Ruh Amatör, Sahneleme Profesyonel: Pusula

Bu haber 19 Aralık 2017 - 1:50 'de eklendi ve 890 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

“Taşra” deyip geçmeyin; Muğla’da da güzel şeyler oluyor. “Muğla” dediğimize bakmayın; merkez ilçe olan Menteşe’den söz ediyorum; akl-ı evvellerin yanlış adlandırdıkları Menteşe’den. (Birkaç defa yazdık; “Menteşe” il adı olmalı, “Muğla” merkez adı olarak kalmalıydı.)

Neyse… Konumuz, Muğla’nın adlandırılmasında yapılan hata değil; merkez ilçede, yani Menteşe’de yaşanan bir güzellikten söz edeceğim. Haftanın son gününün son saatlerinde yaşanan bir güzellikten söz etmek istiyorum; yani bir “son dakika golü”nden…

Geçtiğimiz aylarda “Kral Çıplak” oyununu seyrettiğim “Muğla Sahne Tiyatrosu Derneği”nin yeni bir oyununu seyrettim: PUSULA…

Oyunun kurgusu basit ama hedefi büyük. Mal hırsı ve iki yüzlülüğün eleştirisi olan oyun, bir köyde geçiyor. Bir aşk hikâyesinin içine defineci girince işler iyice karışıyor… Sonunda gençler eriyor muratlarına, seyirci yöneliyor kapılara…

Oyunu dernek başkanı da olan Utkan Özüpak yazmış ve sahneye koymuş; üstelik bir de baş rolü (Bahtışen) oynuyor.

25 kişilik kadro, üçe bölünmüş sahnede, yoğun bir sahne trafiği ile yer alıyor. Sahnenin bir köşesi Sevdiye kadının evi. Damadı Kahraman ve karısı, küçük kızı Elif ve annesi bu evde yaşıyor. Bahtışen küçük kıza aşık olduğu için olayın büyük bir kısmı bu aşk çerçevesinde ve Sevdiye’nin evinde geçiyor. Sahne’nin ortası, çeşmenin olduğu köy meydanı. Diğer köşe ise köy kahvesi. Tek sahneye  yerleştirilmiş üç ayrı mekân, hem oyunun oynanmasını rahatlatıyor, hem de seyirci kurguyu çok rahat ve kolay takip ediyor.

Ben oyuncuların hepsinin hakkını vererek oynadığını gördüm fakat öne çıkan roller, Kahveci deli Murat harikaydı. Jest ve mimik kullanımı yanında sahneyi doldurması da çok iyiydi. Sevdiye de beden dilini çok iyi kullanan biriydi. Sahte hoca rolünü oynayan oyuncu da hakkını verdi. Dul kadınları oynayanlar harikaydı ama Zekiye rolünü oynayan oyuncu göz doldurdu. Babaanne rolünü çok genç biri oynamasına rağmen, seyircinin ilgisini üzerinde topladı. Çoban İbram ve sevgilisi Yeter ve özellikle yeter carcar konuşma rolünü harika sergiledi. Arkeolog ve yardımcısı, olayın yönlendirici şahsiyetleri olarak etkiliydiler. Kahraman, sesi ve beden dili ile sahneyi doldurdu. Muhtar, madrabazlığını biraz daha abartsa çok iyi olacaktı. Tabii, oyunun en etkileyici sahnesi bence, Mübeccel’in sahneye girmesiydi. Almanya’dan dönüp kardeşine kız istemeye gittiğinde Sevdiye’nin evine bi girişi vardı, görecektiniz!…Hele elinde yelpazesi ile canlandırdığı “Alamancı tipi”nin tam hakkını verdi sevgili Özge Ceylan.

Oyunda çok iyi kurgulanmış sahne, kına gecesinde babaannenin bayıldığı sahnede, herkes babaanne ile uğraşırken Elif’in “Nolcek benim kınam?” demesine sahnedeki herkesin “Salak!”””. Demesi sahnesi idi. Yazar, Elif ile salaklık arasında daha önce bir sahne yazdığı için, bu sahne “cuk” oturmuş.

Oyunun baş rolünde oynayan Utkan Özüpak’ı uzun uzun anlatmaya gerek yok. Ne yazdığını, ne yönettiğini ve neyi oynadığını bilen biri.

Bu güzel oyuna dair iki eleştirim var.  İlki damat ile babaanne arasında geçen “fistan alma” diyalogunda, ironi vurgulanırken diyalog zaafı ortaya çıkıyor. Bunun düzeltilmesi lazım.

İkinci eleştirim de eksik bırakıldığını zannettiğim bir akış. Öğretmen ile Deli Murat, köylülerin “cin dili” için bir kurgu yaparlar ve hatta kız isteme sahnesinde bu akış dile getirilir ama bu akış sonuca kavuşmaz. O zaman bu akış oyunda niye var. Tiyatronun temel kuralıdır: Duvarda silah varsa patlayacak.

Tamamı değişik meslek gruplarından olan oyuncuları tebrik ediyorum. Hepsi de mesai haricindeki vakitlerini böylesine güzel bir emekle zenginleştirmişler. Tabii en büyük tebrik oyunun yazarı, yönetmeni ve baş rol oyuncusu Utkan Özüpak için.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Neslihan Durmuş 19 Aralık 2017 / 08:06

Güzel yorumlarınız ve eleştiriniz için çok teşekkürler. ?????? Pof. DENİZ ??