Şahidi Evi’nde Bari Olmasaydı!

Bu haber 07 Nisan 2016 - 0:56 'de eklendi ve 1.615 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Şahidi Camii ile birlikte Şahidi Hazretleri’nin Evi olarak bilinen yapının restorasyonunda sona gelindiğini Prof. Dr. Namık Açıkgöz’ün “Şahidi Evi Restore Edilirken” başlıklı yazısından anladık. Sevindik ve üzüldük…

Sevindik, çok yıllar öncesi yapılması gereken bir iş; Şahidi Evi’nin ayağa kaldırılması gerçekleştirildi. Üzüldük, bu “anlamlı” iş; olması gerektiği gibi yapılamadı.

Şahidi Evi ile Şahidi Camii’nin birbirlerine bakan avlu duvarlarının yıkılıp, ortaya bir “Şahidi Külliyesi” konulmasını çok istemiştik.

Benim için bu Külliye, Bodrum Ortakent- Yahşi Beldesi’nin dünyaca ünlü Camel Beach Koyu’ndaki hazineye ait araziye Diyanet tarafından 30 milyon lira harcamayla yapılacak olan İslam Tanıtım Merkezi’nden çok daha gerekli ve anlamlı…

Elbette geç ve yanlışları da olsa Prof. Dr. Açıkgöz ile benim ısrarlı yazılarımız yanında başta Ziya Ercan arkadaşımız olmak üzere dönemin Muğla Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özden ile pek çok insanın çabalarının meyvesini görmek sevindirici…

 

xx            xx            xx

Tabi Muğla hemşerisi Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı sırasında bizzat kendilerinin Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne talimatları yanında Muğla Valisi Amir Çiçek de işin takipçisi ve “kolaylaştırıcısı” olmasaydı, “Şahidi Külliyesi” daha uzun yıllar Muğla’nın “yılan hikayeleri” arasında kalmaya devam ederdi…

Vakıflar Bölge Müdürlüğü restorasyon için pek istekli değildi. Başbakan Davutoğlu’nun müdahalesi olmamış olsaydı Vakıflar hala geçilmez armada idi…

Başbakan Davutoğlu’na ve Vali Amir Çiçek’e “Şahidi Hazretlerinin gönüldaşları” adına teşekkür ediyorum… Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne teşekkür etmiyorum!

Yıllardır Kurşunlu Camii’nin bahçe duvarlarının kaldırılıp, havuzlu meydanla bütünleştiğini görmek de düşlerimizdendir. Caminin duvarı Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne takıldı kaldı!

Şahidi Evi ile Şahidi Camii’nin karşılıklı birbirine bakan duvarları da oraya takılmış…

Neyse ki Namık hocam, bu haftaki yazısında Vakıflar’a söylenmesi gerekeni söylemiş…

 

xx            xx            xx

Şahidi İbrahim Dede Evi restorasyonunu alanında sayılı birkaç isimden biri olan Y. Mimar Meral Oğuz üstlenmiş. O’na ne diyeyim bilemiyorum, ama teşekkür de etmiyorum.

Evin eski hali ile yeni halinin alakası yok. Şeyh Camii’nin karşısındaki “Özbekler Evi”ne benzemiş veya sanki özenilmiş…

Orjinaline bağlı kalınmadan yapılan restorasyon sonucu fotoğraftan anlaşıldığı kadarıyla ikinci katta sanırım 2 oda kazanılmış! Şahidi İbrahim Dede hazretleri yaşıyor olsaydı “Dünyevi bir aç gözlülüğün ürünü” oda artışına “olur” verir miydi?

Muğla Evleri”nin en önemli özelliklerinden birisi “avlulu” olmalarıdır. Muğlalı yaz bahar aylarını “balkonda” değil, yüksek duvarların arkasındaki avluda geçirir. Mahremiyet vardırMuğlalı avluya “hayat” der… Hayat, yaşamdır… Muğlalı yaz bahar aylarında orada pişirir, yer, içer, misafir kabul eder ve hatta banyosunu orada yapar

Bunları Meral arkadaşımız da bilir ama…

 

xx            xx            xx

Şahidi’de çalışma başladığında Kurbanzade Camii’nde devam ediyordu.

Kanuni’nin Rodos Seferi’nde Bozüyük’te yaptırdığı 500 yıllık cami ve han restore edilmişti. Bu çalışmalarla ilgili de çok şikayet almıştık. Bende bir yazı yazıp “Anıtlar Kurulu nerede?” diye sormuş, bu tür çalışmaların Mustafa Böce gibi, Meral Oğuz gibi, Ertuğrul Aladağ gibi, Mehmet Yenisu ve Enis Tunca gibi isimlere neden verilmediğini; en azından bu işler yapılırken, çalışmanın bu isimlerin danışmanlığına veya denetimine bırakılmadığını sormuştum…

Meral Oğuz ise beni şaşırttı! Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu geleneksel Muğla Evleri’nin sağır duvarları gibi… Yerel Yönetimlerimizin KUDEB’ine ne demeli?

Şahidi Evi’nde yapılanı bir Muğlalı yapmış olsaydı, Koruma Kurulu veya KUDEB’ciler o yapılanı yıktırırlardı… Yapanı da Ağır Ceza’da yargılatırlar mıydı bilemiyorum…

 

xx            xx            xx

Gelin şimdi asıl can alıcı soruyu soralım;

Şahidi İbrahim Dede Evi’ne hangi işlev yüklenecek? Kim veya kimler neden ve nasıl kullanacak?

Bize sorulmaz… Sorulursa söyleyeyim; olan olmuş, üst kattaki odalar (aralardaki duvarlar yıkılarak) “okuma salonu” yapılır. Burada Şahidi’nin eserleri ile O’na dair yazılmışlar okunur…

Alt kat ta “hayatı” ile birlikte METİNBİLİM Derneği’ne verilirse hayırlı bir iş yapılmış olur. Metin Bilim Derneği orada güzel etkinlikler yapacaktır.özgürce restorasyondan önce özgürce restorasyondan sonra

Umarım çay kahve içilen bir kültür merkezimiz daha olmaz!

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Hüseyin Anıl 07 Nisan 2016 / 13:34

Önceki günkü yazınızda gazetecilik mesleği yapan bizlere olan eleştirini kabul ederek başlyayım yazıma.Öğrencilik yıllarımdan beri istediğim bişeydi bu retorasyon. Hayırlı olsun.Emeği geçenlere teşekkürler.