“Saburhane’deki ‘mahzun’ ev”e yakışmıyorsunuz!

Bu haber 19 Ekim 2019 - 0:02 'de eklendi ve 1.352 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Can Yücel’in Datça’da evi var. İlhan Selçuk’un Saburhane Meydanı’nda evi var mı? Yok!..

Ev dediğin canlıdır. Yaşar, ölür… Muğla için Oktay Ekinci boşuna mı ‘Yaşayan Muğla’ demişti…

Ozan Cengiz Bektaş Evi de yok artık Saburhane‘de. O belki de Oktay ağabeyle, İlhan ağabeyle olmak istemişti. Onlarda kalkıp İstanbul‘a gitmişlerdi. Halikarnos Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı‘nın Bodrum‘da oluşturduğu “Mavi Yolcular” kolonisi gibi, Akyaka-Saburhane ekseninde; Süpüroğlu ile “Halilin Yeri” arasında bir “Saburhane kolonisi” oluşmaya başlamıştı…

Biz o koloniyi yaşatamadık, ama onlar gittikleri her yerde Muğla’yı yaşatmaya çalıştılar.

xx      xx      xx

Herkes bilmez aydınlanmanın çınarlarından Turhan Selçuk‘un kardeşi İlhan Selçuk da bir diğer çınar Uğur Mumcu gibi “hukukçu”dur. 1925 Aydın doğumludur. Ağabeyi Turhan 31 temmuz 1922‘de Milas‘ta doğdu.

Aynı yılda aramızdan ayrıldılar. İlhan ağabey, ünlü karikatürist Turhan Selçuk rahmetli olduğunda bir “Ergenekon vurgunu yemiş” olarak hastahanede olduğu için cenazesine katılamamıştı. Aynı yıl, 72 gün arayla 2010‘da rahmetli oldular ve vasiyetleri yerine getirilerek Nevşehir‘in Hacıbektaş ilçesinde defnedildiler.

Ne Milas‘ta, ne Aydın‘da yaşamadılar, ama İlhan ağabey Muğla‘nın Saburhanesi‘nde ve Akyaka‘sında yaşadı…

Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Milas‘tan ayrıldığında 3 yaşında olan Turhan Selçuk için önce bir tarihi yapıyı restore edip, “Turhan Selçuk Karikatür Evi” olarak hizmete açtı. Burada kültür, sanat etkinlikleri yapılırken, bu sene “Uluslararası Turhan Selçuk Karikatür Yarışması”nın 9’ncusunu gerçekleştirdiler…

Ama Büyükşehir ve Menteşe Belediyeleri, ömrünün önemli yıllarını Muğla‘da geçiren İlhan Selçuk‘un Saburhane‘deki “Aydınlanma Evi”nin kapılarını açık tutamadılar! Oktay Ekinci‘nin ölümünden bir yıl önce (bilmiyoruz, hastalığı ile mücadele “Sadece ediyordu belki..) 29 Kasım 2012‘de kaleme aldığı “Saburhane’deki ‘mahzun’ ev” başlıklı yazısında,  

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/386722/Saburhane__8217_deki___8216_mahzun__8217__ev.html

Selçuklar Evi‘ geleneksel bir evi alıp onarmanın değil, Muğla tarihî kent dokusunun yaşatılması çabalarına ‘örnek’ bir sahiplenmenin de simgesi olan ‘ev’ için beklenti, ‘kültür’ ağırlıklı kullanılması, örneğin ‘Çocuk Kütüphanesi’ olarak yaşatılması. Nitekim Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün gerekli desteği sağlayabileceğini de söylüyor.” demişti.

Aradan 7 yıl geçti, hani nerede?

xx      xx      xx

Oktay Ekinci de Cengiz Bektaş gibi “her tarakta bezi olan” bir aydındır. O “karikatüristir” de.. Ki “Çizgilerle İnsanlık Tarihi” ilk kitaplarındandır. Muğla Belediyesi İmar Müdürlüğü sırasında şenlik afişlerinin çoğunu da kendisi çizmiştir.

Oktay EkinciKars” kökenli “Muğla damadı”dır… Hepimizden çok Muğlalı olmuştur. Ama O da İlhan Selçuk gibi asker çocuğu ve bu yüzden Balıkesir doğumludur. Turhan Selçuk‘un Milas‘ta yaşamadığı gibi, O da Balıkesir‘de yaşamamıştır, ama Balıkesirliler O‘nu bağrına basmıştır. Ayvalık Belediyesi tarafından 23 Ocak 2014‘te Türkiye çapında 6’ncı olma özelliği taşıyan “Oktay Ekinci Karikatürlü Ev”i açtı. Bugün çok ünlü karikatür sanatçıları burada workshoplar, çalıştaylar, atölyeler, yapıyorlar. Balıkesir‘de şimdi genç çizerler var…

Bizim yerel yönetimlerimiz de Oktay Ekinci sıradan biri olmadığı için bir türlü karar veremiyorlar..!

xx      xx      xx

Oktay Ekinci’yi anmak” başlıklı ve “Zaman su gibi akıp gidiyor. Hemşerimiz Gazeteci-Yazar Y. Mimar Oktay Ekinci’nin aramızdan ayrılışının üçüncü yılındayız.” diye başladığım 03 Kasım 2016 tarihli yazımda şöyle devam etmişim:

Hafta sonunda Menteşe Belediyesi’nden ‘Oktay Ekinci’yi Anıyoruz’ başlıklı bir haber geldi. Rahmetli bunu göremedi işte… Kurumlardan ‘açıklama’ gelmiyor artık. ‘Haber’ geliyor. Rahmetli iyi ki bunu göremedi. Görseydi ‘gazeteci’ yanı isyan ederdi. Çünkü ‘Siz böyle düzgün yazamazsınız. Biz yazarız’ dayatmasını ‘O’ görürdü… Çünkü ‘bakmayıp görmeyi’ ondan öğrendim…

Menteşe Belediyesi’nden gelen ‘habere’ değil, Oktay Ekinci’nin anılıyor olmasına sevindim. Unutulmamış! Oktay Akbal da unutulmadı. Geçen Ağustos ayında Konakaltı Kültür Merkezinde Sadettin Özbek’in sunumu ile anıldı ve Şadan Gökovalı’nın derlediği ‘Muğla Sevdalısı Oktay Akbal’a Armağan’ kitabının tanıtımı da yapıldı. Anma ve tanıtımı Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün düzenlemişti.

Genç meslektaşlarından Y. M. Yazar Ertuğrul Aladağ face hesabından 15 Ekim 2019‘da ustasının kitaplarının fotoğraflarını paylaştı. Altına Gürkan Tetik imzalı “Yaşayan Muğla kitabına nasıl erişebiliriz?” sorusu düştü. Sevgili AladağMuğla Büyükşehir Belediyesi, Cengiz Bektaş’ın Bodrum kitabını yeniden bastı; sıra bu kitaba gelmiş olmalı..” diye yanıt verdi… Beni bi gülmek aldı… Aklıma Oktay Ekinci‘nin Cumhuriyet‘te ÇED Köşesi‘nde “Esi Garaj Alanı” ile ilgili belediyeyi eleştiren yazısı ve üstüne Mimarlar Odası‘nın belediye aleyhinde açıp, kazandığı dava geldi… Fena mı oldu? İyi kötü bir meydanımız ve yeraltı otoparkımız oluyor…

Laf aramızda Oktay Ekinci katlı otoparka da çok üzülmüştü…

xx      xx      xx

Nasılda geçti gitti 6 yıl16 Ekim 2019 tarihli ve “Oktay’ı, Sabahat’ı, Nail Çakırhan’ı unuttuk mu?” başlıklı yazımda, Oktay ağabey için “Yerel yönetimlerimizin aklına gelmemiş olmasını artık bunca yıl sonra anlayabiliyorum…” ifadesinde bulunmuştum. Yine de Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş‘e haksızlık yapmış olmayayım… Hatta ilk (Saburhane) etkinliği Y. Mimar Meral Oğuz düzenleyince “Neden Mimarlar Odası Değil” diye sorgulamıştım, ama onlara da haksızlık yapmış olmayalım.

Doğrusu o anma töreninin Mimarlar Odası tarafından yapılması idi… Ama o birinci yılda ikinci etkinlik Menteşe Belediyesi ev sahipliğinde Mimarlar Odası Başkanlığı‘nda yapıldı. Etkinliği yöneten Şube Başkanı Osman Köseoğlu, 15 Ekim’de odalarının genel merkezinin İstanbul’da bir anma etkinliği düzenlediğini ve oraya katıldıklarını söyledi.

Zaten Ekinci’nin ne zaman değil, nerede nasıl anıldığı önemliydi…

xx      xx      xx

Benimde Ertuğrul Aladağ, Refik Alaca, Ünal Türkeş ve Erman Şahin ile konuşmacı olduğum o Mimarlar Odası etkinliğinde ilgiç bir şey olmuştu. Ekinci’ye Akyaka’yı Sevenler Derneği tarafından ‘onur ödülü‘ verilmişti. Derneğin yönetim kurulu üyelerinden Devrim Bayar, Akyaka’ya hizmet edenleri ödüllendirme geleneği başlattıklarını söylemişti. Bir daha öyle bir ödül verildi mi bilmiyorum… Zaten bana tuhaf gelmişti…

O günden bir diğer aklımda kalan ise, orada Ekincilerden kimse olmadığı için ödülü alan eski oda başkanlarından Olcay Arıkan, ben plaketin üzerindeki sözü not almaya çalışırken “Oktay neredeyse hepimizin şube başkanlığı yapmasını zorlamıştı. Sermin Madanoğlu, Rukiye Uslu…” diye saymaya başladı. Sanıyorum Eniz Tunca da vardı. Şu anda Kadir Başoğlan‘ın kızı Öncü Başoğlan Avşar başkanlık yapıyormuş. Neredeyse 6 erkek başkana karşı 5 kadın başkan… Galiba Muğla’da meslek odalarında en çok kadın yönetici Mimarlar Odası’ndan çıkmış!

O etkinlikten sonra Mimarlar Odası Muğla Şubesi Osman Köseoğlu ve Öncü Başoğlan Avşar başkanlıklarında her sene Menteşe Belediyesi ev sahipliğinde “çevre ve kent mücadeleleri” teması altında ekim, kasım aylarında “Oktay Ekinci Anma Etkinlikleri” gerçekleştirildi. Sanırım beşincisi 16 Kasım‘da yapılıyor…

xx      xx      xx

Çevre ve Kent Mücadeleleri” teması altında yapılan etkinliklerde Cengiz Bektaş ve başka değerli isimlerle birlikte Kerem Ekinci ve Esat Ekinci de konuşmacı oldular. Onları göremedim. Çünkü benimde konuşmacı olduğum etkinliğin ertesi yılı geçirdiğim kaza sonucu pert oldum, merdiven kullanamaz hale geldim. Artık Konakaltı Kültür Merkezi‘nde Nail Çakırhan Salonu‘na inemiyorum..

Konakaltı (Hacılar Hanı) Kültür Merkezi Nail Çakıhan ile Oktay&Zehra Ekinci eseridir. Onların projelerinde kültür merkezinin avlusunda antik tiyatro benzeri açık hava tiyatrosu vardı. Oktay Ekinci yaşıyor olsaydı, benim halime bakıp, “Şuraya bir asansör bari koyun.” derdi…

Evet, Mimarlar Odası Oktay Ekinci‘yi unutmadı. Herkes unutsa, bir şey olmaz. Serpil Park‘ın yanında birini Ertuğrul Aladağ‘ın yaptığı “Muğlalı Apartmanlar”, Tıp Fakültesi‘nin altındaki “Obam Evleri”, hergün önünden geçtiğiniz Yağcılar Hanı, Konakaltı Kültür Merkezi konuşur… Onu da yok edemezler ya Kentsel SİT Alanı konuşur…

Tabi o eserlerin hepsinde ve hatta Oktay ağabeyde Zehra ablanın emeğinin de olduğunu unutmamalı…

Ustalar ustası Nail Çakırhan‘ın ardından kaleme aldığım yazılardan biirinde de şöyle demişim:

.. Toplumsal vefasızlık ve duyarsızlık beni geleceğe dair umutsuzluğa itiyor. Bizden alacaklı olanlara borcumuzu ‘vefalılık’ içinde ‘dostça ödemek’ yerine, ele güne karşı ‘Hadi bu görevimizi de savuşturalım’ anlayışı içinde ödeme yapıyoruz! Ağahan Mimarlık Ödülü sahibi Nail Çakırhan’ı kaybettiğimizde kaç kişi neyi, kimi kaybettiğimizin farkında idi? Cenaze törenine gelenlerin çoğunun orada olmak için değil de orada görünmek için geldiklerini biliyorum. İsim isim sayabilirim, ama yakışık almaz! Rahmetli Nail Çakırhan’ı kaybettiğimizde neyi, kimi kaybettiğimizin en çok farkında olan rahmetli Oktay Ekinci idi… O’nun ve farkında olanlardan Ozan Y. Mimar Cengiz Bektaş’ın varlıklarıyla Çakırhan anmaları birer ‘Şiir, Şehircilik, Mimarlık, Çevre, Ekoloji ve Koruma’ atölyelerine dönüşe gelmişti.. Ekinci yok. Allah gecinden versin, ya Cengiz Bektaş’ı da yitirirsek… O zaman Muğla’da doğal ve tarihi çevrenin ve korumacılığın bitmiş olması ihtimali beni ürkütüyor, üzüyor…

Nail Çakırhan, Oktay Akbal, Halet Çambel, İlhan Selçuk, Sabahat Aykın, Oktay Ekinci.. Ruhları şad olsun…

——————————                                                                      ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz. -Nietzsche

ÇİVİ

Son İl Genel Meclisi Üyelerinden İbrahim Şimşek’in değerli babası Hacı Kamil Şimşek’in cenazesine Behçet Saatcı ile Bahattin Gümüş’de katıldı. Arkadaşım, “B harfi kardeşliği devam ediyor” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.