SAMİMİYET TESTİ

Bu haber 16 Eylül 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.013 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Hepimiz biliyoruz ki, bir süre öncesinde, karşılıklı iyi niyete dayanan ortak bir karar alınmıştı.
Hükümet, yıllardır dur durak bilmeyen, dolayısıyla beraberinde onca şehit verilen terör olaylarının sona ermesi adına PKK terör örgütüne çağrıda bulunmuştu.
Artık daha fazla kardeşkanı akmasın.
Ana ve babalar evlat acısı çekersen, çocuklar yetim, öksüz kalmasın.
Aslında bu bir samimiyet testiydi.
Bunun üzerine, BDP Milletvekillerinin de devreye girmesiyle ateşkes sağlanır.
Tabi bu tür anlaşmanın dayanak noktası, bugüne değin adı teröre bulaşanların istemeleri halinde yurt dışına gitmelerine izin verileceği idi.
Geri kalanlardan teslim olanlar için, bir takım hafifletici sebeplerin dikkate alınacağı.
Hükümetin bu yaklaşımında karar merci İmralı idi.
İlişkin olarak İmralı Adasına gelip giden heyetler meseleyi Öcalan’a intikal ettirdiğinde, bu konuda adım atılabileceği kararı çıkar.
Sonrası malûm.
Belirlenen takvim doğrultusunda teröristlerin bir kısmı yurt dışına giderken, bir kısmı da emniyet güçlerine teslim oldu.
Bir uzlaşmanın sağlandığı izleniminin doğduğu süreçte gözlemler, her iki taraf adına ılımlı bir havanın estiği yönündeydi.
Gerçekten olumlu bir hava doğmuştu.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde meydana gelen terör olayları nedeniyle yerinden yurdundan olanların birer birer evlerine dönmeleri, bunun bariz göstergesiydi.
Kim ne derse desin, nasıl bir yorumun sahibi olsa da, bu tür karşılıklı iyi niyete dayandırılan girişimler, halkımızı fazlasıyla mutlu kılmıştı.
Kendilerine mikrofon uzatıldığında, barış istemekten başka dilekleri olmadı.
Nasıl olsun?
Eğer, verilen sözler tutulur, dolayısıyla terör sona ererse, yıllardır akan kan duracaktı.
Artık acılara yer yoktu.
***
Derken aradan epey süre geçer.
Ne var ki aynı süreçte, teröristlerle ilgili yapılan açıklamalar, çelişkilidir.
Kimilerine göre takvim işlemektedir.
Buna karşın bazı kesimler aksini iddia etmektedir.
Onlara göre, teröristlerin yurt dışına çıkmaları durmuştur.
Böyle ise;
Karşılıklı verilen sözler tutulmadığı için mi, belirlenen takvime göre yurt dışına çıkmalar sona erdi?
Şu aşamada, her iki taraftan konuya ilişkin yapılan açıklamalar halkı tatmin etmeyince, zihinlerde bir takım istifamların doğmadığı söylenemez.
Kime sorsanız, hani karşılıklı bir mutabakat sağlanmıştı! diyor.
Peki, meselenin doğrusu neydi?
Gerçekten, sağlandığı gözlenen uzlaşma sekteye mi vurdu?
Yoksa, belirlenen takvim doğrultusunda işlevler sürmekte miydi?
Ne yazık ki, bu konuda hiç kimse somut açıklamalarda bulunmuyor.
Ne hükümet kanadı, halkı ferahlatacak sözler sarfediyor.
Ne de karşı taraf, uzlaşmanın belirlenen takvime göre işlediğinin altını çiziyor.
Kısaca, halkı hiç olmadığı kadar memnun eden bir uzlaşma adına belirsizlik sürüp gidiyor.
***
Bu arada acaba diyorum?
Birileri, meseleye çomak m sokuyor?
Oysa mevcut hükümet, yıllardır dillendirilen çeşitli konular adına önemli adımlar atmıştı.
Ana dilde eğitim olmak üzere pişmanlık yasasından faydalanma dahil daha birçok konuda istekler yerine getirilmişti.
Hal böyle iken niye?
Niye, kısmen de olsa sağlanan mutabakat sonrasında esen ılımlı hava, tersyüz edilmek isteniyor?
Bu durumda geride tek cevap kalıyor.
Aramızda hala dış güçlerin emellerine alet olanlar var.
Oysa sağlandığı gözlenen uzlaşma sonrasında ılımlı bir hava esmişti.
Dolayısıyla yöre halkı, bu durumdan fazlasıyla memnundu.
Her halde durumdan rahatsız olanlar olmalıydı ki şimdi, olumsuz bir hava estirilmeye çalışılıyor.
Buna karşın beklenti, terörün mutlak önlenmesinden yana olan bölge halkının artık bu tür olaylara pirim vermemesi.
Ki bu aynı zamanda yöre halkının samimiyet testidir.
Bekleyip göreceğiz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.