SANDIK MI? TERÖR MÜ?

Bu haber 18 Haziran 2013 - 10:31 'de eklendi ve 1.308 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

CHP’li Meclis Üyelerinin de oyu ile yürürlüğe giren Taksim’deki yayalaştırma ve yol genişletme projesi kapsamında Gezi Parkı’ndaki ağaçların başka alana dikilmek üzere canlı olarak sökülüp nakledilmesini protesto etmek amacıyla başlayan ve Bodrum dahil birçok il ve ilçelere sıçrayan olayları şöyle sakin bir kafayla, sağduyu ile tekrar gözden geçirelim.
Eski istihbaratçılardan Mahir Kaynak’ın meşhur bir denklemi vardır; bir olayın sonucundan kim faydalanıyor veya nemalanıyorsa faili odur.
O halde neden-sonuç ilişkisine odaklanmamız lazım. Eyleme karışanlar dahil herkes iyi bilir ki, Sayın Başbakan’ın Belediye Başkanlığından bugüne kadarki döneminde İstanbul’a 1 milyardan fazla ağaç dikmiş, kent adeta yeşile boyanmıştır.
Gezip Parkındaki 30 adet ağacın (katliamı değil) son teknoloji ile başka yere nakli sizce bu eylemlerin gerçek nedeni olabilir mi?
Devletin görevi, marjinaliyle, ılımlısıyla, dindarıyla dinsiziyle, sarhoşuyla ayyaşıyla tüm vatandaşlarını kucaklamaktır. Onları ötekileştirmeden, tahrik etmeden toplumsal bütünlük içinde tutmaktır liderlik.
Saat 22.00den sonra alkolün satışına getirilen yasal sınırlamayı bile kamuoyuna tam anlatamıyorsanız, Taksim’deki projeyi halka benimsetemiyorsanız, istismarlara, tahriklere kapı aralıyorsanız ve kriz yönetiminde zaaf gösteriyorsanız o zaman yeni bir toplumsal mutabakata ve ulusal bilincin yeşertilmesine ihtiyaç var demektir.
Erk sahibinin topu taca atma lüksü yoktur. Sorunları çözme, toplumun tüm katmanlarını olduğu gibi sevme, kucaklama mecburiyeti, ikna etme, hatta mutlu etme görevi vardır.
IMF’e borcu biten, uluslararası kredibilitesi yükselen, bölgesinde model ve etkin güç olma yolunda ilerleyen, ekonomik olarak da birçok Avrupa ülkesini teslim alan krizlerden etkilenmeyen, istikrarlı büyüme trendine girmiş bir Türkiye üzerinde tabii ki bir takım tuzaklar, oyunlar, komplolar olacaktır.
Sen misin caka satan, al sana bir eylem dercesine tamamen güdümlü bir proje kapsamında gelişen olayların ülkeye maliyeti en az 10 milyar TL. Onca dahili ve harici krizlerden etkilenmeyen Borsa’daki %10.5’luk düşüş, doların fırlaması, faizlerin yükselmesi sizce kime yaradı? İçerideki rant avcılarına ve eline oğuşturarak dışarıda Türkiye’nin hızını kesmek için bekleyenlere..
Aslında bu olaylar bir sürpriz değil. Aynı filmi biz öğrencilik yıllarında 80 öncesinde gördük. Hatta darbe ortamının olgunlaşması için öğrenci olaylarına destek veren paşaları gördük. Bir gecede devletin kasasını soyanları gördük. Sağ ve sol grupların aynı mihraktan beslendiğini ve yönetildiğini gördük. PKK terörüyle ülkemin geleceğinden 30 yılın, kasasından da 300 milyar doların çalındığını gördük. Geçmişi niçin çabuk unutuyoruz? Niçin tuzaklara düşüyoruz? Niçin sorunlarımızı aklıselimle çözmüyoruz?
Protestoya evet, farklı fikirlerimizi ve önerilerimizi yasal her zeminde dile getirelim. Ancak, yakıp yıkmak, yağmalamak, devlet malına zarar vermek neyin nesi? Lise öğrencilerini sokağa dökmekle ne kazanacağız?
Evet, polis orantısız güç kullanmış olabilir ama o da sonuçta bir emir kulu. Binlerce kişi polisin üzerine taşla, sopayla, sapanla saldırırsa siz polis olsanız ne yapardınız? En basitinden Bodrum’da üç polisin kolu bacağı kırık, onlarcası da tedavi altında. Polis kaç eylemcinin kolunu, bacağını, kafasını kırmış? Aynı eylemciler gibi onlar da insan, öfke kontrolü konusunda, tepki de hatalar olabilir ama polisi o noktaya getiren eylem, hareket, hakaret, küfür ve şiddeti görmezden gelirsek haksızlık olur.
Aynı 1 Mayıs, Sivas, Kahramanmaraş, Başbağlar hatta Balgat katliamları gibi karanlık noktaları çok olan, belli mihraklardan yönetilen, amacı da Türkiye’yi tökezletmek olan bu tuzaklara bir daha düşmemek için başka Hükümet, Başbakan ve basın olmak üzere herkese büyük görevler düşüyor. Lütfen milli çıkarlarımızı zedelemeyecek daha olgun ve daha demokratik eylem yöntemleri geliştirelim.
Bakınız turizm sezonu başladı. Bodrum’dan dünyaya yayılan bu görüntüler rezervasyon iptallerine sebep olursa turizmciye bunun hesabını kim verecek? İyi düşünelim, hele sezon başında Bodrum bu tür terör eylemlerinden çok zarar görür. Herkes söylemini ve eylemini ona göre ayarlamalı.
İktidarın icraatlarını, yaptıklarını beğenmeyebiliriz. Başbakan’ı görevinden alaşağı etmek isteyebiliriz. Bu duygu ve hedefler herkesin doğal hakkıdır. Olgun demokrasilerde bu tepkileri ve muhalefetin eylemlerini hazmetmek iktidar için bir erdemdir.
Ancak, bu tüm dünyanın hayranlık ve kıskançlıkla izlediği, tam da IMF’ye borcumuzun bittiği anda ekonomik gidişatı zedeleyecek ülke ekonomisine üç günde 10 milyar lira zarar ettirecek, PKK terörünü aratmayacak eylemlere de onay vermemiz anlamına gelmemeli.
Yapılan eylemin, tam da PKK terörü bitme noktasına gelmişken patlatılması, hele yöntem olarak da yakıp-yıkma, yağma-talan, devlet malına zararda azami gayret gibi yöntemleri tekrar terör örgütünün tarzıyla örtüşmesi acaba bize bir şeyler çağrıştırmıyor mu?
Anlaşılan bizi rahat bırakmayacaklar. Ülkemiz yeni kutuplaşmalara, yeni tezgah ve tuzaklara, yeni krizlere ve kaosa gebe. Uyanık olmak, her zamankinden daha dikkatli ve hassas olmak zorundayız. Ülkemizi kaosa sürüklemek isteyen Türkiye’nin özgün gücüyle ayağa kalkmasından rahatsız olan, bölgesel güç olacağından endişelenen dış güçlere inat oyuna gelmemeliyiz. Yalan habere, kışkırtmaya, provokasyonlara pabuç bırakmamalıyız. Tekrar söylüyorum, derdimiz AK Parti ve Erdoğan ise bunun tek yolu sandıktır, terör değil.
Hoşçakalın…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.