Sanal Dostlarımla Hasbihal

Bu haber 29 Ağustos 2015 - 1:12 'de eklendi ve 1.100 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

Değerli dostlar;

Farklı siyasetlerimiz, ideolojik kabullerimiz, hatta yaşam tercihlerimiz elbette vardır. Bu farklılıklarımız bir bakıma toplumsal zenginliğimizdir.

Herşeye rağmen ortak paydamız; aziz şehitlerimizin kanıyla sulanmış şu cennet vatanda, bin yıllık ulu çınarın gölgesinde birlikte yaşıyor olmamız değil midir?

O halde, sosyal medyayı saran, zehirleyen bu kin, bu öfke ve nefret niye?

İktisadi ve siyasi görüşlerimiz, çözüm önerilerimiz farklı olabilir. Hatta inançlarımız da farklı olabilir. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Asıl yanlış ve tehlikeli olan, hepimizin fabrikasyon ve asimilasyon ürünü gibi tek kalıptan çıkmışçasına aynı şeyleri düşünüyor olmamızdır.

Zaten, görüş ve inançlarından dolayı insanları sorgulamak ve mahkum etmek bir bakıma Allah’ın işine karışmak olmaz mı?

Yüce Allah isteseydi hepimizi aynı dini görüş ve ırktan yaratamaz mıydı? Şayet bu soruya, elbette O’nun gücü her şeye yeter diye cevap verebiliyorsak, o halde, niçin ruhban sınıfı gibi O’nun adına O’nun işine burnumuzu sokuyoruz?

Sonucuna katlanmak kaydıyla Allah bize bu özgürlüğü vermiş. Doğruyu, yanlışı ayırt edecek aklı da vermiş.

Aile, çevre, idoller ve okuduğumuz eserler bizim fikir ve inanç dünyamızı şekillendirirken hep aklımızı kullanmıyor muyuz?

Bir başka deyişle, hiçbirimiz bugün uğrunda dostlarımızı kırdığımız, bazen de bedel ödediğimiz saplantı ve kazanımlarımızla doğmayız. Ektiğimiz de biçtiğimiz de bize aittir.

Bunlar değişmeyecek, değiştirilemez veya vazgeçilmeyecek tabular da değildir. Nitekim bilimsel gerçek diye, pozitifist dünyanın bize yutturduğu birçok şey bir süre sonra yine bilimsel verilerle çöp sepetine atılmıyor mu?

O nedenle farklılıklarımız, tercihlerimiz ne olursa olsun coğrafi, tarihi, kültürel ve manevi zenginliklerimizden beslenen ortak paydalarımız o kadar çok ki, ah bir görebilsek…

Medeni ölçüler içinde ikna yoluyla ve birbirimize tahammül ederek halledemeyeceğimiz hiçbir meselemiz yok. Olmadı, son kertede “leküm, diniküm, veliyedin” üslubunu kullanırsınız olur biter. Böylece herkesi incitmeden, incinmeden kendi yolunuza devam etmiş olursunuz.

Bundan daha güzel ve daha temiz bir üslup var mı? Yeter ki samimi olalım, yeter ki aklımızı kiraya vermemiş olalım.

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun dediği gibi “Bir saniye sonrası için bile garantimiz olmayan bu fani dünyada fırıldak olmaya değer mi?” Aynı şekilde kalpleri incitmeye de değmez.

Sosyal medya dedikleri şu kervana yeni katıldım. Böylece farklı görüş ve önerilerden istifade ederken, kendi düşüncelerimi de eleştiriye açık tutmak istedim.

İyi de oldu izini kaybettiğim birçok eski dostlarla yeniden irtibat kurmuş oldum.

Farklı yorum ve eleştirilerden istifade etmeye başladım.

Güzel bir ortam, fikirler uçuşuyor, farklı görüşler buluşuyor. Tabiri caizse tam bir sanal harman. Sonuçta insanlar farkında olmasalar da toplumsal bir senteze doğru ilerliyor. Böylece hoşgörü kültürü ve demokratik olgunluk at başı gelişecek. Birbirimize tahammül ederek farklılıklarımızı zenginliğe çevirerek geleceğin Türkiye’sini birlikte kuracağız.

Ancak, bu güzel ortamı kirleten, zehirleyen çabalar da yok değil. Birincisini, yani ahlak, edeple ilgili kötü kullanımlara o yolun yolcularına havale ederek ikinci ızdırap duyduğum konuyu geçmek istiyorum;

İnsanlar fikirlerini veya karşıt fikirlerini beyan ederken niçin hakarete, küfüre ve argo ifadelere ihtiyaç duyarlar anlamıyorum. Bunun anlamı ya acizliktir, ya da sağlık sorunu.

Eğer bu ortamı paylaşıyorsanız, hazmedeceksiniz veya karşınızdakini ikna edeceksiniz. Sosyal medya paydaşını sizin gibi düşünmeye zorlamak baskı rejiminden ve faşizmden ne farkı var? Bir tarafta demokrasi, barış, insanlık, çağdaşlık diyeceksiniz, diğer yandan da bir fikre bile tahammülünüz olmayacak. Bu çelişkinin veya tarzın literatürde izahı yok.

Fikirlerimizi, medeni ölçülerde birbirimizi incitmeden de paylaşabiliriz. Çünkü sosyal medyayı kullanma amacımız şayet fikirlerimizin kabul görmesi ise, küfürle hakaretle ve sizin gibi düşünmeyenleri inciterek nasıl olacak bu iş? Taraftar bulayım derken yalnızlaşıyorsunuz, bir bakıma hem seyircisiz hem de tek kale, tek kişi maç yapıyorsunuz. Bu işte bir terslik yok mu?

O halde, yapılması gereken şey, bu tarz çirkin uslup kullanan ve küfürlü ifade kullananları engellemek belki de onlara yapacağımız en büyük iyilik olur. Bu işin bir de yasal boyutu var. Çünkü sanal ortamdaki sözlerin ve resimlerin hiçbiri kaybolmuyor. Aksine her biri lehimizde veya aleyhimizde delil teşkil ediyor.

Sonuçta kötü paylaşım sahibine aittir, herkes kendine yakışanı yapar.

Sağlıcakla kalın, her şey gönlünüzce olsun.

Not: Bu yazımı ve erken seçim sürecine girdiğimiz şu günlerde özellikle siyasetçilerimize ve siyasetle ilgilenenlere de ithaf etmek istiyorum.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.