Şâhidî Evinde Herşey Güllük Gülistanlık Mı?

Bu haber 18 Nisan 2016 - 23:23 'de eklendi ve 909 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

Edebiyat bilimcisi olmam, mimariden anlamadığımızı göstermez. Tevazuya falan da gerek yok.  Mimarînin her alanında ciddî okumaları olan birisiyim. Ayrıca, Muğla evlerinin genel mimari özelliklerini de bilen birisiyim. Mimarlık fakültelerinde öğretilmeyen tahtanî, fevkanî, hanay ev nedir onları da biliriz.  Yani mimarî terimlerin ince teferruatına dalmasak da, genel olarak mimari kompozisyon hakkında çok okumuşluğumuz vardır ve hatta mimarideki ritmle, müzik ve edebiyattaki ritm arasında ilişkiler kuran yazılar da yazdık.  Restore edilmekte olan Şâhidî evi ile ilgili bir şey yazıyorsak, biliyoruz da yazıyoruz. Yazdıklarımız sallama şeyler değil.

Her şeyden önce Muğla yamacındaki evlerin büyük bir kısmı iki katlıdır; yani fevkanî (üst katı olan) bir evdir çoğu. Çünkü, yaz mevsiminde havadar olduğu için kullanılacak olan üst katlardır ve üst katlardaki odaların da önlerinde Ege Bölgesinde çoğu yerde “hayat” denen verandaya benzeyen veya eyvanımsı önü açık geniş oturma alanları vardır. İklim yumuşamaya başladığında odalardan çıkılır, bu hayatlarda yaşanmaya başlanır. Bu yüzden burası, en az bir sofra kurulacak genişlikte olmalıdır ve bir tarafında yemek pişirmeye yarayan ocak bulunmalı, avlu kısmına bakan trabzanların üstünde de bir Muğla türküsünde de geçen “aptaslık” (abdestlik)  olmalıdır. Apdestlik, el, yüz yıkamaya da yarayan bir yerdir. Mesela restore edilen L’nin köşesine gelen yere yakın duvarda ocak vardır ama ocağı kullanışlı kılacak yeteri kadar geniş alan yoktur; ayrıca restorasyonda abdestliğe de yer verilmemiştir.

“Bilmem kaç yılına ait rölöve raporunda böyle” imiş. (“Şâhidî camii etrafındaki duvarları yıkalım” dediğimde, o rölöve raporunu veren kurulun 1998’de yeniden yapılan Şahidi camii duvarı için, “Tarihi değeri ve özgünlüğü var yıkamayız.” dediğini de biliyorum. Rölöve raporu, Şahidi evinin asıl yapısının öyle olduğunu göstermez. O zamana kadar ev tahrip olmuş ve kiremitliği falan yıkılmıştır. Yerine yapılan kiremitlik dar tutulmuş ve altında hayat olacak şekilde düzenlenmemiştir.  Böyle yapı özelliği gösteren başka ev varsa, o da yanlıştır.

Temek Koçaklar burada vali iken, sarnıçları konuşmuştur. Sayın valimi çok heyecanlanmış; restore için kolları sıvamıştı. Kötekli girişindeki sarnıcın restore sıvanarak güya restore edildiğini görünce sayın valimize telefon ettim ve yapılanın yanlış olduğunu ifade ettim. Sayın valime, köylerdeki sarnıçların böyle olduğunu söylemişler. Ben de köylerdeki sıvamaların da yanlış olduğunu ifade ettim. Köyde, bu işten hiç anlamayan birinin, sırf düzenli görünsün diye sıvayarak dejenere etmesi bize örnek olamazdı.

Sevgili Cem Tölek, vaktiyle yemek fabrikası için bir yer satın almış ve arazi içindeki sarnıcı sözüm ona restore etmiş. Bana, “Hocam git bak. Çok güzel oldu.” dedi. Üşenmedim gittim baktım ve sarnıcın yanından gerçek bir “ tarama özürlü” olan sevgili Cem’e, “Çok iyi etmişsin… Sarnıcı kafana benzetmişsin.” dedim.

Şahidî evi de restore edilirken, aslı vaktiyle bozulmuş da olsa, tarihi dönemlerdeki özgünlüğünde yapılarak kültürel zenginliğimize dahil edilmeliydi. Zaten alt kattaki, yani avludaki bir hayat boyu kadar olan çıkıntı, vaktiyle oranın üstünün hayat olduğunu gösteriyor.

Görüyorsun işte Süheylâ, nelerle uğraşıyoruz! Oysa ben çılgın erguvanları anlatacaktım sana. Hani iki tanesi vilayet binasının önünde birer anıt gibi duran erguvanlardan başlayarak…

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.