Sağ Cenahtaki İbret Veren Görüntüler

Bu haber 05 Nisan 2018 - 0:44 'de eklendi ve 984 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

Bu günkü yazımızda çeşitli fısıltılara cevap verebilmek için vatandaşlar adına Hasan soracak.

Sorulara, belgeye dayanan cevaplar verilecektir. Sorular mümkün mertebe seçim dolayısı ile çok ses getirenler olacaktır.( Yazılış tarihi 12.03.2011’dir )

Soru: Kamuoyunda özellikle MHP’li ve DP’li olup da. Ak Partiye oy vereceğini söyleyenlerden bazıları “Seçim sonunda koalisyon olacak” iddiasında bulunuyor. Özellikle “Tahmin ediyorum” bile demiyorlar.

Cevap: Adı geçen bu kardeşlerimiz olmasa zaten bu iki partinin de haritadan silinmesi gerekirdi. Onlar var ki bu partiler hala var. Dikkat ederseniz her iki partinin yöneticileri çekirdekten gelme değildir. Şöyle ki, MHP’nin kökeni Ülkü Ocaklarına dayanır. Bakıyorsunuz 1980 öncesi komünizmle savaş verenler, şimdi MHP dışındadırlar, 1980 öncesi Ülkü Ocaklarını bizler hep sahip çıkardık. Hatta bugün her ne kadar kendisini partiler üstü olarak görse de ucundan kenarından hala siyasetin içinde yer alan Süleyman Demirel, “Onlar bizim çocuklarımız” diyerek Ecevitlerin koruduğu “Kızılcıklara karşı, onlara arka çıkardı. Ben Muğla’daki Ülkücülere üç katlı binamı verdim. Kira da almadım ve sonunda evi yeniden tamir etmiştim. Bundan dolayı hiç üzülmüyorum ve üstelik 1999 yılı Meclis seçiminde MHP için çalışmışımda. Bugün görüyoruz ki evvela Ülkücülüğün anlamını bile bilmeden MHP’li olmuş kardeşim hiç olmazsa şunu bilmelidir….

Ülkemize 50 yıl gerilere götüren 27 Mayıs olayında CHP yalnız değildi. O günün Millet Partisi de ihtilale yardımcı olmuş, hatta ihtilal günü ilk olarak merhum Türkeş’in radyodan konuşması sebebiyle, bütün ülke yapılanın ihtilal olmadığına inanmıştır. O esnada Eskişehir ’de bulunan Adnan Menderes için uçak hazırlayan Milliyetçi subayların teklifini kabul etmeyip yurt dışına kaçmamıştır. Aynı gün ihtilale bir paşa arayıp buldular ve sözü ona verdiler. “Cemal Gürsel in ilk sözü Menderes’i yakalattım Sayın İsmet Paşa sıhhattedir’ gerisi teferruattır. Bir sürü rezalet sonunda Menderes ve iki bakanını idam ettiler. Sıra 1961 anayasasına gelince hazırlayanların kimler olduğu çok önemli. 140 kişisi CHP’li ve 11 kişisi Cumhuriyetçi Köylü Millet Partilidir. İsimleri şöyledir. Ahmet Tahtakılıç, Abdullah Kemal Yörük, Mustafa Hazmı Dağlı, Nurettin Ardıçoğlu, Halil Özmen, Ahmet Oğuz, Mehmet Altınsoy, Seyfi Öztürk, Mustafa Kepir, Mustafa Enver Kök idi. Bu partinin adı ihtilal öncesi. Millet Partisi idi.

Soru: Size göre 12 Eylül 2010 günü değişmesi için referandum yapılan anayasa maddelerini bu meclis mi yapmıştı.

Cevap: Evet bu meclis yapmıştı. Vatandaşlara 82 Anayasası gibi gösterenler, anayasa maddelerinin değişmesini istemeyenlerdir. O referanduma hayır diyenler, askerlerin her zaman söz sahibi olmasını isteyenlerdir. Hukuk her zaman CHP’nin emrinde olmalı, YÖK seçimi en arkadan kazananlara Rektör tayin etmeli, askerin sayesinde Cumhurbaşkanı derin devletin adamı seçilmeli. Din her zaman baskı altında olmalı. Nemelazım, bunlar “yani millet çoğunluğu” Ortadoğu ile dostluk kurarlarsa ekonomi düzelir başımıza iş açarız. Geçmişte denenmiştir. İlk önce Kazım Karabekir ve arkadaşlarının kurduğu parti birkaç ay içinde yurt içinde çığ gibi büyüyünce, hemen acele çaresi bulunmuş ve İzmir suikastın tertip etmek suçundan adam paçasını zor kurtarmıştır. (Kaynak: Kazım Karabekir’in Günlükleri.) Üçüncü Partiyi kuran gene Sultan Hamit Hanı tahttan indirilirken, İstanbul’un asayişini korumak için Selanik’ten getirilen Balkan asıllı askerlerin komutanlığında Mustafa Kemal’in yardımcısıdır. Üçüncü Partiye de gene milletin gösterdiği ilgi CHP yetkililerini ürkütmüş olmalı ki, adamlar yani kurucular pes edip dağılmışlar. Dördüncü partiyi kuranların başına gelenleri tekrarına gerek yoktur. Şimdi de gene Millet çoğunluğunu karşılarına almışlardır.

Soru: DP’liler neden hayır dediler? Bunun cevabını anlatmaktansa kısaca kendim niye bu günkü DP içinde değilim, onu kısacıkta olsa anlatmak daha uygun olur kanaatindeyim:

Cevap: Adalet Partisi’nin ilk Genel Başkam Orgeneral Ragıp Gümüşpala vefat ettiği sırada İsmet Paşa başbakandır. İhtilalden sonra ilk yapılan seçim ve Anayasa oylaması silahlar gölgesinde yapıldı. Tabi ki CHP birinci parti oldu ama çok parti ile zorunlu hükümet kuruldu. Adalet Partisi’nin büyük kongresinde yeni genel başkan seçilecekti. Sadettin Bilgiç ile Süleyman Demire! Adaydır. Demire! için sol basında dahil bütün ülkede etkili istek oluşmuştu. Sadettin Bilgiç için, sert tavizsiz bir milliyetçi oluşu ve Menderes hükümetlerinde kardeşi Sait Bilgiç’in olması sebebiyle zamana uyum sağlaması bakımından Demire! Tercih edilmiştir. Bu sıralarda bizler Adalet Partisi İl ve İlçe teşkilatlarında görevliydik. 1968’lerde eski Demokrat Partililere af çıktı. Affı merhum İnönü istediği için meclisten geçti. O sıradaki İçişleri Bakanı olan Faruk Sükan, Mendereslerin kabirlerini adadan İstanbul’a getirmek istedi. Buna Başbakan Demirel askerlerden çekindiği için ret ediyordu. Doğrusu ben de Faruk Sükan tarafında idim. Partinin iskeleti olanların eski Demokratların yakınları olması sebebiyle, AP gurubunda başlayan homurtular büyüdü ve yeni seçimden çıkarak tek başına iktidar olan Adalet Partisi gurubu kendi bütçesine 41 kişi ret oyu verince hükümet düştü. Cumhurbaşkanı tekrar görevi Demirel’e verince, bu defa Güven Partili bazı üyeler şahsi olarak hükümete destek verdiler. 1973’deki seçimde Adalet Partisi ikinci parti olmuştu. Şunu demek istiyorum: Partiyi her şeye rağmen ayakta tutan bizim gibiler olmuştur. 1973 seçimini Eski Demokratlar, Ferruh Bozbey’inin Demokratik Partisi ile girmişti. Bozbey müthiş hitabeti olan kişi idi. Bizim gibiler oraya geçmiş olsaydık, iki büyük sağ parti oluşacak ve itişme sonunda sol tek başına gelebilecekti. Allah korudu da çok yanlış yapılmadan düşe kalka 80 ihtilaline gelindi. İhtilal gününe kadar benim İl Genel meclis üyeliğim devam etmiştir.

Soru: Sağdaki partilerin muhalefette olanları aynen CHP gibi sert ve engellerle dolu muhalefet etmesine ne diyorsunuz?

Cevap: En önemli can noktası olan konuyu gündeme getirdiniz. Sağda olup da sağdaki iktidar partisine destek yerine köstek olanların hep intihar ettiğine şahit oldum. Bunlardan, Erkan Mumcu, Mehmet Ağar, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz. Hüsamettin Cindoruk, Süleyman Demirel ve en son Abdüllatif Şener’in siyasi hayatları bitmiştir. Veya Demirel gibi Derin Devleti ‘yeniden: toplamaya çalışan birisi olarak tarihe geçersiniz. Bu kadar olumsuzluklara nasıl tahammül edilir göreceğiz.

Netice olarak, Anayasa referandumu bir güvenoyu idi. Yüzde 58 evet oyu, bu gün bir yandan eksilirken, öbür yandan çoğalır. Çünkü 8 senenin hesabını veren bir parti var. Sayıyor: 2002 de asgari ücret alan kişi üç çuval un alıyordu. Şimdi ayni kişi ayni ücretle 8 çuval alıyor. Üç aylıkla bir TV alırken, şimdi bir aylıkla üç TV alıyor. Evsizler azalmakta, İşsizler azalmaktadır. Hazine ağzına kadar dolu, borsa şimdi taban yapmıyor, nerede ise tavanı delecek. Görünen köy kılavuz istemediği gibidir.

Ama benim kaderim ille de kara olacak diyen varsa kendisi bilir. İktidar devam ederken, Muğla gene yerinde saymaya devam edecek öyle mi? Hayır, bu defa öyle olmayacak. Muğla’mız da kalkınma kervanına dâhil olacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.