Sahip Olduğumuz Değerler

Bu haber 13 Ekim 2014 - 0:39 'de eklendi ve 555 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllardır cevap arayan pek çok sorunun yanında bir tanesi var ki, hala karşılığını bulduğunu sanmıyorum.

Aksi olsaydı, sahip olduğumuz nice değerlerin kıymetini bilir, ona göre hareket ederdik.

Dedim ya kıymet bilemedik.

Ne zaman sonra farkına varsak da iş işten geçmiş oldu.

Ondan sonra ah vah etmeninde faydası yok.

***

Hangisinden dem vurayım?

İklim bağlamında dünyanın en elverişli koşullarına sahip olmamıza karşın birçok ürünü yeterince değerlendiremediğimiz!

Bir zamanlar, bir uçtan diğerine uzanan ormanlarımızı yakıp yok ettiğimize mi?

Dünyanın en fazla güneşli günlere sahip ülkelerin başında geldiğimiz halde güneş enerjisinden yeterince istifade edemememiz!

Özellikle Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu Bölgesi, küçük ve büyükbaş hayvancılığı için biçilmiş kaftan olduğu halde, bu çalışma alanını 2.snıf muamelesi yapmamız.

3 tarafı denizlerle çevreli ülkemizde, balıkçılık üretimi adına hala yerinde saymamız!

Hidro-Elektrik santralleri yanında, her geçen gün daha bir ihtiyaç hissettiğimiz enerji üretimi noktasında rüzgar enerjisine yönelmememiz!

Oysa yapılan incelemeler yaşadığımız kent Muğla dahil nice yerleşim merkezleri, bu bağlamda yeterli potansiyele sahip yerler olduğunu göstermesine karşın, yine de kılımızı kıpırdatmıyoruz.

Her ne kadar son yıllarda beklentiler karşılığını buldu şeklinde yorum yapılsa da turizm noktasında hedefe varabildik mi?

Ne yazık ki değil.

Bunun en çarpıcı örneği, aynı kuşak üzerinde bulunduğumuz Akdeniz Ülkelerinden İspanya, Fransa ve İtalya’nın yıllık turizm girdileri.

Aynı ülkelerin bir yılda sağladığı turizm gelirleri 40-50 milyar dolar arasında seyrederken Türkiye son 2 yılda 25-30 milyar seviyesine çıkabildi.

Halbuki aynı ülkelerden her bakımdan daha avantaj durumumuz vardı.

Tesislerimiz yeni, denizlerimiz temiz, turizmin çeşitlilik kazanmasını sağlayan birçok aktivite alanlarımız vardı.

Hal böyle olunca mutlak yapmamız gereken her alanda tesisleşme ve turizmi çeşitlendirmekti.

Gerçi bu bağlamda son yıllarda atağa kalktık.

Ne var ki yeterli değil.

Daha bir aktivitelerin gerçekleştirileceği faaliyet alanları yaratmak durumundayız.

Ve daha neler var ki ülkemizi farklı kılan temel ayrıntılar olarak karşımıza çıkıyor.

Dolayısıyla bize düşen görev, bunların en iyi şekilde değerlendirilmesi için devlet ve özel sektör işbirliğinin mutlak surette sağlanmasıdır.

Ancak o zaman, sahip olduğumuz değerler daha bir kıymet kazanmış olur.

***

Bütün bu fonksiyonlarımız dışında bir başka çalışma alanı var ki, onun da yeterince değerlendirildiği söylenemez.

Aksi olsaydı sektör temsilcileri hayıflanmaz.

Ve de şikâyette bulunmazlardı.

Özellikle son yıllarda büyük bir atılım içerisinde olan bu sektör mermercilik.

Öyle ki dünya genelinde 3.sırada yer alıyoruz.

Evet yanlış değil.

Türkiye mermer üretiminde Çin ve Hindistan’dan sonra geliyor.

Buna karşın yeterince değerlendirebildik mi? diye baktığımızda karşımıza çıkan tablo,

bu çalışma alanı için de gereğinin yerine getirilmediği.

Aksi olsaydı, Türkiye mermer üretiminde ilk sırada bulunan Muğla’da Mermerciler Derneği Başkanı Abdullah Koçar şikâyette bulunmazdı.

Diyor ki;

Halkımızın son yıllarda ucuz olması nedeniyle Çin mermerlerine yöneldiğini gözlüyoruz.

Oysa bu ülkenin mermerleri radyasyon yaydığı için sadece dış mekanlarda kullanılabilir.

Avrupa ve Amerika Çin mermerlerini bu şekilde kullanıyor.

Oysa bizim vatandaşımız mutfak ve banyolarda kullanıyor.

Radyasyon yaydığı için bu mekanlarda kullanılmasının ne denli tehlike içerdiğini yadsımak mümkün değildir.

Konuya ilişkin açıklamalarını sürdüren Muğla Mermerciler Derneği Başkanı Abdllah Koçar devamla;

Son 20 yıllık süreçte ülkemizde ciddi anlamda Çin mermerleri kullanılmaktadır.

Ne var ki Granit sağlıklı değil.

Güzel göründüğü için insanımız evlerinin mutfak ve banyolarında Çin mermerlerini tercih ediyor.

Bunun nedeni ucuz olmasıdır.

Mermercilerin asıl para kazandığı mutfak tezgahlarıdır.

Çünkü büyük ölçüde mermer kullanılır.

Son 10 yıldan bu yana tezgah satışlarımız düştü.

Bunun nedeni Çin mermerlerinin daha ekonomik olmasıdır.

Buna karşın Çin granitlerinin yapısında radyoaktif maddeler var.

Bunlar radyasyon yayıyor.

Radyasyon ölçen bir cihazı Çin mermerlerinin üzerine koyduğumuzda cihaz ötmeye başlar.

Bir kez daha belirtmek gerekirse, Avrupa ve Amerika bu durumu tespit ettikleri için aynı mermerleri sadece dış cephede kullanıyor.

Biz ise tam tersine mutfağımızda tezgah yaptırıyoruz.

Sonra da tezgah üzerine koyduğumuz ürünleri yiyoruz!

***

Şimdi…

Eğri oturup doğru konuşalım.

Muğla Mermercimler Derneği Başkanı Abdullah Koçar’ın açıklamaları, kişisel görüşü olarak algılanamaz.

Zira Muğla mermerleri tüm dünyada aranan mermerler.

Dolayısıyla pazar noktasında bir sıkıntı yok.

Koçar’ın feryat etmesi, Çin mermerlerinin mutfak ve banyolarda kullanılması halinde, radyasyon içerdiğinden insan sağlığı için tehlike içermesi.

Sonuçta hiçbir şey insan sağlığından önemli olmadığına göre her halde Abdullah Koçar’ın altını çizdiği ayrıntılar görmemezlikten gelinemez.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.