Robot Çağı ve Seçimler…

Bu haber 23 Haziran 2018 - 1:12 'de eklendi ve 1.377 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Felsefe denildi mi akla “solcular”, hatta “sosyalistler” gelir.

Bu yanlış bir “sanı” ve “önyargı”dır…

Elbette sağcı felsefeciler olduğunu ve bu cenahtan da ünlü felsefecilerin yetiştiğini bilirim, ama her nedense Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan’ı tanıyıncaya kadar bende öyle bir “sanı” ve “önyargı”ya sahiptim.

Ali Osman hoca “Ülkücü” kökenli bir felsefecidir.

Kendisiyle ortak yanlarımızdan birisi “Nurettin Topçu” dur.

Gazetecilik yaşamımda ben kendimi hep “Arafta” hissetmişimdir.

Arafta olmak kötü bir şey değildir. Tek kötü yanı acı çekmenizdir, ama orada olmak güzeldir…

Bunun böyle olduğunu da Ali Osman hocadan öğrenmişimdir.

xx        xx        xx

Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan kitapsız” akademisyenlerden değildir.

Arafta Bir Düşünür: Nurettin Topçu” önemli, değerli kitaplarındandır.

Tanıtımında “Bizim bu çalışmamız, Topçu’ya ilgi duyanlar ve Topçu’yu tanımak isteyenler için anahtar bir metin durumunda düşünülebilir. Ayrıca Türk Düşüncesinin önemli bir şahsiyetini ele almak, Türk Düşüncesinde özgün fikirler üretebilmenin imkânını göstermek bakımından da cesaret verici bir çaba olarak değerlendirilebilir.” der.

İnternetten getirtilebilecek öteki kitapları şöyle sıralanabilir:

Felsefeye Giriş”, “Felsefe ve Edebiyat”, “Bergson”, “Hikmetin İzinde Kenan Gürsoy’a Armağan”, “Ahlaktan Siyasete” ve “Albert Camus: Hayatı Yapıtları Felsefesi

Ali Osman hocaiyi bir akademisyenin” yöneticilik yapmamasından, bilimsel çalışma ve üretim yapmasından yana olanlardandır, ama Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde bu dönem rektörlük O’na yakışırdı…

xx        xx        xx

Ali Osman hoca bir dönem Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde Rektör Yardımcılığı yapmıştı.

Ülkücülerin, HDP sempazitanı gençlerin, TGB’lilerin, TKP’li ve FKF’li gençlerin ayakta olduğu günlerdi.

Muğla sokaklarında, Sınırsızlık Meydanı’nda belli zamanlarda sataşmalar, kavgalar, gerilimler, eylemler yaşansa da üniversite yerleşkesinde O’nun “bir arada yaşama kültürü” ve “insani” yaklaşımlı “idareciliği” sayesinde gürültü patırtı yaşanmazdı.

İki gün önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şöyle diyordu:

Sosyal medya ya da başka bir yerde bir video falan gördüğüm zaman, çoğunluğu için ‘bu gerçekten doğru mu?’ demekten kendimi alamıyorum. Akıl almaz bilgiler içeren görüntüler ve konuşmalar karşısında hayrete düşmemek mümkün olmuyor çoğu zaman…

Artık zorunlu, mümkün ve imkansız arasındaki sınır kalkmışa benziyor...”

Yalana, iftiraya ve montaja herhalde bu seçimdeki kadar başvurulmamıştır…

Seçim sürecinde sadece sosyal medyada değil, yaşamın her alanında bir hızlı kirlenme, tahrik, gereksiz kamplaşma ve tükeniş yaşadık… Şükürler bitiyor…

xx        xx        xx

Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan sosyal medya hesabından 26 Mayıs’ta da “Bir Eski Öykü” başlığı altında şu paylaşımda bulunmuştu:

Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman dervişi hemen huzuruna çağırtır ve ona sorar;

‘Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?’

Derviş kendini şöyle savunur: ‘Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı’

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve şöyle der:

‘Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun’

Kuş’un kendini savunması Hz. Süleyman’ı da şaşırtır:

‘Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.’

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. ‘Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın’ diye emreder.

Ancak bu emre Kuş itiraz eder: ‘Efendim, sakın böyle bir şey yaptırmayın’ diyerek öne atılır.

‘Neden’ diye sorar Hz. Süleyman.

Ve kuş nedenini ‘Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkartın. Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.’ diye açıklar.

xx        xx        xx

Eski seçimlere göre daha birçok sesli, daha bir iddialı, daha bir şenlikli, daha bir kavgasız gürültüsüz geçen bir seçimin sonuna geldik.

Bakalım seçim sürecinde daha bir revaçta olan “derviş elbiseleri” ayın 25’inde çıkarılıp bir kenara bırakılacak mı, yoksa giyilmeye devam edilecek mi hep birlikte onu da göreceğiz.

Dileriz “derviş elbiselerinden” sonsuza kadar kurtuluruz.

Öyle ya da böyle yarın vatandaşlık görevimizi yerine getireceğiz.

Yarın tarihi bir seçim yapıyoruz.

Bu tarihi seçimde oy kullanarak yerimizi alacağız.

Çok önemli bir seçim bu…

Bir bakıma 16 Nisan’ın devamı veya rövanşı…

25 Haziran pazartesi günü Türkiye ya tarihinde yeni bir döneme adım atacak ya da yeni bir anayasa ile parlamenter sisteme dönüş için yol almaya başlayacak.

Bakalım milletimiz neye karar verecek?

xx        xx        xx

Yarın sandıktan kim çıkacak, hangi parti veya partiler çıkacak?

Kabul etmek gerekir ki bu millet çok yorgun.

Sandıktan Recep Tayyip Erdoğan veya Muharrem İnce; CHP veya AK Parti veya İYİ Parti hangi parti ve kişi çıkarsa çıksın, gelin seçimden sonra hep birlikte derin bir nefes alalım. Beyinlerimize oksijen gitsin…

Sonra bayramlaşalım ve selamlaşalım birbirimize kavuşalım…

İster tek parti iktidarı, ister koalisyon olsun 25 Haziran’dan sonra bir ve birlik olalım. Yarımızın vatansever, öteki yarımızın vatan haini olmadığının farkına varalım.

Bu ülkeyi yönetenler umarım ve dilerim ki bu kadim toprakların çocuklarını, torunlarını kaynaştırsın, kutuplaşmaya son versinler.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” veciz sözüne hayat kazandırsınlar.

Tüketen” bir Türkiye’den “üreten” bir Türkiye’ye adımlar atılmaya başlansın.

En önemlisi, “Milli” eğitim sistemimizi “Robot Çağı”na ayak uydurur hale getirsin…

Biz kardeşiz…

——————————                                                         ——————————-

GÜNÜN SÖZÜ: Bu hayatta en çok, kralın gölgesini kendi gölgesi sanan soytarılara üzülüyorum. (W. Shakespeare)

ÇİVİ

Milas’ta, Fethiye’de, Menteşe’de seçimden sonra “Milletvekili danışmanı” olmayı bekleyen gazeteciler varmış.

Beni Bi Gülmek Aldı:))))

———————————————————————————————————————-

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.