Santral Kazası, Trafik Kazası, Asansör Kazası Filan…

Bu haber 07 Ocak 2019 - 0:39 'de eklendi ve 2.714 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Önce bir haber… Seçmen Listeleri askıya çıktı.

31 Mart‘ta yapılacak yerel seçimler için seçmen listeleri muhtarlıklarda askıya çıktı. Yüksek Seçim Kurulu‘nun (YSK) hazırladığı seçim takvimine göre; 4 Ocak 2019 Cuma günü saat 08:00 itibariyle çıkan muhtarlık bölgesi askı listeleri 17 Ocak 2019 Perşembe günü saat 17:00’ye kadar da askıda kalacaktır. Ayrıca Muhtarlıklar seçim süreci boyunca hafta sonları da hizmet verecek. Seçmen kayıtları hem e-devlet‘ten hemde YSK sayfasından sorgulanabilecek.

Seçmen vatandaşlarımız 17 Ocak 2019 tarihine kadar askı süresinde muhtarlıklara müracaat ederek, isimlerinin olup olmadığını inceleyebilecekleri gibi; https://secmen.ysk.gov.tr/ysk/secmenBilgiYurtici.jsp ve https://www.turkiye.gov.tr/yuksek-secim-kurulu-yurt-ici-sec… sitesinden seçmen sorgulaması yapabileceklerdir.

xx           xx           xx

Söze “Önce bir haber” diye başladığıma bakmayın. Bugün haberler arasında dolaşacağız.

Geçen hafta il merkezinde iki önemli kaza yaşadık.

O iki kazadan önce “Ceren Damar” dan söz etmeden geçemeyeceğim.

Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışıyordu. Kopya çekerken yakaladığı “hukuk bölümü” öğrencisi tarafından alçakça işkenceyle öldürüldü.

Neden?

Katilini kopya çekerken yakalamıştı!

Çocukluğumda öğretmenlerimden az dayak yemedim. Lise bir de bile. Matematik öğretmenimiz tahta pergelle parmak uçlarıma kaç kere vurmuştu… Bugünün öğrencilerinin kulağı bile tutulmuyor. Sıkıysa tutsunlar… Sakın “dayağı” savunduğum sanılmasın. Artık “dayakçı öğretmenler” yok. “İnsana insan olmayı öğreten” öğretmenler de yok… Onlar artık “anlatıcı” oldu… Anlatıyorlar çıkıyorlar…

Anlatıcılar eğitim sistemi şiddet üretiyor!

xx           xx           xx

Ankara‘dan Erdal Atıcı Sevgisiz bir toplum, saygısız insanlar üretmeye devam ediyoruz… Büyük küçük kavramı kalmadı… ‘Yasam büyüklerimi saymak, küçüklerimi sevmektir’ diye bağırdığımız andımız yasaklandı, ne diyorsunuz!..” diye yazmış.

Eğitim Enstitüsü‘nde okudum. Engelli olunca öğretmenliğe başlayamadım. Matematiğim çok kötüydü. “Okutacağım çocuklar başarısız olur” diye korkardım. Engelli olduğuma üzülürken, öğretmen olamadığıma sevindim dersem yalan olmaz.

Öğretmenlik yapsaydım, matematikte sıkıntımız olurdu belki, ama eminim sevmeyi saymayı çok iyi öğretirdim. Benim çocuklarım şiddete bulaşmazdı… Dayakçı öğretmenlerimiz vardı, ama bizim kuşaktan şiddet yanlısı çıkan görmedim…

Erdal Atıcı‘nın dediği gibi, Ceren‘in, hepimizden alacağı var… Özellikle de eğitim öğretimi yaz boz tahtasına çevirip, bataklığa dönüştüren eğitim yöneticilerinden fazla fazla…

Her birimiz suçluyuz, eğitimin şiddet üretmesinden… Çocukları iyi eğitememekten, onlara sevgiyi kardeşliği, haklıyı, haksızı, emeği, alınterini öğretememekten suçluyuz…

xx           xx           xx

Muğla‘da iki önemli kazadan ilki Muğla- Denizli karayolunda Soda mevkiinde yaşandı.

14 yaşındaki Eylül Tansu Suda‘yı trafik canavarı yaşamdan ve ailesinden koparıp aldı.

İl merkezinde Yaraş Mahallesi‘nde oturan Menteşe Şehit Jandarma Binbaşı Kıvanç Cesur Ortaokulu 8’inci sınıf öğrencisi Eylül Tansu Suda, kendisini 15 kilometre mesafedeki okuluna götürecek bir yakınının otomobiline binmek amacıyla yolun karşısına geçti.

Bu sırada Denizli yönünden gelen M.Ö. yönetimindeki 48 RZ 9124 plakalı otomobil, araca binmek üzere olan talihsiz Eylül’e çarptı. Suda oracıkta yaşamını yitirdi. Sürücü elbette gözaltına alındı. Muhtemelen tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi. İstediğiniz kadar hapis cezası alsa ne olacak? Bu Eylül Tansu Suda‘yı geri getirir mi?

Getirmez… Ama yeni Eylül Tansu Suda’lar trafik canavarına kurban gitmemeli… Biliyorum Özgecan Aslan’ı unuttuğumuz gibi, Ceren Damar’ı da, Eylül Tansu Suda’yı da unutacağız.

Unutmamalıyız…

Yaraş‘ta bir kaç yıldır o güzel şenlikleri yapmayı akıl eden yerel yönetimlerimiz karayolları üzerindeki mahallerde (köylerde) yaşayanlar için, Suda‘lar için akan trafiği yavaşlatabilecek önlemler almalılar. Alamıyorlarsa, Bölge Trafiği, Karayollarını harekete geçirmeliler…

xx           xx           xx

İl merkezindeki ikinci önemli kaza ise Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim Araştırma Hastanesi’nde yaşandı.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi‘nde, daha önce defalarca arıza yaptığı hastane yönetimine bildirilmesine rağmen sorunun giderilmediği bilinen asansör 2. kattan eksi bire çakıldı.

Bu sırada asansörde bulunan kardiyoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Biteker, refleksle yanında bulunan 5 aylık hamile kadının korkuluklara tutunmasını sağladı. Bu sırada Biteker’in sol bacağı dizinden kırıldı. Ameliyat için sedye ile 3. Kata çıkarılmak istenen Biteker’in bindiği bu asansör de bozuldu. Birteker ve yanındakiler bir de burada mahsur kaldı.

Haberlerine bazı arkadaşlarımız “Kabus Gibi”, bazıları da “Doktorun Asansör Talihsizliği” başlığı attı. Ben de neden “Kahraman Doktor” başlığı atan olmadı şaşırdım…

Hastane yetkililerine bakılırsa abartılacak bir durum yok. Yetkililerce “Asansörlerin hepsi yeşil bandrollü olup bakım ve kontrol eksiği bulunmamaktadır. Kontrollerin tam ve zamanında yapılması teknik birimimiz tarafından denetlenmektedir. Hastanemizde sürekli olarak asansör firmasının bir elemanı bulunmaktadır ve ani arızalara müdahale etmektedir. İdaremizce olayla ilgili hemen inceleme başlatılmış, asansör firmamız olan Beta Asansör sorumluları ile görüşülmüş ivedi şekilde hastanemize teknik analiz ve arızanın tespiti için çağrılmıştır. Yapılan inceleme sonrasında gerekli bilgi kamuoyu ile paylaşılacaktır. Saygılarımızla..” diye açıklama yapıldı.

Yatağan Termik Santralı‘nda iki genç işçinin ölümünün sorumluları daha açıklanmadı. Bunu da bekleriz!

xx           xx           xx

Tıp Fakültesi Eğitim Araştırma Hastanesi‘nde bu asansör kazası ilk değilmiş ve sık sık yaşanmaktaymış. Böyle bir kazada “İş Kazası Tutanaağı” tutulması gerekiyor, ama yetkililerin açıklamasında bundan söz edilmiyor. Sanki kazanın üstü örtülüyor…

Arkadaşlarımızın edindiği bilgilere göre, “asansörler hala müteahhit denetiminden hastane yönetimine devredilmemiş”… Normalde yönetime zimmetlenmesi gereken asansör “İlknur” adında bir göevliye zimmetlenmiş… Dahası asansörlerin kapıları bile mudahalesiz kapanmıyormuş. Asansörde katta kalan doktorlar, hasta ve hasta yakınları iki elleri ile aldıkları destekle asansörün iki kanadını birleştirerek çalışmasını sağlıyorlarmış.

Bunlar belki bundan sonra halledilir.. Benim merak ettiğim ya Kardiyolog Doç. Dr. Murat Biteker yaşamından olsaydı?

Bir de hala yoğun yağışlarda damı akan, başta anjiyo üniteleri olmak üzere bir sürü eksiği ile bu hastaneyi kim teslim aldı? Yoksa hastane personelinden birine mi zimmetlendi?

xx           xx           xx

Muğla Tabip Odası Başkanı Dr. Hakkı Turan da yazılı bir açıklama yaparak Eğitim Araştırma Hastanesi‘nde iş ve can güvenliğinin sağlanmasi için yetkilileri göreve çağırdı.

03 Ocak Perşembe günü yaşanan “kazanın” ilk olmadığı ve daha önce asansörlerin defalarca arıza yaptığı hastane yönetimine bildirilmesine rağmen sorunun giderilmediği ifade edilen açıklamada şöyle denildi:

Açıldığı günden bugüne bir yangın, sayısı onu bulan ve hastanenin arşiv odası, endoskopi, diyaliz birimleri gibi kritik bölümlerini etkileyen su baskınları ve defalarca tekrarı olan asansör arızalarının, hasta ve çalışan güvenliğini tehlikeye atar boyutlara ulaşmasından derin bir üzüntü ve kaygı duymaktayız. İş ve can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri göreve çağırır, bu konunun ve diğer aksaklıkların takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.

Ee tabi birilerinin de takipçi olması gerekiyor… Ben hala düşen asansörde hamile kadını kollamak isterken bacağını kıran kardiyoloğu düşünüyorum… Ya ölseydi? Ya bundan sonraki kazalarda ölen olursa?

—————————————-                                                                                               —————————————-

GÜNÜN SÖZÜ: Kuşkusuz ki en büyük ön yargı; etrafımızdaki herkesi insan sanmamızdır. (Charles Bukowski)

ÇİVİ

Arkadaşım “Türk Milleti direniyor..! Evlerde fileler örülüyor. Yaşasın poşet direnişimiz.! Haklıyız kazanacağız.! Milletim benim.!” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

————————————————————————————————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.