Sadece Seyirci Olabileceğiz

Bu haber 10 Haziran 2014 - 0:56 'de eklendi ve 812 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülkeler arasında gerçekleştirilen en büyük spor organizasyonlarından biri şüphesiz “Dünya Futbol Şampiyonası”

Elbette daha pek çok benzer turnuvalar düzenleniyor.

Dünya basketbol ve voleybol şampiyonaları da aynı kategori içerisinde yer alan organizasyonlar.

Ne var ki futbol şampiyonası başka.

Hani dense ki futbol deyince akan sular duruyor.

Aynen öyle.

Aksini iddia etmek olası değil.

Eğer 7 milyarın üzerindeki dünya nüfusunun yarıya yakın kesimi aynı şampiyonayı bizatihi yerinde izliyor ve de evinde seyrediyorsa, başkaca söylenecek söz yoktur.

Bu demektir ki dünyada 2 kişiden biri aynı şampiyonayı izliyor.

***

Aynı şampiyona ile ilgili özellikle ülkemiz adına irdelenmesi gereken önemli bir nokta var.

Türkiye neden bu organizasyonda yeterince yer alamadı?

Oysa bugüne değin, ülkemizden nüfus oranı olmak üzere daha nice alanda geri planda olanlar, aynı turnuvaya katıldılar.

Biz ise, Dünya Futbol Şampiyonalarına sadece 2 kez katılabildik.

1950 yılında Avusturya, maddi yetersizlik gerekçesiyle gidemeyince Türkiye için bir şans doğdu gibi olmuştu.

Ne var ki bizde aynı gerekçeyle gidemedik.

Milli Futbol Takımımız ilk defa 1954 yılında katıldığı turnuvada 1.turda elenmesine karşın, 2002 yılında Japonya ve Kuzey Kore şampiyonasında 3.cü olmuştu.

Böylelikle aradan yıllar geçti.

Ve aynı yıllar içerisinde Türkiye olarak futbola tahminlerin üzerinde eğilim gösterdik.

Özellikle profesyonel olarak mücadele eden takımlarımız, bütçelerini sarsmasına karşın olağanüstü harcamalar yaptılar.

Yapsanız ne yazar!

Birkaç gün sonra Brezilya’da başlayacak şampiyonada yer alamadıktan sonra.

Bu demektir ki, Türkiye aynı organizasyonda sadece izleyici olarak yerini alacaktır.

İşte milletimizi düşündüren, daha da öte üzen durum budur.

Siz Türkiye olarak futbola bu denli yatırım yapıyorsunuz.

Özellikle kulüpler tahminlerin üzerinde bütçelerini aşan harcamalar yapıyor.

Buna karşın, karşımıza çıkan tablo bu.

1934 yılında başlayan, dolayısıyla aradan geçen 80 senelik süreçte sadece 2 defa dünya futbol şampiyonasına katılabiliyorsunuz.

Hem de futbola yediden yetmişe bu denli tutkunu olduğumuz halde.

***

Peki nedendi?

Neden, Türkiye Futbol Federasyonu ve kulüpler, çoğu kez kendilerini sıkıntıya düşüren girişimlerde bulundukları halde, istenilen başarı elde edilemiyor?

Hepimiz biliyoruz ki bunun bir değil birçok sebebi var.

Bir kere, son yıllar hariç, alt yapıya gerekli önemi verdiğimiz söylenemez.

Her ne kadar kulüp bünyelerinde hamleler yapılmakta ise de yeterli değil.

Aksi olsaydı, nüfus itibariyle Türkiye’nin çok gerisinde ülkeler futbolda belirli bir seviyeye gelirken, yerimizde saymazdık.

Belki itiraz edilecektir ama realite bu.

Eğer, sadece Süper Lig Takımları değil 1.lig ve diğer liglerde mücadele eden takımlar dahi, kendi bünyelerinde sporcu yetiştirmek yerine transfer politikası izliyorsa, başkaca ne söylenir?

Bu demektir ki, birçok konuda olduğu gibi futbol politikamız da istenileni vermekten uzaktır.

Oysa, nasıl bir yol izlenmesi gerektiği bilinmez değildir.

Bakıp görüldü, futbolda belirli yere sahip ülkeler, öncelikle bilinçli bir şekilde alt yapıya önem veriyor.

Türkiye olarak bizim de aynı yolu izlememiz kaçınılmazdır.

Değilse, daha uzun yıllar Dünya Futbol Şampiyonası gibi turnuvalara katılmak yerine seyretmekle yetiniriz.

Hem de çoluk çocuk futbol tutkunu olduğumuz halde.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.