeri son zamanlarda yenilensin diye gündeme getirilmiş, ama ayak sürünmüş. 2-3 yıl asansörü tamir ettiremedi bunlar. Oksijen tüplerini, ağır malzemeleri 48, 60, 68 mt yüksekliklere sırtlarında çıkardı arkadaşlarımız. Yapılması gereken kamulaştırmadır, özelleştirme politikalarını terk etmektir.

—————————————-                                                               —————————————-

GÜNÜN SÖZÜ: “Ben bakan olmaya çalışmayacağım, gören olmaya çalışacağım” Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk.

ÇİVİ

CHP Marmaris İlçe Yönetimi’nin belirlenmesi için 13 Ağustos’ta yapılacak kongrenin üyelerle mi delegelerle mi yapılacağını soranlar olmaya başladı.

Beni De Bi Gülmek Aldı:))))

—————————————————————————————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
MUSTAFA TOKSOY 24 Temmuz 2018 / 08:46

Sayın özgür baştan sona haklısın, bereket şirketi ekmek yediği tekneye bir lira yatırım yapmamakta, Muğla’dan kazandığı tüm paraları denizli ilinde yatırım yapmakta, sosyal yardımlarınıda denizli iline yapmaktadır, bakın yatırımlarına Aydem fen lisesi, Aydem spor tesisleri vs vs önce ekmek yediğin yere yatırım yap kardeşim. Yatağanı aldığından beri nasıl bir iyileştirme yapmış yanıt alamazsınız. Buradan kazandığı para ile bu bölgeye sosyal yatırım yaptınmı? Yanıt alamazsınız. Peki bizim yerel yönetimler bir şey talep etmiş mi? Oda yok. adam bizim bölgeyi soyup soğana çeviriyor, kimseden ses çıkmıyor….

Reşat Öztepe 24 Temmuz 2018 / 12:20

GOCUMAN; Yapılması gereken kamulaştırmadır, özelleştirme politikalarını terk etmektir.” Eski Sendika Başkanımız ve kıymetli arkadaşım Erol Beyefendinin ağzından “Kamulaştırma” sözünün çıkması işin vehametini mi?, yoksa da arpalık durumundaki bu gibi tesislerin yeniden geriye getirilmesi talebi m?i pek anlayamadım.Gocuman ; Bu yazınızın da ser levhası bu cümledir. “‘Duyarsızlığımızın tavan, insanlığımızın taban yaptığı günlerden geçiyoruz.”‘ Sevg, ve saygı.