Rüyalar ve Hakikatler

Bu haber 12 Aralık 2017 - 1:31 'de eklendi ve 801 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

 

“Velhasıl atalarımız yaşam tarzlarını ve buna kaynaklık eden hayat algısını kurdukları şehirlerin her köşesine “sehl-i mümteni” tarzında basit ama estetik bir anlayışla nakşetmiş ve bize kimliğimiz kadar hayatın hakikatini de göstermişlerdir..”

Aytekin Çelikdemir

 

Artık rüyalarımın mekanısın güzel evim. Senden kopalı, canımdan kopalı seneler geçti. Yüreğimi bir kenara söküp atıp gurbete düşmüş bir garibe dönmüştüm. Şöyle bir garip bencileyin gözyaşlarımı içime akıtıp o zorunlu ayrılık kararına varmıştık.

Dile kolay atalarımın mirası, üç asırlık aile ocağından kopuyorduk. Sadece bir mekan değildin bizim için hayatında, duvarlarında, sofanda, bahçende her bir köşende gözyaşlarımız, kahkahalarımız, umutlarımız, hayal kırıklıklarımız velhasıl anılarımız vardı. Sen bizim için yuva olmanın çok ötesinde kimliğimiz, belleğimizdin. Artık sadece rüyalarımdasın.

Evet, sadece rüyalarımdasın. O rüyalardan birindeyim şimdi. Bahçemizde nar ağacının hemen altında kuzulu kapımızın köşesinde yağan yağmuru seyrediyorum. Yer gök birleşti, gökyüzünden sağanak sağanak boşanıyor yağmurlar.

Yağmur şehri Muğla’da bu zamanlar tayy-ı zaman, tayy-ı mekan üzereyiz. Bir kedi bizim çeşmeliğin altına sığınmış tir tir titriyor, kedilerden ürkerim nedense alıp içeri götüremiyorum. Allah’tan kara kedi değil; sarman, sevimli.. Nedense yanına gidemiyorum. Yağmurlu zamanlarda hep hayata uzaktan bakarım, elimde değil.

Yağmur sanki biraz önce tüm haşmetiyle yağmamış gibi birden kesildi. Kapıdan dışarıya bakıyorum arnavut kaldırımlı sokağımızda Kızıldağ’dan aşağı inen sular seller olmuş diz boyu yükselmiş hızla inişe geçmiş.

Bu arada sokağımızın köşesindeki bakkal dükkanının açıkta kalmış meyve kasaları, gazeteliği ve diğer malzemeler paldır küldür hepsini sular önüne katmış götürüyor. Kimi evleri su basmış, insanlar telaş içerisinde başının çaresine bakmakla meşgul. Yağmur ve şimşeklerin sesini insanların telaşeli sesleri alıyor. Anında yardıma koşanlar eski mahalle geleneğinin hal dilinden anlayanları her yere yetişiyor. Rüyamda eski evim, eski mahallem dile gelmiş bir şeyler anlatmak istiyor bana.

“Allah afatsız versin.” diyorlar. Onca afeti, sıkıntıyı, savaşı, yokluğu yaşamış ihtiyarlar. Çocukluğumun seksenli yaşlarındaki ihtiyarları hep temkinli, hep şükürlü konuşurlardı.

Bir söz daha kalmış aklımda onlardan hatıra: “ekmeğini katık et!”. Aynı temkin, aynı şükür dilleri söze de yansıyor. Yağmura rahmet diyorlar. Biraz önce evlerini su basan insanlar, malları selde zayi olan dükkan sahibi konuşurken hem temkinli, hem şükürde. Kıt kanaat geçinmeyi öğrenmiş, o yıllarda kemer sıkma politikaları içerisinde atalarından “ekmeğini katık etmeyi” ihtiyat halini getirmiş insanların sükuneti. Hem temkinli, hem şükürde insanlar.

Yağmurun rahmetince, sokaklar güneş açınca pırıl pırıl parlıyor. Bak rüyama gökkuşağı da girdi. Bak Hamursuz’un eteklerinde gökkuşağı. Bizim evin oradan Hamursuz’u da nasıl oldu gördüysek. Rüya işte!.

Çatılardan aşağı “pıt pıt” diye ritim tutturmuş yağmur damlalarına eşlik ediyorum şimdi. Çatıdaki kiremitlerden biri oynamış yine. Üst kattaki odamız akıyor. Akan yere kapkacağı koymuşlar. Her damlanın çıkardığı ses yeni oyunlarımıza fon oluyor. Tık tıkı tık tık.

Bu evlerde büyüyen bir çocuk olmanın avantajıyla ne de güzel hayaller kuruyoruz. Tavan arasındaki tıkırtılar da cabası. Ortak, doğal ve dengeli bir yaşam. Merdiveni bulsam çatı boşluğuna çıkacağım ama; yasak bölge. Yasaklar rüyaya da sirayet ediyor.

Yağmur sesleri ardı sıra evim, mahallem, şehrim tüm siyah-beyaz fotoğraflar, mekanlar, hatıraların gölgesinde gizlenmiş dostlar, akrabalar, komşular ne kadar da canlı.  Rahmetli babamın sesi geliyor kulaklarıma, “Oğlum içeri gel, ıslanma bak yine üşütüp hasta olacaksın.” diyor. Uyanıyorum ve ardı sıra yağmur damlaları gibi sessiz gözyaşları.

Her rüya biraz gerçek, biraz hayal, biraz bilinçaltı. Ama evler, mahalleler, şehirler ve insanlar : “Hayatın Hakikatleri..”

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Nilgün Açık Önkaş 13 Ocak 2018 / 02:52

Bize hayatın hakikatini gösteren koca Yunus’un sehl-i mümteni örneğini hatırlayıverdim birden….Ne diyir koca Yunus: “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm…