Sağlık Devletten

Bu haber 02 Aralık 2016 - 0:02 'de eklendi ve 312 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Gülten Şimşek

 ‘Eğer büyük kitleleri ikna edebilmişse, fikirler silahlara ihtiyaç duymaz’ demişti Fidel Castro.

Dünya barışı için fikirler silaha dönüşmesin.

Küba çok uzaklarda fakat gündemimizde kalan ülkeler arasında.

Castro’nun ölümüyle gündemi bir anda dolduruverdi.

Göreceli olarak düşük bir yaşam standardında ve gelişmekte olan bir ülke olmasına karşın, sağlık alanında göstermiş olduğu büyük performans ile özellikle son yıllarda tüm dünyanın dikkatini çekmektedir.

1959 devriminden itibaren tek parti egemenliğine dayalı sosyalist bir devlet yönetimini benimsemiş olan Küba’da, merkeziyetçi bir yapı vardır. Ekonomisi devlet kontrollü bir ekonomidir.

Gerçekleştirilen devrim sonrasında özel sektör /serbest pazar temelli sistemden tamamen uzaklaşarak, devletçe merkeziyetçi yürütülen, eşitlikçi sağlık hizmetlerin amaçlayan bir sisteme geçilmiştir.

Sağlık sistemi, sağlık hizmetlerinin arzı, finansmanı, mevzuat ve politikasından oluşan bütünü ifade eder. Ülkeler arası sosyal, kültürel ve ekonomik farklılıklar olduğu için birbirinin tamamen aynı sağlık sistemlerine sahip ülkeler bulmak mümkün değildir.

İngiltere’de (Beveridge Modeli) Sağlık Sistemi.

Almanya’da (Bismarck Modeli) Sağlık Sistemi modeli vardır.

Küba’da ise devletçi bir sağlık sistemi var.

KÜBA ANAYASASINA GÖRE SAĞLIK; bir ekonomik kar amacı değil, bir insan hakkıdır. Bu yüzden tüm Kübalılar sağlık hizmetinden eşit ölçüde yararlanırlar ve tüm sağlık hizmetleri ücretsizdir. Sağlık hizmetlerinin sağlanması devletin sorumluluğu altındadır.

Sağlık cepten değil de devletten.

Küba Egelitran –Otoriter sağlık sistemine sahiptir. Bu sistemin özelliği;

Tamamen kamu tarafından finanse edilir ve verilir.

Sağlık temel bir insan hakkıdır.

Eşitlikçi bir temele sahip olmasına rağmen kentsel ve kırsal alanlar arasında sağlık seviyesi açısından farklılıklar vardır. Koruyucu sağlık hizmetleri, temelli sağlık hizmetleri vardır.

Genel olarak sağlık seviyesini geliştirmek amacıyla herkese iş ve eğitim, yiyecek yardımları ve sağlık hizmetleri sisteminin geliştirilmesi gibi programlar yürütülür.

Gelişmiş ülkelerdekine eşdeğer, hatta çoğu zaman daha iyi verileri mevcuttur.

Küba, 1959 Devrimi’nden sonra halk sağlığı konusunu öncelikli alanlar arasına almış ve çok kısa bir süre içinde sağlık sisteminde amaçladığı hedeflere ulaşmayı başarmış bir ülke olarak görülmektedir. Devrimin ilk yıllarında 50 yaş civarında olan yaşam süresi ortalama 77-79 a çıkmıştır. Bu da Latin Amerika’nın en yüksek yaşam süresidir.

Bebek ölüm hızı düşük. Anne ölüm hızı düşük.

Bağışıklama yani aşılama oranları yüksek. Her 1000 vatandaşa 10 hasta yatağı düşmektedir. Kişi başına düşen doktor sayısı en fazla olan ülkedir.

Doktorların %50’si aile hekimidir.71 bin doktor mevcut.(11 milyon nüfusa) 126 vatandaşa bir hemşire düşer.

Her 1.006  vatandaşa bir diş hekimi gibi gelişmiş ülkelerde bile olmayan sağlık göstergeleri mevcut.

Ne mutlu Küba halkına.

Her şerden bir hayır doğar ya, Küba içinde böyle olmuş.

1960 yılında başkan Eisenhower tarafından başlatılan ticari ambargo, Fidel Castro’nun Küba’nın sosyalist bir ülke olduğunu deklare etmesiyle birlikte, Amerikan Hükümeti’nin çok ciddi bir diplomatik ilişki ve ağır ekonomik ambargo uygulamasına dönüşmüş ve bu hep devam etmiştir. Artan şiddetteki ekonomik ambargonun Küba sağlık sistemine etkileri beklenildiği gibi olmamış ve Küba Devleti var gücü ile çalışarak, sağlık sistemi ve koruyucu sağlık hizmetleri ile tüm ülkelere şapka çıkarttırmıştır.

Küba’da sağlık cepten değil de devletten.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.