SAĞIM SOLUM LÜMPEN

Bu haber 24 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 1.667 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Geçenlerde sevgili Erdal, Muğla’dan Haber web sitesinde lümpenlikle ilgili güzel bir yazı yayınladı. Okumamış olanlara tavsiye ederim.
Lümpenlik hakkında bizim de diyeceklerimiz var.
1) Toplumsal Çözülme
Modernite, toplumlarda, doku birliğini kaybettirdi. Eskiden, az-çok, bütün bireyler, duygu, düşünce, kültür ve hayat anlayışı açılarından birbirlerini tamamlayacak şekilde donanmışlar ve organize olmuşlardı.
Osmanlı’da, müderris (Şimdinin Profesörü) ile çarşı esnafının arasında, toplumsal fark yoktu. Müderristeki bilgi, halkta “irfan” şeklinde ortaya çıktığı için, ikisi arasındaki farklılık, sadece “bilgi derecesi”nden ibaretti ama toplumsal doku birliği açısından, bunlar birbirlerini tamamlarlardı. Müderris, toplumdan aldığını yeniden üretir ve o içinden çıktığı halkın irfanını zenginleştirirdi.  Şimdi öyle mi?… Profesör, değil halkının kültürünü zenginleştirmek, kendi bireysel kültürünü bile zenginleştiremiyor. Geçtim dinlemeyi, Itrî’nin, Safiyüddin Urmevî’nin adını bile bilmeyen yüzlerce Profesör vardır; ama bunların arabasına bindiğinizde arabesk müzik dinleyebilirsiniz.
18. yüzyıldan itibaren, Batı’nın dayatmacı aydınlanma ve modernitesi, toplumları zıvanadan çıkardı. Toplumsal doku birliği bozuldu. Yaygınlaşan eğitim doku birliği tesis etmesi gerekirken, mevcut dokuları paramparça etti. Bizde de Batı’da da bir zümreleşme başladı.
Paramparça olan toplumlarda, bırakın hiç eğitim almamış birini, iyi bir eğitim almış Profesörün bile, bu parçalanmışlıkta zevksizlik ve lümpenlik kategorisinde kaldığını görebilirsiniz.
2) Lümpen Tanımı
“Lumpen” kelimesi, dilimize Almanca’dan gelmiş. İlk kullanılışı 1854. İlk kullananlarsa Karl Marx ve Friedrich Engels… Bu ikili, kelimeyi proleteryanın sıfatı olarak kullanmış.  Kelime, Almanca’da “paçavra” anlamında kullanılırken, “proleterya” ile birleşince, “sınıf bilincine ulaşmamış, örgütsüz ve sınıf sorumluluğu taşımayan işçi kitlesi” anlamında “Lumpen proleterya” şeklinde kullanılmıştır. “Lumpen proleterya”, elbette Marxizmin tasvip edeceği bir kitle değildi. Çünkü Marxizm örgütsüz işçiyi sevmez; devrimi örgütlü işçi kitlesi gerçekleştirecektir.
Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlük’ünde kelime “lümpen” olarak geçer ve anlam olarak da “ 1. Sınıfsız. 2. Ayaktakımı” demeye geldiği yazılıdır. Görüldüğü gibi, Türk Dil Kurumu’nun izahında, Marxist anlam aktarılmaktadır.
Oysa kazın ayağı öyle değildir…
Türkçe’de, uzun yıllar Marxist terim olarak kullanılan “lümpen” kelimesi, daha sonra genel dilde de kullanılmaya başlamış ve “ayaktakımı” anlamından hareketle semantik (anlambilimsel) bir genişlemeye uğrayarak, “hiçbir değer sahibi olmayan kuru kalabalık mensubu” anlamında kullanılır olmuştur. Sonraları da, birey planında kullanılan bir kelime hâline gelmiştir.
3) Lümpen’in Anlam Genişlemesi
Bu tespitlerden hareketle, “lümpen” kelimesindeki, anlambilimsel genişleme üzerinde durabiliriz.
“Lümpen” kavramı, bir sıfat olarak, kişisel davranışlara yansıdığında, şu davranışları ifade eder:
Lümpen, hiçbir değere sahip olmayan kuru kalabalığın bir parçasıdır ve her türlü değeri, dejenere ederek değersizleştiren biridir.
Lümpen, her türlü bireysel birikimden mahrumdur; kendini ancak iktidar gücüyle var eder ve bu “var etme”nin, içinde  büyük bir “değersizlik” barındırmayı beceren biridir.
Lümpen, ideal olanla değersizlik arasındaki büyük uçurumda, iktidar gücünü kullanma zaafı yaşayan ve bu zaafını, saldırganlıkla örtmeye çalışan biridir.
Lümpen, objektif gerçek güç karşısında, bir kimlik parçalanmışlığının ezikliğini yaşayan ve bu ezikliğin farkında bile olmayan biridir.
Lümpen, kişisel gelişiminde, sindirilmemiş hayat gerçeklerinin yol açtığı arızalar bulunan biridir.
Lümpen, sınıf atlama doyumsuzluğu yaşayan ama bir türlü de o doyuma ulaşamayan ve bu doyuma ulaşmak için her fırsatı dejenere ederek kullanan oportünist biridir.
Lumpen, olduğu gibi görünemeyen ama (nitelikli bir birikime sahip olamadığı için) olmak istediği gibi de görünemeyip yapay tavırlarla kendini topluma dayatan ve bu dayatıcılığı ile itici tavırlar sergileyen biridir.
Lümpen, entelektüel birikimi olmadığı için entelektüel ortamlara giremeyen bir “değer yoksunu” ve bu yüzden de entelektüelleri değersizleştirme çabasında olan biridir.
Lümpen, kitle karşısına çıktığında, çok şey söyleyecekmiş intibaını verip hiçbir şey söyleyemeyen birikimsiz biridir.
Lümpen, eline geçen fırsatı, basiretsizce heba eden ve toplumsal enerjiyi yansıtamayan iktidar sahibidir.
Lümpen, değer yoksunu olmasının yanı sıra, fırsatları ve iktidarı, sadece bireysel çıkarı için kullanan bir ufuksuz biridir.
Lümpen, insanlarla ilişkilerinde herhangi bir ilke gözetmeyen, sadece şahsî çıkarını düşünen biridir.
Lümpen, zevki incelmemiş ama ince zevk sahibiymiş gibi davranan; bu yüzden nitelikli sanattan anlamayan biridir.
Lümpen, “Kıroyum ama para bende” psikolojisiyle hareket eden bir sonradan görmedir. Bu çerçevede, görgüsüzlüğüne rağmen, görgülü gibi davrananlara da denir.
Lümpen, gücü ele geçirdiğinde, kurumları yozlaştıran, dejenere eden biridir.
***
Türkçe’deki benzer anlam kayması, İngilizce’de de vardır. İngilizce’de “lumpen”in karşılığı olarak  “aptal, anlayışsız, kaba, köle ruhlu” anlamları verilmiştir.
Aslında, Türkçe’de, “lümpen”in eş anlamlısı olarak “rüküş, sakîl, bayağı, sıradan, kaba saba” gibi kelimeler de kullanılır.
Bütün bu tariflerden çıkarılacak sonuç, “lümpen”in, şahsiyet ve kimlik bunalımı yaşayan biri olduğudur.
Sağınıza solunuza bir de bu tarifler çerçevesinde bakın bi… Bu tariflere uyan var mı?  Uyan biri varsa, 3. kısımdaki “lümpen” yerine onun adını yazıp rahatlayın…
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
şener bilmiş 14 Kasım 2014 / 09:47

sonuç olarak kötü bişeymiş:))