Sabırhane’de Bi Furum Taharna…

Bu haber 23 Ekim 2018 - 0:20 'de eklendi ve 2.343 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Eski Garaj Alanı” üzerinden yazdığım yazılarda hep Cumhuriyet Meydanı da olmasa Muğla’nın bir meydanının olmadığını, o alana bir meydan düzenlemesinin yapılmasının doğru olacağını vurgulamışımdır.

Demokrasi’nin yeşerdiği, var olduğu ve köklü “bir arada yaşama kültürünün” içselleştirildiği yerlerde mutlaka “meydan” vardır… Muğla için öteden beri “Demokrasi ve hoşgörü limanı” da denir. Denirdi.. Son zamanlarda bu sözü pek duymaz olduk…

Festival de Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş ifade etmiş. “Menteşe, sevginin, kültür ve hoşgörünün kentidir.” demiş. Ardından da “Bu kültürü gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir” ifadesinde bulunmuş… Ne diyelim, inşallah…

Hem demokrasi, hoşgörü limanı, hem de meydanı yok! Bu çelişki değil mi?

Elbette çelişki, ama Muğla‘nın “eskiMuğla‘nın meydanları vardı, hala var; Tabakhane Meydanı, Konakaltı Meydanı, Saburhane Meydanı

xx           xx           xx

Görüldüğü gibi, demokrasi ve hoşgörü limanı “eskiMuğla‘nın bir değil, üç meydanı varmış ve hala yaşıyorlar. Böyle bir Muğla‘da neredeyse 10 yıldır “Eski Garaj Alanı”na, günümüz uygarlığının da yansıdığı “insani” bir meydan yapılabilmesi için “kavga” ediyoruz!

Bu da ortaya Muğla’nın hangi döneminde “demokrasi ve hoşgörünün” nasıl tüketildiğini ortaya koyuyor sanırım…

Muğla‘nın o üç meydanında, Erman Şahin‘in ve özellikle Orhan Çakır‘ın belediye başkanlıkları döneminde şenlik ve etkinlikler yapılırdı. Daha doğrusu o yılların “Muğla Kültür Şenliği”nin panalleri, söyleşileri, halk oyunları gösterileri Akyol Kahveleri ile birlikte bu meydanlarda yapılırdı…

Geçtiğimiz günlerde Muğla İçin Gelecek (MİG) Platformu‘nun Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ve Menteşe Belediyesi desteğinde Saburhane Meydanı‘nda düğün, dernek, panayır havasında gerçekleştirilen “Muğla Tarhana Festivali” bana bunları anımsattı.

Bu festival bir de beni bugün “Menteşe Kültür ve Sanat Şenliği” içine hapsedilmiş olan yıllar öncesinin “Karabağlar Kavun Yarışması”na götürdü…

xx           xx           xx

Muğla’nın demokrasi ve hoşgörü günlerinden, bir arada yaşama kültüründen, doğal ve tarihi çevresinden, geleneklerinden ne kaldıysa elimizde mirasyedi gibi, vandallar gibi tüketiyoruz…

İşte tam da bu noktada bir “sivil etkinlik” olan “Muğla Tarhana Festivali” beni umutlandırdı.

Nazmi İyibilir de var mı bilmiyorum, aralarında Koray Yerli, Dinç Dişçigil, Ahmet Fevzi Koçer, İsmail Ercan ve Faik İlter gibi isimlerin bulunduğu MİG üyelerini ilki olmasına rağmen başarılı ve halen konuşulan bu etkinlik için kutluyorum.

Menteşe Belediyesi‘nin Kültür ve Sanat Şenliği‘nden “İlber Ortaylı” dışında akılllarda ne kaldı?

Bir günlük “Muğla Tarhana Festivali”nden ise akıllarda çok şey kalmış olmalı…

Ben o bi furum taharnıdan dadımadım, emme orda bulunmuş, yanında soğannan, turşunan taharne gaşıglamış gadan oldum…

Paylaşımlardan AK Parti İl Başkanı Kadem Mete‘yi ilk kez bir “Muğla etkinliğinde”, kendi partisinden olmayan yerel yöneticilerle birlikte gördüm. Saburhane Meydanı seneler sonra ilk kez bir etkinlik gördü ve o gün çoluk çocuk, yaşlı genç herkesle şenlendi…

Bunlarda orada olamadığım halde benim aklımda kalanlar…

xx           xx           xx

MİG Platform Başkanı Feray Koca’nın konuşmasıyla başlayan festivalde, her ilçede gerçekleştirilen etkinliğe gidip konuşma yapıyor mu bilmem Muğla Büyükşehir Belediye başkanı Osman Gürün‘de konuşmuş…

O zaman Vali Esengül Civelek de konuşmalı, hem böylelikle halkın içine de girmiş olurdu diyeceğim, ama yokmuş! Belki Menteşe Kaymakamı Caner Yıldız çıkıp konuşmuştur dememi bekleyenler olabilir, ama protokolden Rektör Prof. Dr. Hüseyin Çiçek ve İl Emniyet Müdürü Hakan Çetinkaya ile Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Muğla AK Parti İl Başkanı Kadem Mete, Muğla Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mustafa Ercan ve Muğlaspor Kulüp Başkanı Erol Kapiz varmış.

Tarihi meydanda tarhana kazanlarının kaynaması ve tarhana yapımının katılımcılara anlatılmasıyla başlayan festivalde konuşan Başkan Gürün, tarhananın tarifini yaparken “Bir toplumu ayakta tutan değerleridir. Gıda konusunda ortak değer olarak onu paylaşan herkes yurttaş olur” demiş, ama muhtemelen “hemşeri olur” demek istemiş olabilir…

Ardından, kapitalizmin tüm değerleri dejenere ettiğini dile getiren Gürün, “Limonata yerine kolayı, sac böreği yerine hamburgeri öne süren kapitalizmle en iyi mücadele eden kentlerden birisi Muğla. Bu anlamda kentleşmeyi reddeden, evlerini restore eden, tarihine sahip çıkan bir kent.” diye devam etmiş.

xx           xx           xx

Başkan Gürün‘ün sözleri de bana gençliğimde “Sofra 72’de satılan limonatayı” anımsattı. Muğla Kebapçılarımız, Muğla Köftecilerimiz şükür ayakta, ama pizzacılar Arasta‘ya da girdi. Kavurmalı Muğla Böreği de yok artık… Her yanımız dönerci, Pamukkale Pideci… İyiki Muğla Lokantası var.. “Du buyon senden yaşlılar var” diyemedik, cennet mekanı olsun Hasan Yücel‘i arıyoruz…

Hani Arasta’nın meyhaneleri nerede? Heryer birahane…

Bir de Başkan Gürünkentleşmeyi reddeden” değil de “kentsel dönüşümü reddeden Muğla” dese daha mı doğru olurdu bilmiyorum…

Büyükşehir Belediyesi‘nin kendisi için yaptırdığı ve yaptırmakta olduğu yapılar ve yeni şehir yapılaşması ortada. Bir tanesinde “Muğla Mimarisi” çizgisi yok… Kentleşmeyi reddetmek böyle bir şey demek ki, ne bilelim…

Festivalin yapılmasında Menteşe Belediyesi ile birlikte büyük katkısı olan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Çiçek Muğla’nın tarhanasının farklı olduğunu biliyorum. Bir akademisyen ve kimyager olarak diğer illerdeki tarhanaları da değerlendirdiğimde, Muğla’nın tarhanası bence bir numara. Büyük biber ve börülce ile yapılan Muğla Tarhanası iyi pazarlanmalı” demiş.

Muğla Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mustafa Ercan da Muğla Tarhanası için coğrafi işaret başvurusunun yapıldığını dile getirerek, Muğla İçin Gelecek Platformu’na teşekkür etmiş.

xx           xx           xx

Muğla Tarhanası için coğrafi işaret başvurusunun yapılmış olması çok güzel. Tebrik ediyoruz. Ama Rektör Çiçek‘in “Muğla Tarhanası iyi pazarlanmalı” sözünü de MUTSO Başkanı Ercan‘dan duymak isterdim…

MUTSO senelerdir ne iş yapar bilmiyorum. “Muğla Tarhanası”, hatta “Muğla Makarnası”, “Muğla Turşusu” tescillenmiş olmalıydı… Elbette Muğla‘nın “Kapaması”, “Döşü” ve diğer yemekleri…

Ki Muğla Tarhanası, Muğla Makarnası raflarda yerini almalıydı…

RGB Film Yapım Prodüksiyon, Mabolla, Gürler Süt Ürünleri, Trawel Tour‘un da sponsorluk yaptığı Tarhana Festivali‘nde eski “Gayıntı”nın sahibi “Osman (Berk) Amca”nın tarhana, makarna, kuru patlıcan-biber, salça tezgahı “koşan, kaçan, uçan” tavuk yumurtalarıyla ilgi noktası olurken, başta Emel Biz olmak üzere, benzer tezgahları açanlar olduğu gibi, hediyelik eşya, el emeği göz nuru iş sergileri açılmış. MYO Sergisi de ilgi çeken sergilerden olmuş.

Milas Meslek Yüksekokulu’nda görevli öğretim elemanları Doç. Dr. Gülüzar Çelebilik, Öğr. Gör. Mutlu Altınay ve Öğr. Gör. Onur Çelik tarafından dikilen 350 adet tarhana kesesi de, festivale katılanlardan büyük ilgi görmüş.

Bakarsınız Rektör Çiçek’in sözü ve sergiler Muğla semayesini uyandırır… Belki yerel yönetim öncülüğünde bir kooperatif kurulur diyeceğim, ama…

xx           xx           xx

Eğlenceli bir festival olmuş… Katkı veren her kurum ve kişiye teşekkürler. Hala Muğla‘da yaşadığımızın ve umutlarımızın var olduğunu, kültür ve geleneklerimizin betonu delen yaban çiçeği gibi kıyıda köşede yaşadığının farkına varmanın keyfini yaşadık… Özlemişiz… Teşekkürler Muğla İçin Gelecek Platformu…

O gün yörüklerin hası Ramazan Kıvrak da sosyal medya hesabından “Tarhana tartar. Bogazımı yırtar. Pilav gardaş gel beni kurtar.. deselerde.. tarihte sefere giden askerler ve göçe giden yörükler için, hazır çorbayı bulan Türklerdir… Yarım şişe yağ ile yarım çuval un ile kışı geçiren, varlıgı gıtlıgı bilen yörük anası.. Allah ne verdiyse bişirip daşırıp tarhanayı bulmustur..Türk yemeğidir.. Ata yemeği yiyin sağlıklı olun…” diye paylaşımda bulundu.

Sağolsun… Hepiniz yaşayın, yaşatın… Allah tekrarını göstersin…

—————————————-                                                                                              —————————————-

GÜNÜN SÖZÜ: Cesaret korkunun yokluğu değil, korkuya direnmek, korkuya hükmetmektir. (Mark Twain)

ÇİVİ

Arkadaşım, “Mehmet Kocadon bu hafta Perşembe Pazarına gelecekmiş” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı:)))))

———————————————————————————————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Müşteba Karamanoğlu 23 Ekim 2018 / 03:10

Tarana molamın 30 yıl öncelerine kadar kışlık gıda türlerinin olmazsa olmazı idi ancak şimdilerde yalnızca şenlik ve benzeri etkinliklerde anılır oldu ..
Yaz mevsiminin son aylarına doğru bulgur öğütülmesi , makarna kırılması ile çeşitlemelerin hazırlandığı gıda için muğlalının vazgecilmez türlerinden idi ancak vazgecildiği gibi unutuldu gitti bir çeyrek asır sonra sadece fotoğraflarda anılarda kalacak ..
Evsel yerel gıdalar yok oldular yerine kış aylarında sera sebzeleri endüstriyel hazır gıdalar ve restoran lokanta üretimi gıdalar tüketilmektedir ..
Kaç muğlalı tarana hazırlıyor ..! kaç yerli muğlalı kaldı ki .
58 yaşındayım bu güne kadar hiç bir restoran ve lokantada yerel muğla tarhanası pişirildiğine şahit olmadım .70 li yılların ortalarına doğru merhum Sabri Dinçer abimizin açtığı biranede tarhana ( kemikli etli ) pişirir servis ederdi mola taranası diğer un tarhanalarına benzemez katkısı yoktur buğday öğütülür katkı olarak sadece kesede beklemiş katımsı yoğurt katılır hazırlanır birde tarana otu dediğimiz ot atılır lezzet verirdi .diğer tarana özelliklerinin değişiği olarak börülce atılır biber acı ve tatı olmak üzere kurusundan atılır pişirilir ..un çorbası ve tarhanası daha başka bir usülde yapılır …
Molanın taranası varsa makarnası kırıldıysa bulguru öğütüldüyse salçası kavurması suçuğu kuru biber patlıcan bamyası varsa zeytinyağınıda aldımı soğuk kış aylarından korkmaz aç kalmazdı ..
Yaylada eski muğlalı kalmadı haa şehirdede kalmadı yok oldular ..kayboldular saklandılar gittiler ..
Halk arasında bir deyim vardır eğer uygunsuz yada etik olmayan bir hareket yapıldımı Tarhananın üstüne soğuk su içmeye benzedi derdi .( yani tarhananın üstüne su içtinmi nasıl bir etki yaptıysa bu sözde insanlarda öyle etki yapardı ..
Pişmiş aşa su katılmaz geleneksel yöresel sözlerdendir ..
Bide şöyle bir deyim vardır Bi hurumluk …….. var ..kişinin çok az bir maddiyat yada yokluk çektiği bir şey için az olan bir belirtim idi
mecaze söz olarak kullanılırdı
Buğdaylar GDO lu genetiği değiştirildi gübre ve diğer sentetik zirai ilaçların etkisinde kaldı ne bulgur ne tarana ne mekarnanın tadı kaldı birde endüstiriyel üretimler tümünü tad olarak yok etti beslenme alışkanlıkları değişti ..bi 50 yıl sonra sadece etnografik müzelerde kalacak olan yöresel gıdalarımız yok olmak üzere ..

celal şakıyan 27 Ekim 2018 / 16:24

Sizin, ve mimarlar odasının başından beri verdiği haklı mücadeleyi izliyorum. Muğla Merkezinde ortalama 2400 araç gün içersinde park etmeye çalışıyor… Otopark yasağı yayaya kolaylık sağlar iken , kent yaşamına da etkisi olumsuz oluyor. 2400 araç için yaklaşık 50 000m2.lik bir alana ihtiyaç var. Eski garaj yeri ve dere kenarındaki yeşil alanın toplam alanı 10000m2. dir. bu alanda otopark ihtiyacı yaratmadan sadece otopark düzenlemesi olarak 3 katlı yeraltı garaj yapılsa yaklaşık 1000 araçlık otopark sağlanırsa muğla kent merkezi rahatlar… zeminde sadece tören alanı ,miting alanı vekent meydanı niteliğinde bir düzenleme kamu yararı açısından önemli olacaktır…hiç bir ticari kullanım bu meydanda yer almamalıdır…sizi devamlı vurguladığınız için kutluyorum.