SANA “ARTHILL”İ ANLATMIŞ MIYDIM SÜHEYLÂ?

Bu haber 11 Eylül 2018 - 2:28 'de eklendi ve 877 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Süheylâ, sana Bodrum’un Yalıçiftlik mahallesi (Eskiden “köy” derdik; şimdi mahalle oldu.) taraflarındaki Alazeytin mahallesinde kurulan özel müzeden söz etmemiştim galiba… Dalgınlığıma gelmiş veya başka konular arasında unutmuşum…

Ender Güzey adlı sanatçıyı anlatmamıştım sana…

Ender beyi 2000 yılında tanıdım. O zaman Güzel Sanatlar Fakültemizi kurmak için bir araya gelmiştik ve nasıl binalar ihtiyacımız olduğunu konuşmuş ve hatta Bodrum’da birkaç yere de bakmıştık. İşte bu arkadaş şimdi 35 senelik Almanya tecrübesinden sonra doğma büyüme İstanbullu olduğu halde, (Bu arada Ender beyin Galata Mevlevihanesi’nde doğduğunu söyleyeyim.) Bodrum Alazeytin mahallesine yerleşip dağın başında bir müze kurdu.

Dağ yamacındaki müzenin inşası için dağı oymamış; uzantısını, çok sevdiği ve pek çok heykelinde kullandığı boğa boynuzu üzerine dayamış; yani müze binası, boğa boynuzu üzerinde duruyor. (Boğa heykellerinden birisini odamda görmüştün hani.)

Ender Güzey, bu müzede başta sergi olmak üzere pek çok sanat etkinlikleri gerçekleştiriyor. Kendi eserleri daimî sergide… Salonda da eserleri var dışarda da. Eserlerinin büyük çoğunluğu metal olduğu için tabiat şartlarına karşı dayanıyor; bu yüzden açık alanda da sergilediği eserleri var.

Ender Güzey, bu müzede geçen hafta “Tanrıçalar Geçidi Festivali” başlattı. Birkaç kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşunun desteğini almışsa da neredeyse tek kişilik bir ordu gibi çalışarak “Allah’ın dağının başında” bir sanat etkinliği gerçekleştirdi. Konserler, dans gösterileri, performanslar, resim ve heykel sergisi… Tabii en önemli organizasyon da ulaşım. Alazeytin’e zaten belediye aracı çalışmıyor. İnsanlar Kızılağaç’tan yukarı çıktıktan sonra, müzeye ulaşmak için 500 metre kadar yayan yürüyorlar. (Hani bir yerde spor olmuyor da değil…)

7 Eylül Cuma günü açılışla başlayan festivalin ilk 3 günü yoğun faaliyetlerle geçti. Bu faaliyetler çerçevesinde ben de “Muğla Kır Sarnıçları” başlıklı bir konferans verdim. Maalesef ilk iki gün etkinliklere katılamadım. Üçüncü gününü programı, Pınar Derin Gencer’in performans gösterisi ile başladı. Siyah, beyaz ve kırmızı renk merkezli performansta “azim ve gayret” vurgulandı.” (Siyah balonu patlatamadığı bir anda “Bacım yardım edem de patlatak” havasına girmedim değil.)

Akşamın ikinci etkinliği piyanist Elif Önal ile soprano Esen Deveci’nin konseri idi. Ave Maira ile başlayan harika bir konser dinledik.

Üçüncü günün son etkinliğinde ben sarnıçları anlattım… Sarnıçlar, yapı özellikleri, kullanım amaçları, tarihlendirilmeleri, hikâyeleri…

Müzede festival sergisi Ekim sonuna kadar devam edecek. Sergide dünyaca ünlü ressamların eserleri ile beraber yerli ressam ve heykeltraşların eserleri de yer alıyor: Mac Zimmermann (Ender beyin hocası), Max Ernst, Belle Bachem, Ender Güzeyi Adnan Turani, Erol Eti, Süleyman Saim Tekşen, Erol Kınalı, Gisela Berk, Deniz Alt, Engin İnan, Ali Atmaca, Maria Kılıçoğlu, ve Hüseyin Suna… Tabii, Sevtap Yılmaz’ın iri çiçek renkleriyle bezediği duvar tablosu da sürekli kalacak resimlerden biri.

Vakit ayırıp müzeyi ve sergiyi görmeni tavsiye ederim Süheylâ.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.