Sadece Bir Günde Hatırlamak

Bu haber 05 Aralık 2014 - 0:31 'de eklendi ve 707 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülkemizin yüz yüze geldiği açmazlardan birinin engelliler adına olduğunu yadsımak mümkün değil.

Aksi düşünülemez.

Son yıllar hariç engellilere bakış açımız, hiçbir zaman insani değerler taşımadı.

Kim ne derse desin, tevile çalışsa da onlara yaklaşımımız yerinde bir davranış olmaktan uzak kaldı.

Oysa tam tersi olmalıydı.

Değil mi ki engelli olmak onların suçu değildi.

Yüce Yaratan’ın takdiri böyleydi.

Bize yakışan tutum ve davranışlar içerisine girmeliydik.

Onların bir günde değil her zaman yanlarında olmalıydık.

Ancak o takdirde tasvip edilirdi.

Ama yapamadık.

Nedeni nereye dayanırsa dayansın engellilere yaklaşımımız, bizlere yakışan davranışlar olmaktan uzak kaldı.

Yalnızca, “engelliler haftası” olarak belirlenen günler içerisinde onları hatırladık.

Yaklaşımlarımız sadece bu günler içerisinde oldu.

Bakıp gördük, engelliler haftasıyla ilgili bir takım etkinlikler düzenleniyor.

Sözüm ona bir ucundan tutmaya çalışıyoruz!

Oysa tam tersi olmalıydı.

Her zaman bizlere yakışan davranışlar içerisinde olmalıydık.

Sonra, engelli olmak onların suçu değildi.

Özellikle bilinçsiz evlilikler en büyük etkendi.

Yanı sıra trafik ve iş kazaları!

***

Peki bireysel bazda tutum ve davranışlarımız istenilen düzeyde olmamasına karşın, devletin bakış açısı?

Özellikle ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetler, olması gerektiği şekilde adımlar atmış.

Onların hayata bağlanmaları için üzerlerine farz olan girişimlerde bulunmuşlar mıydı?

Ne yazık ki bu konuda iyimser olamıyoruz.

Aksi olsaydı, yıllardan bu yana onların çağrılarına kulak tıkanmazdı.

Bu tür yaklaşımlar sonucu nemi oldu?

Engelliler daha bir kendi dünyalarına kapandılar.

Sanki dünyaya küstüler.

Sonra, bu haleti ruhiye içerisinde kalan sadece onlar olsa!

Ya ailelerin durumu?

Bakıp gördü evladı, her geçen gün hayata küsüyor.

Ne yapsalar, etseler de zevk almıyor.

İster istemez onlar da karamsarlığa kapılıyorlar.

Bu durumda dense ki dünyaları karardı.

Kesinlikle abartı değil.

***

Şimdi…

Bütün bu olumsuzluklar içerisinde engelliler için hayat akıp giderken, yerinde hamleler yapıldığını gözlüyoruz.

İş başındaki AK Parti Hükümeti bakıp gördü, engellilerin içinde bulunduğu durum hiç iç açıcı değil.

Üstelik engelliler sayısı küçümsenmeyecek rakamlar içeriyor.

Bir takım iyileştirmeler yapmalıyız girişimleri var.

Bir kere yapılan yeni düzenlemelerle, resmi kurumlarda belirli oranda engelli istihdam edilmesinin yolu açıldı.

Üstelik bu durum sadece resmi kurumlarla sınırlı değil.

Özellikle iş hacmi bakımından normalin üzerindeki işletmelerin de engelli istihdam etmesi şartı getirildi.

Bugün aynı kurumlarda karşılaştığımız engelliler, yasal düzenlemeler sonucu iş başı yapanlardan başkası değil.

Peki yeterlimi?

Yeterli sayıda engelli istihdam ediliyor mu?

Konuya ilişkin ilgili kurumun yaptığı açıklamaya göre engelli sayısıyla istihdam edilenler sayıları arasında bir oransızlık gözleniyor.

Temennimiz, bu sayının daha yukarılara çekilmesi.

Çekilmeli ki engellilerle birlikte aileleri de biraz olsun huzura ersinler.

Ancak o zaman aileler yanında toplumun diğer fertleri de devletin bu yaklaşımını takdirle karşılar.

***

Bu arada gözlenen önemli bir ayrıntı daha var.

Aileler ve de bizatihi devletin bu tür yaklaşımlarına karşın, bazı engelliler kendi dünyasından sıyrılmak istemiyor.

Ne yapılsa ne edilse de toplum içerisinde karışmak istemiyor.

Hal böyle olunca, psikologların devreye girmesi gerektiğini düşünüyorum.

Onların hayata bağlanmaları, ancak telkin yoluyla mümkün olabilir.

Bunu da sağlayacak hekimler olduğuna göre ne yapıp edip bu yol denenmeli.

O zaman bir nebze olsun hayata bakış açıları değişir.

Her biri kendilerini toplumun bir ferdi olarak görmeye başlar.

Böylelikle, sadece belirli günlerde değil her daim hatırlandıklarını düşünerek daha bir mutlu olurlar.

Her halde bunu çok görmeyiz.

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.