SANA YAKIŞMADI AHMET

Bu haber 14 Mayıs 2013 - 0:02 'de eklendi ve 1.881 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Dünyanın varoluşundan günümüze değişmeyen bazı kurallar vardır.
Hele bu, Yüce Yaratan tarafından emri vaki olmuşsa, insanoğlunun yapacağı bir şey yoktur.
Ne etseniz ne yapsanız da önüne geçemezsiniz.
Değil mi ki hak vacip oldu.
Ölüm kaçınılmazdır.
Ezelden beri her canlı mutlak surette ölümü tatmıştır ve de tadacaktır.
Yine de bazı ölümler var ki daha bir acı.
Dolayısıyla sadece ateş düştüğü yeri yakmıyor.
Aile efradı olmak üzere onu yakından tanıyanların her biri yüreklerinde dayanılmaz acı hisseder.
İşte geçtiğimiz Cumartesi günü Muğla’ya böyle bir ateş düştü.
Hem de aklımızın kenarından geçmeyen ve de hiç ihtimal vermediğimiz birisi adına.
Sevgili Ahmet’ten dem vuruyorum.
Ahmet kim mi?
O ne değildi ki!
Muğla Merkez İlçede günlük olarak halkın hizmetine sunulan “Yenigün” gazetesinin sahiplerinden olduğu kadar, tam bir basın emekçisiydi Ahmet Bayrak.
Aslında onu tanıyışım yıllar öncesine rastlar.
Bir gün Hamle Medya Kuruluşuna gelmişti.
Muğla Üniversitesinde okuduğu, gazeteciliğe karşı ilgisi olduğu için bizimle çalışmak istediğini söylemişti.
O süreçte öğretmenlikten yeni emekli olmuş ve Hamle bünyesinde çalışmaya başlamıştım.
Böylece sevgili Ahmet’le birlikteliğimiz o zaman başladı.
Bakıp gördük gazeteciliğe dört elle sarılıyor.
Bir taraftan gazete haberlerini yetiştirmeye çalışıyor. Yanı sıra Hamle TV adına da taşın altına elini koyuyor.
Anladım ki sevgili Ahmet, gazeteciliğe asıl meslek edinecek.
Nitekim edindi de.
Bugün babası duayen gazetecilerden Kazım Tokuç’la birlikte çıkardıkları “Yenigün” gazetesi, kısa süre içerisinde hak ettiği yeri bulmuştu.
Bunda asıl paye sahiplerinden biri şüphe yok ki Ahmet Bayrak’tı.
Zaten, gazetecilikte gösterdiği başarı onu ulusal bazda yayın yapan Doğan Haber Ajansının Muğla temsilciliğine kadar yükseltti.
O bu payeyi bileğinin hakkıyla elde etmişti.
Böylelikle bir taraftan ailesiyle birlikte Yenigün gazetesini çıkarıyor, diğer yandan DHA’na servis yapıyordu.
Çoğu kez basın mensuplarıyla birlikte olduğumuzda saygıyla yaklaşır.
Birlikteliğe neden olan konu hakkında, kişisel görüşlerini hiç çekinmeden ilgili ve yetkililere yöneltirdi.
İşte böylesine çalışkan bir o kadar mesleğine aşık biri olarak her geçen gün saygın gazeteciliğe adım atmaya başlayan Ahmet’in artık önü açıktı.
Bir gün Ulusal bazda yayın yapan gazetelerin birinde görev alacağında hiç şüphe yoktu.
Eğer birisi mesleğine bu denli aşık ise önünde hiçbir engel olamazdı.
Onun bu başarısı hepimizin övüncüydü.
Hele mesleğine ilk adımı benimde görev üstlendiğim Hamle bünyesinde atması, bizler için daha anlamlıydı.
İşte sevgili Ahmet Bayrak buydu.
Ta ki o kahredici haberi alıncaya kadar.
Mesleğin öncü isimlerinden, aynı zamanda son 2 yılda çıkardığı “Aktüel” dergisiyle haklı bir üne kavuşan Cem Kaytan’dan bir telefon almıştım ki, birden şok olduğumu hatırlıyorum.
Cem telefonda ağabey Ahmet Bayrak öldü dedi.
Önce inanamadım.
Hangi Ahmet?
Bizim Ahmet ağabey. Ahmet Bayrak.
Hemen yıllarca Hamle’de kader birliği ettiğimiz Bekir Tosun’u aradım.
Ahmet’in öldüğünü doğrulayınca, o an anladım ki her şey boş.
Eğer her geçen gün gazetecilikte yıldızı parlayan birisi aramızdan ebediyen ayrılmışsa, daha başka ne söylenirdi!
Zaten söyleyemedik.
Zira kimsenin ağzını bıçak açmıyordu.
Demek ki sevgili Ahmet’i kaybetmiştik.
Buna karşın tek tesellimiz, tarif edilemeyecek derecede sevenin olmasıydı.
Son yolculuğuna uğurlamak için her kesim, kurum ve kuruluştan gelenler yanında onca eş ve dostunun cenaze töreninde olmasının başkaca izahı yoktu.
Ve sevgili Ahmet.
Aileni, değerli oğlunu ve onca seveni, sana yakışmayan bir sonla gözü yaşlı bırakarak ebedi istirahatgahına çekildin.
Toprağın bol, cennetin mekan olsun sevgili kardeşim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.