Sahil Partisi CHP Mi? « Hamle Gazetesi

Sahil Partisi CHP Mi?

Bu haber 21 Kasım 2015 - 0:22 'de eklendi ve 1.527 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

CHP’de çanlar çalıyor, ama kimin için? Belli değil. Belli olan bir şey var ki, o da CHP’nin bu gidişle önümüzdeki seçimde baraj altında kalabileceği…

Üstelik önümüzde (2019) Cumhurbaşkanlığı Seçimi ile birlikte Genel ve Yerel Seçimler var. Bu seçimlerde, AK Parti iktidarında avantajın kimde olduğunu söylemeye gerek var mı bilmem.

Bilmesem de görebildiğimi söyleyeyim, AK Parti biraz sabretse 2019’da Anayasa’yı tek başına değiştirip, Başkanlık Sistemini ilan edebilir.

Çünkü Türkiye’de iktidar değil, muhalefet sorunu var… (!)

xx           xx           xx

CHP’lilerde, MHP’lilerde partilerini yönetenlerin değişmesini istiyorlar. Bunun yolu olağanüstü kurultaydan geçiyor. Her iki partinin liderleri ve yönetim kadroları ise “Buna ne gerek var, kurultayın tarihi belli, o zaman gelir değiştirirsiniz” diyorlar.

Hatta MHP’de seçmenlerinin ve parti üyelerinin “değişim istediğini” söyleyenler kasıtlı bulunuyor, ihanetle suçlanıyor…

Olağanüstü kurultayda koltuklarının sağlam olmadığını biliyorlar. Çünkü olağan kurultayda kurşun askerler oy kullanıyorlar…

 

xx           xx           xx

MHP bir yana CHP’ye bakalım. Son iki genel seçimde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun elinden geleni yaptığını, ama olmadığını, sorunun etrafındakiler olduğunu söyleyenler var. Ben de Mustafa Balbay’ın gaza geldiğini ve aday olmakla vefasızlık yaptığını, Kılıçdaroğlu’nun her halükarda yoluna devam edeceğini düşünmüş ve de yazmıştım.

Muharrem İnce ve Mustafa Balbay’ı Fox TV’de İsmail Küçükkaya’nın programında izledikten sonra yanıldığımı gördüm…

Kılıçdaroğlu CHP’yi iktidara taşımak için özellikle son iki seçimde gerçekten elinden geleni yaptı. Ama olmuyor işte. CHP artık bir “sahil partisi” olarak yüzde 25’e demir attı…

 

xx           xx           xx

Muharrem İnce Fox TV de en son olağan üstü kurultayı kendisinin talep ettiğini ve kendisine “Git gerekli imzayı topla gel” denilmeden olağanüstü kurultayın yapıldığını anımsattı. Ardından da “Şimdi ne değişti?” diye sordu ve yanıtını da kendisi verdi;

“Çünkü bu sefer kesin gideceklerini biliyorlar”

Bunu derken Kılıçdaroğlu’nu kuşatan bazı belediye başkanlarını bazı PM üyelerini kastediyordu. Ardından “Biz gelirsek ön seçim gelecek” diyordu.

İnce’nin sözlerini dinlerken akımdan geçen şu oldu;

Mevcut delegelerle önseçim değil, atama isteyen belediye başkanları elbette olağanüstü kurultaya karşı çıkarlar. Çünkü mevcut delegelerle işleri zor… Olağan kurultaya ise mevcut delegelerle değil, kendi denetimlerinde gerçekleşen kongrelerden çıkan delegelerle gidilecek.

Kim demiş “Önce ülkem, sonra partim, sonrada ben” diye?

Önce ben…

 

xx           xx           xx

Olağan üstü kurultaya karşı yayınlanan deklarasyona Muğla Milletvekilleri Akın Üstündağ, Ömer Süha Aldan, Nurettin Demir de imza atmış. Ömer Süha Aldan’ı anlamak mümkün. Kendisi üç dönemdir “atama milletvekili”. Muharrem İnceön seçim” dediğine göre Akın ve Demir’in onların derdi ne?

Kongrelere hakim olan belediye başkanlarından mı çekiniyorlar? Yoksa “Olağanüstü kurultay olurda yine Kılıçdaroğlu seçilirse, Muğla’da Milletvekilleri atama ile belirlenir” endişesi içinde mi davrandılar?!

 

xx           xx           xx

“Ön seçim” diyen sadece Muharrem İnce değil… Mustafa Balbay da “ön seçim” diyor.

Fox TV de İsmail Küçükkaya’ya anlattı. “Sayın genel başkanım atama aday olabileceğim halde ben ön seçim istedim. Önseçimle milletvekili seçildim. Genel başkanımızın en önde seçilmesi içinde elimizden geleni yaptık.” dedi

İnsan sormadan edemiyor;

Bir partinin genel başkanı kendisini ön seçime sokarken, o partinin genel merkezi milletvekillerini ön seçimle belirlediği Muğla’da seçilinebilinir bir yeri 3 defa aynı isme neden kapatır?

Bu sorunun yanıtını Muğla’daki seçmenlere ve CHP üyelerine kim anlatacak?

 

xx           xx           xx

Tabi ben sadece bu “ön seçim” söylemi nedeniyle Balbay’a haksızlık yaptığımı düşünmedim… Fox TV’deki programda, “7 Haziran’dan sonra koalisyon diye oyalanırken, iktidar iddiamızın inandırıcılığı kalmadı. Görüşmelerden çekilelim dedim. Parlamentoyu açık tutalım dedim, olmadı.” diyordu.

Elbette bu sözler nedeniyle Balbay’a haksızlık yaptığımı düşünemem. Ardından “Eğer genel başkan olursam, CHP’li belediyelerden 10 kadarında taşeronun kaldırılmasını isteyeceğim. Başarısı ile övünüp, örnek gösterebileceğimiz belediyelerimiz yok. Örnek belediyeler yaratacağız.” ifadesi dikkat çekiciydi. Aşağı yukarı böyleydi…

Dinlerken aklıma gelen Muğla Büyükşehir Belediyesi oldu… Bir de Eskişehir… 1 Kasım da Eskişehir’de AK Parti birinci oldu. 2019’da burada CHP açısından Büyükşehir’in garantisi ne?

 

xx           xx           xx  

Balbay o programda çok konuşup, her soruya yanıt vermedi. “Çok şey söyleyebilirim, ama Partimi kamuoyu önünde tartışmam.” diyordu. Paylaştıklarının özeti şöyle;

“- Olağanüstü kurultay zorlamasına gitmeyelim. Olağan kurultayın koşulları içinde, bu kurultayı dört gün yapalım. 2019’a hazırlığın altyapısı olsun, silkelensin parti. Üç sözcüklü bir hedef öneriyorum. Yön, yöntem ve yönetim. AKP’nin karşısında CHP var diye değil de bu ülkeyi CHP yönetir dedirteceğimiz bir yön.

Kemal Bey, çok çalışkan, disiplinli, partinin ideallerine inanmış bir kimliği var. Ama bir kişinin çok çalışması değil, örgütün çok çalışması gerekiyor.Fenerbahçe-Ajax maçının sonunda en çok kim koştu diye bakmıyorlar, kim gol attı diye bakıyorlar. Çok koşmak tek başına yetmiyor. Bu süreçte Kemal Bey’i üzmeden, hak ettiği onuru en iyi şekilde koruyarak, yeni bir yön, yöntem ve yönetime ihtiyaç var.

60 ila 80 sayfa bir manifesto hazırlayacağım. İl kongrelerinde ‘önerim var’ diyeceğim. Buralarda pişerken, derlerse ki ‘Balbay biz böyle bir şey arıyoruz, sen götür’, görevi alacağım. Derlerse ki ‘Uygulamayı şu arkadaş götürsün’, ona yardım edeceğim. Pozisyonum ne olursa olsun, düz milletvekili, kurultayda sorumluluk almış milletvekili, partinin başına geçmiş milletvekili, ne olursa olsun ana hedefim 2019’daki üç seçimde başarılı olacak bir CHP.

 

xx           xx           xx

Balbay dostumdur. Beni kendisine karşı mahcup eden ve kendisine haksızlık ettiğimi düşündüren şu sözleri oldu;

Partimizin olağan kurultayında genel başkanlığa hazırım. Adayım. ‘CHP yüzde 25’ten fazla çıkamaz’ ezberini bozmak gerekiyor. Benim genel başkanımıza saygım var. Demir parmaklıkların ardında bizim için mücadele eden, Silivri önünde bizim için gaz yiyen ve beni siyasete taşıyan CHP’ye vefa borçluyum. Bu borcumu kenara çekilerek ödeyemem, düz milletvekilliği yaparak da tam ödeyemem. CHP’nin Türkiye’yi cumhuriyetin ikinci yüzyılına taşımayı vaat ediyorum. CHP’nin küskün sivil toplum kuruluşlarıyla barışması gerekiyor.

 

xx           xx           xx

Bu arada geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile genel başkan adaylarından İzmir Milletvekili Mustafa Balbay bir araya geldi. Görüşmede Kılıçdaroğlu’nun, “Partide ciddi bir değişim ihtiyaç var, ama genel başkanlığa gelişimden bu yana süren seçimler nedeniyle sıra gelmedi.” diyerek değişim sinyali verdiği ifade edildi.

Kim bilir belki de CHP bir değişimin eşiğinde ve Kılıçdaroğlu herkesi şaşırtacak…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
huseyincanel 22 Kasım 2015 / 20:17

Her 3 çalışandan biri toplamda 3 milyon insanınımız ayda 900 liraya çalışıyorsa…
5 milyon 241 bin işsiz insan iş arıyorsa.
Çalışanlar her an işini kaybetme korkusu ile yaşıyorsa..
100 insanımızdan 5 i yahu ülkede dünyada ne olup bitiyor diye gazetelere şöyle bir göz atıyorsa..
bu yıl ilk beş ayda toplam 4,7 milyon adet akıllı telefon satılıyorsa..
Moda dergileri edebi değeri olan kitaplara çoktaan sollamışsa..
7 den 70 e televizyon önünde çekirdek çitleyip dizilere abone olmuşsak..
balık rakı eşliğinde “ne olcek len bu bu memleketin hali”demeyi solculuk sanıyorsak.
biz daha çooook bekleriz..adam gibi sosyal demokrasinin evrensel değerlerini özümsemiş bir ana muhalefet partisini,,
mersinden slmlar….