Ruh Üşümesi

Bu haber 09 Ocak 2018 - 11:24 'de eklendi ve 553 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@hamlegazetesi.com.tr

 Prof. Dr. Namık Açıkgöz

 

Zemheri’nin ikinci yarısındayız… 20 Aralık günü başlayan zemheri, 40 gün sürecek. Eskiden “erbain” denirdi ve bu Arapça 40 demekti.

Zemheri’nin ilk 20 günü geçti; geri kaldı 20 gün…

30 Ocak günü Zemheri; yani erbain bitecek, arkasından 50 günlük bir dönem gelecek. Bu 50 güne eskiden “Hamsîn” denirdi. Bu da Arapça’da 50 demekti ve 20 Mart’ta bitecekti bu 50 gün. Cemreler de bu 50 günde havaya, suya ve  toprağa düşecek;  koca karı soğukları (berdül-acuz) da bu 50 günde olacaktı.

Sağ olana, daha ne kışlar, ne baharlar ve yazlar, ne güzler vardı!…

Nabî’nin,

Bâğ-ı dehrin hem hazanın, hem baharın görmüşüz

Biz neşatın da gamın da ruzigârın görmüşüz

(Biz dünya bahçesinin güzünü de gördük, baharını da. Biz sevinçli günler de gördük, gamlı günler de…) dediği gibi, biz insanlar bu dünyanın yaşadığımız her anının farkındayız ve her anı için türlü çeşitli cümleler kurup ileri geri felsefeler yapıyoruz… Kış soğuğunun tedbirini alabiliriz… Kalın giyecekler, evi ısıtmalar…

Kendi üşümemizi engelledik… Hatta üşümemizi engellemekle kalmadık, o soğuk kış günleri için fantezist felsefeler de ürettik diyelim!… Yani kendimizi ısıttık ve mutluyuz!…

Ya başkaları?…

Ya bu boğucu soğuklarda ısınamayanlar?…

Kışa ve soğuğa karşı felsefe yapamayanlar ve hatta felsefe yapamayacak olanlar?…

Fakir fukara mesela…

Garip gureba mesela…

Kurt-kuş, börtü böcek mesela

Sokak hayvanları; yani kedi-köpek mesela…

Kış günlerinde sadece kendi tenimizi düşünmek, soğuğu sadece kendi, tenimizde hissetmek miydi kış?

Şayet bu zemherilerde ve hamsinlerde kış ve soğuk felsefesi yaparak vakit geçiriyorsak…

Üşümeyi bireysel ve tensel bir şey olarak görüyorsak…

Bütün tabiatın üşümesini ruhumuzda hissetmiyorsak…

Yani ruhumuz üşümüyorsa, fakir-fukarayı ve kuşları, hayvanları düşünerek… Hayatımızı tekil yaşayıp hayatımızın birer parçası olan hayvanlardan ve eşref-i mahlukat olan birilerinin üşümesini ruhumuzda hissetmiyorsak…

Kısacası dostlar, soğuk kış günlerinde ruh üşümelerimiz olmuyorsa, insanlığımızdan uzaklaşıyoruz demektir.

Mimarimizi, sokaklarımızı, mahallelerimizi hep kendimize göre yaptık… Bencil ve konforlu birer hayat için kurguladık kendimizi… Hayat bütünlüğü içinde birer parçamız olan “öbürleri”ni hiç düşünmüyorsak, ne kadar eğitimli olursak olalım; ne kadar teknik donanıma sahip olursak olalım; ne kadar arabamız, uçağımız, trenimiz, oto yollarımız, köprülerimiz olursa olsun… “Öbürleri” yoksa, bizim de hayatımız yoktur… Olsa bile yaşadığımız hayat yeknesak, sıradan, fakir ve renksiz, tadsız-tuzsuz bir hayat olur…. Medeniyetten uzak, vahşi bir hayat yaşıyor gibi oluruz…

Bizi insanlaştıran o ruh üşümemizdir. O ruh üşümemiz yoksa, zaman üzerine yaptığımız bütün zemherili, erbaînli,  hamsinli fanteziler boştur.

Bu soğuk kış günlerinde ruhunuz üşümüyorsa, asla içiniz ısınamaz; teniniz ısınsa bile içiniz hep üşür.

İnsan ona derler ki ruhu üşüdükçe ısına!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.