Şadan Gökovalı Aradı

Bu haber 25 Nisan 2016 - 0:36 'de eklendi ve 1.296 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

19 Nisan Salı günüydü. Mesaj WhatsApp’tan geldi:

Özgür kardeşim, Devrim’in bugün elime geçen sayısında Ünal Türkeş’in yazısında rahatsızlığını öğrendim. Sağlık sorunu; kaleminin körelmesine sebep olmasın! Sorunlar yeldeğirmenleri; biz; elimizde kalem, Don Kişot’larız! Şadan ağabeyin!

Hastaneye yattığım, yeniden ayağa kalkmaya çalıştığım ilk günden beri aldığım en güzel, en samimi mesaj…

Mesajın kendisinden anlayanlar olmuştur. Mesajın sahibi Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın manevi evladı, Gökabat’lılara, Ula’lılara sorarsanız Gökova Körfezi’nin efsane muhtarı Mehmet Gökovalı’nın oğlu Şadan Gökovalı

Mesajına sevindim.

 

xx           xx           xx

Biz böyleyiz işte: Don Kişot’lar… Ben de hep kendi kendime “Köyün delisi” derim. Benim için bu yakıştırmayı kimi “saygıdan”, kimi “dalgasını geçmek” için yapar. Olsun. Şadan ağabeyi bana tanıtan İbrahim Ergin’in “Ustaya Saygı” başlıklı son yazısında “Nalınlar Ülkesi dediği Bayır Mezarlığında yatıyor.” dediği, Muğlalı (aslında damattır) Şairlerinmüstehcen” veya “” yazanı Arif Karakoç olmuştur. Kendisiyle Halikarnas Balıkçısı’nın yanı başındakilerden kimine göre “Mavi Kadın”, kimine göre “Mitolojinin anasıAzra Erhat’ın Yunan mitolojisinin tek ve yeryüzünün ilk kadın şairi Sappho’yu (üzerine konuşmalar ve şiirleri) Türkçe’ye çevirdiği günlerdi. Birbirlerine yazdıkları şiir tadında mektuplarını okumuştum.

Gençtim, Azra mı Arif’e, Arif mi Azra’ya, ikisi de birbirlerine mi aşıktılar anlayamamıştım, ama ortada bir “aşk” vardı

 

xx           xx           xx

Şadan ağabey ile tanışmamıza ise bir dönem muhabirliğini yaptığım ve o zaman İzmir’de yayınlanan bir Ege GazetesiDemokrat İzmir’ vesile olmuştu…

Şadan Gökovalı ile Halikarnas Balıkçısı’nı tanıdım. O’nunla da Anadolu’ya, Ege’ye “Merhaba” demeyi, Anadolu Uygarlıklarının Yunan” olmadığını Şadan Gökovalı’nın yayına hazır ettiği Balıkçı’nın külliyatından öğrendim.

O zaman kitaplığımdaki Ekrem Akurgal kitaplarını çöpe attım. Hatta belki de bende “Anadolu aşkı” o zaman başladı.

Ben bu yazımı yazarken Rifat Kalakoğlu telefonla arayıp, bir isteğim olup olmadığını sordu. Marmaris’in ilk yerel (Marmaris Postası) gazetesini yayınlayan Şeytanköylü (Düğerek) KalakoğluMuğlasız olmuyor. Marmaris’ten gel git olacak gibi değil. Temelli yerleştik. Bundan sonra her zaman görüşürüz” dedi.

Sevindim…

 

xx           xx           xx

Sanırım bunca insanı; Cevat Şakir Kabaağaçlı, Melih Cevdet Anday, Şadan Gökovalı, İsmet Ünal Türker, Arif Karakoç, Yükselecek Demirel, İbrahim Ergin, Rifat Kalakoğlu, Ünal Şöhret Dirlik ve hatta Cengiz Bektaş’ı birbirine bağlayan salt “aşk” veya “şiir aşkı” da olmasa gerek.

Bence Anadolu aşkı, Muğla sevdası olmalı…

Yoksa Halikarnas Balıkçısı sürgün geldiği yerden neden ayrılamamış; İbrahim Ergin Almanya’yı neden bırakıp gelmiş; Rifat Kalakoğlu onca yıl sonra Marmaris’ten neden geri dönmüş; Şadan Gökovalı neden onca yıl Muğla’dan öteki ayağını da çekememiş olsundu…

Şadan ağabey bu sevda varken bizlerde hapishane olmuş, hastane olmuş kalemimiz körelmez…

Herkes kadir kıymet bilmeyebilir, emeğiniz yok sayılabilir, yel değirmenleri ile savaşmaktan vazgeçmezsiniz. Gün gelir orada, gün gelir burada olursunuz, ama yazmaktan geri durmazsınız… (!)

Okurlarınızda yeter. Bazen onlardan birinin bir kuru teşekkürü, duası bile…

 

xx           xx           xx

Şadan Ağabey beni 19 Nisan’da arayıp, sevindirdi. Don Kişot’ların, Köyün Delilerinin tek silahları kalemlerinin körelmemesi gerektiğini anımsattı.

Allah köreltmesin. Kararmasın yeter ki sol memenin altındaki cevahir…

Ünal ağabeyKaybettiklerimiz ve hastalananlara” başlıklı yazısını 15 Nisan’da kaleme almış. Ölenleri yad etmiş. Fethiye eski öğretmenlerinden ve hukukçularından Numan Dirlik’i 95’inde yitirmiş. Muğla Milli Eğitiminin teknikerlerinden rahmetli Artemis Mercan’ın eşi Halkiz Mercan hakkın rahmetine kavuşmuş. Ünal ağabeyin liseden arkadaşı Öğretmen Recai Şahin’in eşi öğretmen Ayşe Şahin ise Fethiye’nin vakitsiz kaybettiklerinden olmuş.

İl merkezinden 70’li yılların kadın terzilerinden Yılmaz Özkaya’yı da yitirmişiz. Ünal ağabey duygularını şöyle ifade etmiş:

Makastaki ustalığı İstanbul’da kazanmıştı. Çeyrek yüzyıl Kurşunlu Çıkmazındaki dükkanında Muğla Kadınlarının aradığı en hünerli Kadın Terzisiydi. Yaşam çizgisindeki dikkat, hüner ve yetenek onu Muğla’nın terzi müteahhitlerinin sırasına katmıştı. Yaşıtı sayılan Çerkezoğlu’nun inşaatlarını Yılmaz Özkaya’nın inşaatları izledi.

 

xx           xx           xx

Ünal ağabeyin yazısından Dalyan’dan çevreci dostum, Ortaca Postası yazarlarından Meral Beltan’ın aramızdan ayrıldığını üzülerek öğrendim. Turgut Nazif Yücel’i de yitirmişiz. Ünal ağabeyMuğla Öğretmen Okulunun ilk müdürlerindendi.” diyerek anlatmış 88 yaşında İzmir’de rahmetli olan Turgut hocayıTurgut hoca Yatılı Kız Öğretmen Okulu Müdürlüğünün son yıllarında aynı binada Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü de yapmıştı. Ben de öğrencilerinden olmuştum. O sağcı idi… Bizden çok çekmişti ve solcu olmam beni sevmesine engel olmamıştı…

Çok üzüldüm. Allah rahmetini esirgemesin…

 

xx           xx           xx

7 ay önce düştüğüm yerden kalkamayabilirdim. Öldürmeyen Allah öldürmüyor işte… Kalkamasaydım Ünal ağabey benim için ne yazardı çok merak ediyorum. Kimin ardından kimin yazacağı, konuşacağı, söyleneceği belli mi?

Benim için şöyle yazmış:

Kendi acımızın kapanmayan yarası ve yoğun kitap çalışmalarımın sürgitliği nedeniyle kesintiye uğrayan beşeri ilişkilerimde kimse özür aramasın. Özcan gibi Muğla basınına önemli izler düşüren bir meslektaşımızın 7.ayı aşan süre hastanede yatması hastalığının tedavisi açısından normal bir süre sayılabilir. Aslında bu süreç yaşamın bağlı olduğu sağlık gelgitlerinin, daha dikkatli ele alınmasını anımsatan yanıyla önemlidir.

Tekrarından sakınılması gerekir. Sayın Özgür’e geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

Sayın Türkeş’e çok teşekkür ediyorum. Beni şaşırttı…

 

xx           xx           xx

Ünal ağabeyin benden söz ettiği 15 Nisan tarihli yazısına internetten baktığım 19 Nisan’da Devrim Gazetesi rahmetli Yükselecek Demirel’in “Damla Sanat Sayfası” gibiydi. Eşi Sabahat hanıma sağlık sıhhat dilerim Ünal Şöhret Dirlik 20 Şubat tarihli son yazısına “Arif Karakoç ve Çıkagelse Elleri” başlığı atmış. “Çıkagelse ElleriKarakoç’un “” şiirlerindendir. Sanıyorum şiirlerini aynı adla Şadan ağabey bir kitapta topladı.

Bu takıma Oktay Ekinci’nin armağanı Nabide Kılınç ta 18 Nisan tarihli yazısında Pisili Kemancı Tahir Usta‘yı yazmış. Tahir usta sanıyorum Menteşe Belediyesi etkinliklerinden “Yöresel Ezgilerimiz Usta’ya Saygı Gecesi”nde anılmış

Baktım o gün İbrahim Ergin‘de köşesine “Usta’ya Saygı” başlığı atmış. Hayır O “Tahir usta”dan değil, geçtiğimiz günlerde Konak Belediyesi’nin “Usta’ya Saygı” diye Şadan Gökovlı’dan söz etmiş.

Yeni kuşakların tanımamalarından üzüntü duyduğum Rozenbergler için Melih Cevdet Anday’ın yazdığı “Anı” şiirini Şadan ağabey ile ne çok sevdiklerini yazmış. Yazıyı paylaşmak isterdim, yerim kalmadı.

Ünal ağabeyin beni şaşırtmasına sevindim. İnsana şaşırtılmakta iyi geliyormuş…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.