Rektörümüz nasıl olmalı?

Bu haber 30 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 869 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Mesneviyi
okudunuz mu ? bilmiyorum ama,benim  her
geçen gün merakım ve ilgim artıyor.. Mevlâna 6 ciltlik Mesnevi’sinde tasavvufi
fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır…İnsan
ölür, insanlık kalır denir ya,.. İnsan ölür, insanlığa uzattığı eli kalır…
İnsan ölür eserleri kalır, aynen Mesnevi gibi… Aynen öyle.. Şimdilerde okuduğum
bir çok kitapta, mesneviden bölümler karşıma çıkıyor, çıkmaya devam ettikçe
dürtümü kamçılıyor..Ya diyorum çok daha müsait olduğun anlarda oku da, özünü
sindir diye kendi dürtümü yatıştırıyorum.. Şimdilerde yoğun koşturmaca içinde
olmamdan dolayı, yanımda rahat taşınabilir 
ve her an okuyabileceğim kitaplar seçimlerim arasında.. Biliyorum ki bu
yatıştırmalar belli bir  noktaya kadar
olacaktır.. Ve bir gün öncelikle satın alıp, en gelişimsel uyaran olan merak
dürtüm, mesneviyi okuyarak besleyeceğimdir….

Nedense
hepte karşımda.,

‘En
sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine
kurulandır’ diyor bir yazar.. Ortak yoksunluklar insanlığı birleştirici
görevler görür aslında. Hani mesnevide anlatıldığı üzere. Bir bilgenin rastladığı
üzere;kendi türleri ile uçmayı reddeden iki ayrı cinsten kuşa rastlar yol
kenarında.. ve bir hayli merak sarar içini.. Nasıl olmasın ki.. Biz insanların
tepiştiği ve yan yana durmayı beceremediğimiz Dünya’da iki ayrı kuş ve yan
yana. İlgi, merak ve birazda şaşkınlık hat safhada.. Bir yabancıyı, kendi
türdeşlerine yeğlemesi enteresan ve bir o kadarda ilginç. Sizce de ilginç değil
mi?.. Nasıl olurda türdeşleri ile değil de birbirleriyle uçmayı yeğledikleri
merak konusudur.. Aslında karga dediğinse karga ile leylek dediğin leylekle
uçmaz mı? Kartal dediğin kartalla  uçar
!!! Var bunda bir ilginçlik der ve başlar gözlemlemeye.. Gözlemledikçe her
ikisinin de topal olduklarını anlar… O zaman anlar ki,sahip oldukları değil,
sahip olamadıkları kimilerini birbirine yakın kılar..

Zenginlik
aslında yalancı bir köpüktür.. Yoksunluklar, ortak acılar, ortak hüzünler,
ortak sıkıntılar ve ortak çabalar insanları birleştirmez mi? Yukarıdaki
hikayeden nice dersler çıkartılır aslında… Anlayana anlayabilene çok öğretiler
var aslında….

İlimizde  geçmişte olmadığı kadar kurumların
işbirlikleri var. Ortak yoksunluklarımız ve ortak sahip olmak istediklerimiz,
ortak korumak istediklerimiz, ortak gelişmek istemelerimiz, ortak varlık
göstermek istemememiz, ilimizi sevmemiz hep bizi bir araya getiren ve birlikte
coşturan uyaranlarımız değil  midir?

Geçmişte
şehir efsanesi olarak anlatılan, ortak payelere dinamit konulan unsurlar ve
anlayışlar ilimizde yok artık..

Sektörler
ve kurumlar arası iletişim ve sinerji 
örnek alınacak düzeyde.. Kim bilir, bizim ilimizi uzaktan da olsa takip
edenler bu sinerji algılayıp illerinde de hayat bulması için uğraşıyorlardır..

 Hamle yazarımız, Sayın Özcan Özgür bey’in
söylediği ve her daim vurguladığı , 
‘Muğla’lı olmak için Muğla’da doğmak gerekmiyor’ sadece  Muğla’nın menfaatleri için çalışan  Muğlalıdır diyerek,’ insanımızın ilimiz için
üretmesinin, çalışmasının önemini ve değerini 
çok anlamlı bir şekilde vurgulamaktadır.. Kendisinin ve çok değerli
İsmail Atasever’in yazılarını lezzet ve tutku ile her daim okumaktayım. Onlara
köşemde saygılarımı gönderiyorum.. İlimiz için çok seslilik  önemli.. Demokrasinin olmazsa olmazlarıdır
seslilik… Sesler çıksın ki, içlerinde en sağlıklı ses ayrılsın veya ayrıştırılsın
ki, demokrasinin temayülleri yaşam bulsun..

Şimdiler
de pıtrak pıtrak rektör adaylarımız gündeme adaylıklarını açıklıyorlar. Sayın
Namık Açıkgöz ile başlayan adaylıklarını açıklamalar  devam ediyor….. Muğla da bir ilk oldu ve
birde kadın adayımız var.. Hepsine de başarılar diliyorum .. Diyorum ki içinde
bulunduğumuz yüzyılda özgüvenli, dinamik, değerlerle yüklü, araştırmacı ve
üretken bir ruh ile öğrencilerimizin yoğrulmasını sağlayacak gençler
yetiştirecek, bir adayımız kazansın.. Yani bizim gençlerimizi çağdaş dedikleri
geleceğe taşımada köprü olacak aday.. Öğrencilik döneminde gençlerimizde,
değişimi ve gelişimi körükleyen bir adayımız kazansın.. Kutuplaşma yapmaya..
Öğretim elemanlarına eşit mesafede duran, ayrışma değil birleşme ruhu  yaratan olsun… Aynı zamanda kültürel
değerlerimizi koruyan ve yaşatan olsun… Saymakla bitmez ama ve en önemlisi de
şehrimizle üniversite ruhunu harmanlayan sonunda da gelişimsel dinamikleri
ateşleyen bir rektörümüz olsun, geniş vizyonlu olsun ki her daim tetikleyen
dinamizmini  hissedelim.. Engin fikirli
olsun.. Çağdaş Türkiye’nin, çağdaş bilim yuvası olsun üniversitemiz.. ..
Bilgiyle bizlere  ışık olsunlar.. Daha ne
diyeyim ki! Benim temennilerim  bir dua
gibi oldu..Olsun!!

Geçmişten
beri vurguladığım çok önemli bir konuda Valiliğimiz, Belediyemiz ve Üniversitemiz
ilimizin ortak payeleri için omuz omuza olsunlar.

 Sayın Hayati Nizamoğlu, ilimiz mülkü amiri Dr.
Ahmet Altıparmak giderken bir yazı yazmıştı ve demişti ki, ‘Gelene herkes
rağbet eder. Önemli olan gidene rağbettir diyerek’ hoş bir uğurlama yazısı
yazmıştı.. Ben de Rektörümüz Sayın Şener Oktik’e yaptıkları hizmetler için tşk
ederiz ve  uğurlar olsun diyorum..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.