Sanık Dağlı: ‘Koordinatları Sönmezateş verdi’

Bu haber 08 Mart 2017 - 0:09 'de eklendi ve 410 kez görüntülendi.

Marmaris’te 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otelini basılmasına ilişkin davada ek ifade veren eski tuğgeneraller Sönmezateş ve Coşkun Yurtta Sulh Konseyi üyesi oldukları iddiasını reddetti. Savunmasını yapan Pilot Albay Murat Dağlı da, “Gideceğimiz yerin koordinatlarını Sönmezateş verdi. O gece Ege Ordu Komutanı beni telefon ile aradı ve herhangi bir oluşumun içinde olup olmadığımı sordu. Ben bu soruyu anlayamadım. Bana ‘Amirin ile görüş emri teyit ettir. Gözlerinden öpüyorum’ dedi. Ege Ordu Komutanımız o saatte keşke söyleyemediği bilgileri söyleseydi ben bugün burada olmazdım” dedi.
Kadir TAMER

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi saldırı düzenleyen 1’i firari 37 darbeci askerin aralarında bulunduğu 47 sanığın yargılanmasına Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne devam edildi. Davada ek ifade veren eski Tuğgeneraller Sönmezateş ve Coşkun Yurtta Sulh Konseyi üyesi oldukları iddiasını reddetti. Savunmasını yapan Pilot Albay Murat Dağlı da, “Gideceğimiz yerin koordinatlarını Sönmezateş verdi. O gece Ege Ordu Komutanı beni telefon ile aradı ve herhangi bir oluşumun içinde olup olmadığımı sordu. Ben bu soruyu anlayamadım. Bana ‘Amirin ile görüş emri teyit ettir. Gözlerinden öpüyorum’ dedi. Ege Ordu Komutanımız o saatte keşke söyleyemediği bilgileri söyleseydi ben bugün burada olmazdım” dedi.
Sönmezateş ve Coşkun’dan ek savunma
Duruşmada tutuklu sanıklarından eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş ve eski Kara Havacılık Okul Komutan vekili Tuğgeneral Ünsal Coşkun ek ifade verdi. Sönmezateş ve Coşkun Yurtta Sulh Konseyi üyesi oldukları iddiasını reddetti. Sanıklar “Yurtta Sulh Konseyi ismini o gün öğrendiklerini, 38 kişilik listeden 4 ya da 5 kişiyi ancak tanıdıklarını ileri sürdüler.
15 Temmuz tarihinde 3. Kara Havacılık Alay Komutanı ve suikast timini taşıyan helikopterin birinci pilotu olan Albay Murat Dağlı da ifadesinde Ege Ordu Komutanı ile yaptığı telefon konuşmasını anlatarak şunları söyledi, “Ünsal Paşa telefonda bana akşam saatlerinde bir görev verilebileceğini söyledi ama görevin mahiyeti hakkında bilgi vermedi, benim hazır olmamı söylendi. Saat 18.00 sıralarında hareket merkezindeki nöbetçi geldi ve planlı bütün uçuşların iptal olduğunu söyledi. Saat 20.00 sıralarında tekrar Ünsal Paşa’yı aradım. Kendisi yasağın kalktığını, görevin devam edeceğini ve ayrılmamam gerektiğini söyledi. Saat 21.30 gibi Özcan Karacan beni aradı. Helikopterlerin hazır olduğunu, Çiğli’ye uçacağımızı, helikopterin konum bilgilerini veren DT500’ün ve takip cihazlarının kapalı tutulmasını istedi. Bunun nedenini sordum. Bana ’emirler böyle’ dedi.
‘Oluşum içinde misin?’
Saat 21.55 gibi pistte pilotlarla bir araya geldik. Pilotlara kullanacağımız ortak frekansı verdim. Bir süre sonra Çiğli’ye indik. İndiğimizde bizi kimse karşılamadı. Bir süre sonra Sikorsky helikopter indi ve içinden kamuflajlı askerler indi. Kendilerini bekleyen araca binerek uzaklaştılar. Bu kişilerin kim olduklarını bilmiyorum. Saat 11.30 gibi Kuvvet Komutanı ile Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı’nın Kara Havacılık Üssü’ne geldiğini öğrendim. İcra edilecek programın onların bilgisi dâhilinde yapılacağını düşündüm. Bu esnada Ege Ordu Komutanı beni telefon ile aradı ve nerede olduğumu sordu. Kendisine Çiğli’de olduğumu söyledim. Neden oraya gittiğimi, herhangi bir oluşumun içinde olup olmadığımı sordu. Ben bu soruyu anlayamadım. Bana ‘Amirin ile görüş emri teyit ettir. Gözlerinden öpüyorum’ dedi. Ege Ordu Komutanımız o saatte keşke söyleyemediği bilgileri söyleseydi ben bugün burada olmazdım.
‘Emir genelkurmay’dan, komutanınaza bilgi vermeniz gerek yok’
Ege Ordu Komutanı’nın telefonu üzerine Ünsal Paşa’yı aradım. Ege Ordu Komutanımızın söylediklerini ilettim. Ünsal Paşa, ‘Siz Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlığın emri ile görev yapıyorsunuz. Görevinize devam edin. Ege Ordu Komutanı’na bilgi vermenize gerek yok’ dedi. O gece nöbetçi amirim bile beni aramadı. Telefonum açıktı. Ben o akşam hiçbir personele telefonu kapatma emri vermedim. Sıkıyönetim ve darbe olduğunu tutuklandığımda öğrendim.
Sönmezateş koordinatları verdi’
Saat 01.30 sıralarında piste doğru bir grup asker geldi. İçlerinden birisi bizi yanına çağırdı. Bu kişinin Gökhan Şahin Sönmezateş olduğunu öğrendim. Koordinatları vererek bu noktaya götürmesi emrini verdi. Ben nereye gideceğimiz ve görevi tekrar sordum. Sönmezateş sert bir şekilde Marmaris’e gideceğimizi, Genelekurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının direktifleri ile bu görev yapacağımızı söyledi. Detay vermedi. Kalkış anında görev iptali bilgisi geldi. Bir süre sonra Akıncı Üssü’ne gidileceği talimatı verildi. Kalkış yaparken yine görev iptali oldu ve Marmaris’e gidileceğini açıklandı. Saat 02.45-03.00 arasında telefonuma Cumhurbaşkanı’nın İstanbul’a indiği ve basın açıklaması yapacağı mesajı geldi. Biz üç helikopter Cumhurbaşkanı’na suikast yapmaya gidiyormuşuz. Ben bu bilgiye sahip olsam diğer arkadaşları neden Cumhurbaşkanı İstanbul’daymış diye neden uyarmayayım.”
Yanlışlıkla ateş almış
Personel helikoptere bindikten sonra Marmaris’e gitmek üzere yola çıktıklarını belirten Murat Dağlı, “Marmaris’e ulaştığımızda birinci helikopter iniş yapamadı. Ben müsait bir alan buldum. Havalandıktan sonra 170 metre yükseklikte deniz üstündeki bölgede beklemeye başladık” dedi. Mahkeme Başkanı havadayken “Ateş ettiniz mi” sorusuna Dağlı, “Bu esnada bizim helikopterden bir el ateş edildi. Ne olduğunu sorduğumda yardımcı pilot helikopterdeki askerin silahıyla oynarken yanlışlıkla ateş edildiğini söyledi. Ben de bir daha olmaması için uyardım. Helikopterden kesinlikle ateş edilmedi” diye cevap verdi. Havalandıktan sonra yakıt ikmali için Imsık’a gittiklerini kaydeden Dağlı, “Imsık’a indik. Fethi Yarbay bizi karşıladı. Ben ilk defa neler olduğunu Fethi Yarbay’ın odasında televizyonda gördüm. Imsık’tan Gökhan Şahin Sönmezateş ile birlikte İzmir Çiğli’ye gittik. Burada gözaltına alındık” dedi. Mahkeme Başkanı Baştoğ, Murat Dağlı’ya “Yunanistan’a kaçan helikopterin sizle alakası var mı” sorusuna, “Hayır, o helikopter İstanbul’a ait bir helikopter” yanıtını verdi.

 

 

 

‘Suikast timi’ sanıklarına protesto

15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele baskın düzenleyen askerlerin yargılanmasına yeniden başlandı. Üç günlük aranın ardından aralarında Ali Yazıcı, Şükrü Seymen, Zekeriya Kuzu, Taner Berber’in bulunduğu toplam 44 tutuklu sanık geniş güvenlik önlemleri altında duruşmanın görüldüğü Muğla Ticaret ve Sanayi Odası’na getirildi.
Kadir Tamer
15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele baskın düzenleyen askerlerin yargılanmasına yeniden başlandı. Üç günlük aranın ardından aralarında Ali Yazıcı, Şükrü Seymen, Zekeriya Kuzu, Taner Berber’in bulunduğu toplam 44 tutuklu sanık geniş güvenlik önlemleri altında duruşmanın görüldüğü MuğlaTicaret ve Sanayi Odası’na getirildi. Sanıklar burada toplanan AK Parti Muğla İl Teşkilatı üyelerinin protestosu eşliğinde jandarmalar arasında duruşma salonuna alındılar. Ellerinde ‘İdam isteriz’, ‘Game over FETÖ’, ‘Asımın nesli darbecileri yendi’, ‘Darbeciler için yaşasın cehennem’, ‘Şizofren Fetoşun uşakları’ yazılı dövizleri taşıyan grup sloganlar attı. Grup üzerinde “Reis seninleyiz” yazılı Erdoğan’ın fotoğraflarını taşıdı.

Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 20 Şubat tarihinde başlayan davada bugüne kadar aralarında Gökhan Sönmezateş, Zekeriya Kuzu, Şükrü Seymen’in de bulunduğu 32 sanık dinlendi.

 

 

 

‘Makineli tüfeği kullanılamaz hale getirdim’
MAK timinde görevli Hasan Aslanbay, operasyonun sivillerin bulunduğu bölgede gerçekleşmesi nedeni ile makineli tüfeği kendisinin bozarak kullanılamaz hale getirdiğini söyledi.

 

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda ifade veren helikopter pilotu Yarbay Yücel Ekizoğlu, “Örgütle bağlantım yok. İddianamede cüzdanımda 1 dolar bulunduğu belirtiliyor. Benim cüzdanımda 2 dolar vardı. Afganistan’da Barış Koruma Birliğinde görev aldım. Buradaki tüm birliklerde alışverişler dolar üzerinden yapılmaktadır. Cüzdanımda bulunan dolarlar kamp bölgesinde yapılan alışverişten kaldı. 5 ve 10 dolarları kızıma ve yeğenime verdim. Kalan 2 doları da cüzdanımda olarak sakladım” dedi.
15 Temmuz gecesi saat 21.15’de karargâh binasında Bahattin Akgül’ün yanına gittiğini belirten Ekizoğlu, “Albay Murat Dağlı ekiplerin hazır olup olmadığın sordu. Çiğli’ye gideceğimizi söyledi. Daha sonra üç ekip halinde Çiğli meydanına gittik. Gökhan Şahin Sönmezateş koordinatların yazılı olduğu bir kâğıt verip bir personel alınacağını söyledi. Ben cep telefonumdan bu koordinatların yerinin Marmaris olduğunu öğrendim. 25-30 kişilik ekip üç helikoptere bindiler. Telsizden 4 numaralı helikopterin pilotu göreve gelmek istemediğini belirtip kalkış yapmadı” dedi.
Mahkeme başkanının ‘Bu olaydan hiç haberiniz olmadı mı? Telefonunuz açıkmış’ sorusuna, “Eşim ile ve eşimin kuzeni ile görüştüm. Ancak bu konuda hakkında bana hiçbirşeyden bahsetmediler. Hatta Ege Ordu Komutanı’nın emir subayı benim telefonumu aradı. Telefonu helikopterin birinci pilotu Albay Murat Dağlı’ya verdim. Görüşmeden sonra Murat Dağlı bize, Ege Ordu Komutanının gözlerimizden öptüğü mesajını iletti. Marmaris’e geldiğimizde personeli indirdim. Deniz üstünde bir mil açıkta beklemeye başladım. Yakıtımız azalıyordu. Ben de bunun üzerine Imsık’a yöneldim. Imsık’a iniş yaptıktan sonra Fethi Yarbay’ın odasına yöneldim. Yarbay tedirgindi. Kolumu tutarak ‘Çok kötü şeyler oldu, bir daha kalkmayacaksınız’ dedi. Ne olduğunu sordum. Kolumu sıkarak beni odasına götürdü ve olayları anlattı. Bunun üzerine uzak bir bölge giderek kendimizi önce tecrit ettik, sonra güvenlik güçlerine teslim olduk” dedi.
Yücel Ekizoğlu’ndan sonra ifade veren MAK timinde görevli Hasan Aslanbay da “İlk emri Taner Berber’den aldım. Emir komuta zincirinde bu görevi yerine getirdim. Katıldığım görevde Skorsy helikopterindeki makineli tüfeğin başında bulunuyordum. Görevin darbe kalkışmasına ait olduğunu birilğime teslim olduğuma kadar bilmiyordum. Birliğime geldikten sonra nizamiyeden eve gittim. Teslim olana kadar evde kaldım ve kaçmadım. Evde televizyonu izlediğim görüntülerden sonra eşimle konuşup teslim olmaya karar verdim” dedi.
Görevin sivil bölgede gerçekleşeceğini öğrendikten sonra tedirgin olduğunu anlatan Aslanbay, “Taner Berber’e makineli tüfek ile sivillerin olduğu yere nasıl eteş deceğimi sordum. Taner Berber de bana kesinlikle sivillere ateş açılmayacağını söyledi. Karşı ateş gelirse o bölgeye ateş edebileceğimi söyledi. Şükrü Seymen’den ateş edilmesi yönünde bir emir almadım. Havadayken, makineli tüfeği kullanılamaz hale getirdim. Olayın başından sonuna kadar hiçbir şekilde ateş etmedim. FETÖ/PDY sadık üyesi suçlamalarını kabul etmiyorum. Bana ait yerlerde yapılan aramada örgüte ait hiçbir şey bulunmamıştır. Hiçbir örgüte üye değilim” savunmasını yaptı.
Cep telefonunun gözaltında bulunduğu sürede kullanıldığını öğrendiğini belirten Aslanbay, ifadesine şöyle devam etti: “Gözaltında bulunduğum sürede 30 Temmuz tarihinde daha önceden polise teslim ettiğim telefonumun kullanıldığını öğrendim. Bu konuda suç duyurusunda bulundum. Ben 15 Temmuz günü darbe girişimine değil, harekâta dair bir göreve katıldım. Emir komuta zinciri çerçevesinde katıldığım görevde amirlerimden suç teşkil edecek bir emir almadım. Bana terör örgütü üyesinin alınacağı bilgisi verildi. Ben bu göreve Cumhurbaşkanını alınacağı bilgisi ile katılmadım. Aşağıda polis olduğunu, 17 Temmuz tarihinde evde televizyondan, iki polisin şehit olduğunu ise polise teslim olduktan sonra 19 Temmuz tarihinde Muğla’ya getirildiğimde öğrendim. Hakkımdaki suçlamaların hiç birisini kabul etmiyorum.”
Aslanbay, ifadesinde göreve gittiği bölgenin tatil yeri olması nedeniyle operasyonun İŞİD mensubu bir terör üyesine yapıldığını düşündüğünü sözlerine ekledi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.