Sadece bir ünite çalışıyor

Bu haber 10 Eylül 2014 - 5:32 'de eklendi ve 676 kez görüntülendi.

saadecebiruniteBarajlardaki su seviyesinin düşmesi sonucu termik santralların enerji üretimine her zamankinden çok ihtiyaç duyulan şu günlerde 3 üniteli Yatağan Termik Santralı’nın neredeyse bir yıldır tek ünitesi çalıştırılabiliyor. Bu yüzden enerji açığı yaşanırken, santralin her gün 600 bin TL’de gelir kaybına neden olduğu belirtildi.

Özcan Özgür

Barajlardaki su seviyesinin düşmesi sonucu termik santralların enerji üretimine her zamankinden çok ihtiyaç duyulan şu günlerde 3 üniteli Yatağan Termik Santralı’nın neredeyse bir yıldır tek ünitesi çalıştırılabiliyor. 1 ve 2 numaralı ünitelerin türbinlerinde sorun olduğunu belirten Tes İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik, “Revizyon önemli değil,’ denilerek tecrübeli ustalar kışın ortasında zorunlu yıllık izne gönderildi. Bu yüzden emekli olmak zorunda kaldılar. Sorunu giderebilecek ustaların emekli olması nedeniyle iki ünite çalıştırılamıyor ve bu nedenle ciddi enerji açığı oluşurken, ünite başı her gün günlük 600 bin TL. de kayıp yaşanıyor.” dedi.

Tes İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik’in verdiği bilgiye göre, 2 yıl önce santralin hava kirliliğinin önlenmesinde etkili olan kül tutucu üniteleri “Elektro filtrelerin” rehabilitasyonunu bir Çinli firma ile Utku Endüstri İnşaat Temizlik San. Ve Ticaret Ltd. Şti. 25.324.634,40 TL. bedelle üstlendi. Ancak ihale sözleşmesine göre her ünitenin 150’şer günlük süre içinde rehabilitasyon işinin tamamlanıp teslim edilmesi gerekirken üniteleri zamanında devreye alınamadığını belirten Erçelik şöyle devam etti:
“Üçüncü ünite 150 günde değil, 260 günde devreye alınabilirken, 500 güne yakın devre dışı kalan birinci ünite hala gerçek anlamda devreye alınamadı. Bu arada türbiniler revizyon için açıldı. İşçilere ‘fazla mesai verilmesin’, ‘yıllık izin kullansınlar’ denilerek türbinlerin montajı geciktirildi. Şimdi bu sorunların giderilmesi için özel firmalara milyonlarca lira ödenmesi gerekecek. Çünkü bu sorunları giderebilecek tecrübeli ustalar zorunlu izne çıkarıldılar ve birçoğu emekli olmak zorunda kaldı. Eğer bu işler zamanında bitirilmiş olsaydı üniteler çalışacak ve bir yandan enerji ihtiyacının karşılanmasına katkı yapılırken bir yandan da ülke ekonomisine ünite başına günlük 600 bin TL girdi sağlanacaktı.”

İş barışı kalmadı

Santralın 2 ünitesinin çalıştırılamaması sonucu bugüne kadar yaklaşık 276 milyon TL. zarar oluştuğunu belirten Tes İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik, sorunun temelinde YEAŞ yönetiminin yanlış politikalarının bulunduğunu söyledi. Yöneticilerin sendikaya karşı tavır sergilemesi ve işçilerde ayrımcılık yapması sonucu iş yerinde iş barışının da kalmadığını belirten Erçelik şöyle devam etti:

“YEAŞ Yönetimi tarafından yaklaşık iki yıl önce kısmi özelleştirme dediğimiz, Yatağan’da işletme hakkı verilmesi düşünülen bazı birimler için ihaleye çıkılmış, çalışanlar ve sendika tarafından yapılan eylemler üzerine ihale iptal edilmişti. O tarihten sonra YEAŞ Yönetimi hem Yatağan’da, hem de Yeniköy‘de çalışanlara ve onların örgütlü olduğu TES-İŞ Sendikası’na karşı düşmanca bir tavır ve tutum içine girmiştir. Sendikamızın üyeler adına yaptığı talepleri dikkate alınmamış, sendikanın görüşme talebi kabul edilmemiş, sendikaya karşı olanlar korunup, kollanmış, birlikte olanlar ise disiplin cezaları ve fazla mesai uygulamalarıyla cezalandırılmaya çalışılmıştır.”

Erçelik, iki yıldır fazla mesai, bayram ve tatillerin çalışmalar için adeta cezalandırma ve terbiye etme yöntemi olarak kullanıldığını belirterek şunları söyledi:
“Revizyon önemli değil, denilerek tecrübeli ustalar kışın ortasında zorunlu yıllık izne gönderildi. Birçoğu da bu yüzden emekli olmak zorunda kaldı. Çalışanlara bilgi ve deneyimlerine göre değil, kendi belirledikleri ölçülere göre değer verildi. Toplu sözleşme ve işyerindeki etik kurallar yok sayıldı. Santral nasıl olsa özelleşecek diyerek gözden çıkarılmışsa, işyerinde iş huzuru ve barışı yoksa, sürekli gerilim, kavga ve hak gaspı yaşanıyorsa, çalışanlarla yöneticilerin arasındaki bağlar kopuksa, sendikanın talepleri dikkate alınmıyorsa, üretimin en önemli ayağı yok demektir. Böyle olunca verim düşer, üretim aksar, santral çalışamaz duruma gelir. Devletin milyonlarca lirası özel firmalara verilebilir, üniteler çalışamadığı için milyonlarca liralık üretim kaybı oluşabilir, hiç önemi yoktur. Yeter ki çalışanların çıkarına ve lehine bir şey olmasın. Bir de bunu sendika talep ediyorsa hiç olmasın. Sendikasından, üyesine, yöneticisinden, suyun kaynağından, kül dağında çalışan elemana varıncaya kadar herkesin katkısıyla Enerji üretimi gerçekleşir. Bu zincir koparsa üretim aksar. Bu nedenle santraldeki yönetim modeli de toplumsal olmak zorundadır. ‘Biz’ değil, ‘ben yaptım’ anlayışının Enerji üretimine, dolayısıyla ülke ekonomisine bir katkısı olmadığı bir kez daha görülmüştür.”

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.