Şâhidî Evi Restore Edilirken

Bu haber 04 Nisan 2016 - 22:55 'de eklendi ve 952 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

 Muğla’nın kültürel zenginliği ile ilgili pek çok yazı yazdım. Bazı konuları konuşmaktan dilimde, yazmaktan da klavyemde tüy bitti. İçlerinde el atılanlar oldu; kulak ardı edilenler oldu. Sayın valimiz Amir Çiçek, hiçbir şeyi kulak ardı etmeden hayata geçirme heyecanı duyan ve bu heyecanını ekibine yansıtan biri. Allah kendisinden razı olsun.

Geçen gün Vali Yardımcımız Fethi Özdemir ile beraber Şâhidî  Evi olarak tespit edilen ve restorasyonuna başlanan binaya gittik.

Pek çok okuyucumuzun bildiği üzere, Şâhidî camii, türbeler, mezar taşları ve semâhane ile ilgili bu köşede pek çok yazım yayımlandı. Son zamanlarda, camiin yanında bulunan ve Şâhidî’nin yaşadığı ev olarak belirlenen ev kamulaştırıldı ve aslına uygun olarak restore edilmeye başlandı. Bir yandan da cami avlusunda bulunan türbe ve mezar taşları düzenlenmeye başlandı.

Bunların hepsi güzel şeyler… Güzel şeyler de, yapılanlar doğru mu?

Maalesef,  yapılanların hepsinin doğru olmadığı bir gerçek. Birkaç yazımda, cami duvarının gereksiz yüksekliğinin oraya bir hapishane havası verdiğini söylemiştim ama Vakıflar Bölge Müdürlüğü, kimseye danışmadan duvarları olduğu gibi tahkim ederek korumuş. Yani gene “Şâhidî Camii” değil “Şâhidî hapishanesi” gibi bir durum olmuş.

Ayrıca, mezar taşlarının düzenlenip yerleştirilmesinde özen gösterilmemiş; kırık taşlar bir araya getirilmeden, gelişigüzel dikilmiş. Hele bir mezar taşı diye dikilen taş var ki, beni gülmekten öldürdü. Koyunoğlu Hafız Mehmet ve Derviş Salih’in bir hayratının (Muhtemelen çeşme kitabesi) kitabesi, sanki bir mezar taşıymış gibi mermer bir kabrin başına konmuş. Vakıflar Bölge Müdürlüğü her şeyi bildiğini iddia eder de bilen birine danışmadan bir iş yaparsa böyle olur. Oysa bir telefon uzaklığında olan bana sorsalardı, yayınladığım kitaptan, her mezar taşı için bilgi verirdim.

Şâhidî Evi, ahşap ağırlıklı olarak restore ediliyor. Odaları çok güzel tanzim edilmiş… Ancaaaak!… Daha evin avlusuna girer girmez, erbabının fark ettiği bir eksiklik var… İkinci kattaki (fevkânî kısım) güneye bakan balkon, 1 metre falan genişlikte düzenlenmiş ama orası balkon değil “hayat”ır. Zemin kattaki taş kaplamanın bittiği yere kadar uzatılan bir hayat olmalıydı orası. Bunun doğru yapılması için, Muğla’da pek çok örnek var. Projeyi yapan Meral Oğuz, muhtemelen geniş hayatları da biliyordu ama nasıl oldu da bu evin hayatını küçük yaptı, bilmem. Yoksa onların memlekette, eski hayatları kırpıp kırpıp balkon mu yapıyorlar veya normal bir hayat yapıldı da yağmur yağdı, güneş çıktı hayat mı çekti? (Orijinalinin öyle olduğunu kimse söylemesin. Şayet orijinali öyleyse bu gerçekten büyük bir “orijinallik”tir.)

Her tarafta düz ahşabın kullanılması, Muğla ahşap işçiliğinin yansıtılmaması iyi olmamış. Trabzan ahşaplarındaki düzlüğün de hemen göze battığını belirtelim. Trabzanlar yuvarlak ve boğumlu işlemeli olsaydı daha da güzel olurdu. Ah işte danışmamak!…

Eksiğiyle gediğiyle Şahidî konusunda bir şeylerin yapılması herkes gibi beni de çok sevindirdi. Başta Sayın Valimi Amir Çiçek olmak üzere vesile olanlara müteşekkiriz fakat yapılanlarda hiçbir eksiklik olmaması için, bilenler mutlaka danışılmalıdır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.