Reçete Tamam, Merhem Yok

ozcan-abi-kosesine-konulacakÖzcan Özgür

 Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin ev sahipliğinde turizm sektörü ile akademisyenleri Bodrum’da buluşturan 17’nci Ulusal Turizm Kongresi’nden “merhem” veya “reçete” çıkmadı.

Bekliyor muydum? Hayır… Ama Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı gelseydi umardım…

Kongrenin açış konuşmasında Rektör Prof. Dr. Mansur Harmandar’ın dediği gibi üniversitelerin temel amacı bilim üretmek ve Dünya standartlarında eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetleri ile piyasanın ihtiyaç duyduğu bilgi ve becerilere sahip bireyler yetiştirmektir. Elbette bilim insanları da…

Rektör Harmandar üniversitelerin asli görevlerinden birinin de ilmin ışığında insanları aydınlatmak olduğunu anlatarak “Üniversiteler bilim üretirken bir taraftan da ilgili sektörlerle işbirliği yaparak ülkemizin ilerlemesi, gelişmesi ve uygar devletlerin üzerine çıkması için gerekli adımların atılmasında yardımcı olmak üzere elde ettiği bilgiyi paylaşmalıdır.” demiş.

 

xx           xx           xx

Üç gündür bu köşede “reçete” ve “merhem” arıyorum. Aslında ben turizm kamuoyunun beklentisini dillendiriyorum.

Gelin bir de başarılı geçtiği belirtilen Kongre’nin Yürütme Kurulu Başkanı ve Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ozan Bahar ne demiş ona bakalım. Dekan Bahar önemli bir durum tespiti yapmış. Rekabet gücü en yüksek sektörlerinin başında turizmin geldiğini belirterek şöyle devam etmiş:

Turizm toplamda 96 milyar dolarlık hasıla yaratmaktadır. Sektörde dolaylı ve doğrudan 3 milyona yakın insan istihdam edilmektedir. Tedarik zincirleri ve diğer alt sektörler de katıldığı zaman sektörden 10 milyona yakın insanının bir şekilde gelir sağlamakta olduğu öngörülmektedir. 2016 yılında Türkiye’ye gelmeyeceği tahmin edilen ortalama 5 milyon turistin gelmemesinin ülkemiz ekonomisi üzerinde yarattığı hasarın 5 milyar dolardan fazla olacağı ve buna AB turizmindeki kayıp da eklendiği zaman 7-8 milyar dolar düzeyinde olacağı tahmin edilmektedir.

İşte bu… Turizmimiz kanamalı hasta durumunda…

 

xx           xx           xx

Turizmimiz kanamalı hasta durumunda tanımı bana ait. Kongrede böyle bir tanımlama yok. Peki, “reçete”, “merhem” nerede? “Merhem” yok. “Reçete”ye geleceğiz… Reçeteden önce tanı gelir. Dekan Bahar, yukarıdaki durum tespiti ile birlikte “tanı”yı da koymuş. İşte Dekan Bahar’ın kongre açış konuşmasından “tanı” gibi ifadesi:

Oysa geniş bir turizm ürün arzına sahip olan, ancak bunu uzun vadeli sürdürülebilir turizm politikalarıyla desteklemeyen ülkemiz turizmi için artık yaşanan yapısal sorunları görmek gerekir

Güney Doğu ağırlıklı terör ve Güney Doğu sınır komşularımızdaki savaşın ülkemiz aleyhinde yarattığı olumsuz propaganda yanında önemli bir tanı…

Aslına bakarsanız 17’nci Ulusal Turizm Kongresi bence Rektör Harmandar’ın anlattığı anlamda amacına ulaşmıştır.

Kongrenin ülke turizminde yaşanan sorunların çözümü için farklı önerilerin getirilebilmesi açısından önem taşıdığını anlatan Dekan Bahar, “Kongrede, farklı fikir ve önerilerin, sadece akademik çevreden gelmesi yerine sektörün de fikirlerine başvurmak için ‘akademi-sektör buluşması’ başlıklı bir tema belirlenmiştir. Ayrıca, 4 özel panel ile hem sektör hem de akademinin sorunları tartışması ve çözüm önerileri geliştirmesi sağlanmaya çalışılmıştır” ifadesiyle de akademisyenler ve kongre düzenleyicileri cephesinden amaca ulaşıldığını ortaya koymakta…

 

xx           xx           xx

Kongrede yoktum. Olsaydım Muğla’da yaşayan bir gazeteci olarak 2 güne sıkıştırılmış yaklaşık 40 oturumdan Dekan Bahar’ın sözünü ettiği panellerin de içinde olduğu hangi oturumları izlerdim diye programa baktım.

Otelin Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı Salonu’nda yapılan ilk panel “Türk Turizmi’nde Risk ve Kriz Yönetimi” konuluydu. AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Prof. Dr. Muharrem Tuna, Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü İrfan Önal, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ve Deniz Ticaret Odası Bodrum Meclis Başkanı Rüştü Tezcan’ın konuşmacı olduğu paneli izlerken, aynı anda Neyzen Tevfik Salonu’ndaki “Turizm Alanında Üniversite-Sektör İşbirliği Nasıl Geliştirilebilir?”, “Turizmde 2016 Krizinden Çıkış Yolu: 2016 Turizm Eylem Planı, Turizm Akademisyenlerinin Eylem Planı Değerlendirmeleri”; Zeki Müren Salonu’ndaki “Sürdürülebilirlik ve Ekoturizm Anlayışı: Muğla İlindeki Bazı Ekoturizm Alanları”, “Turist Çekim Merkezinde Hizmet Kalitesinin Önem Performans Analizi İle Değerlendirilmesi: Ölüdeniz Tabiat Parkı Örneği”, “Terör, Politik İstikrarsızlık Ve Güvenliğin Türk Turizmine Etkilerinin Değerlendirilmesi” konulu sunumları istediğim halde izleyemiyecektim…

Elbette sektör temsilcileri de izleyememiştir. Bakanlık temsilcileri de…

 

xx           xx           xx

FETOB Başkanı Yavuz Torunoğulları, GETOB Başkanı Bülent Bülbülğolu, DOKTOB Başkanı Yücel Okutur, BODER’den Deniz Taş, MBB Turizm Gençlik ve Spor Daire Başkanı Ali İnan’ın konuşmacı oldukları “Türk Turizminde Gelecek ve Beklentiler” konulu ikinci sektörel panel Halikarnas Balıkçısı’nın adının verildiği salonda yapılırken; aynı salonda Fethiye Liberty Hotels Lykia Genel Müdürü Mehmet Biçer, Hilton Dalaman Genel Müdürü Ali Tunç Batum, Bodrum Rixos Genel Müdürü Mehmet Tulunay, Turizm Yatırımcıları Derneği, Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Birkan ile Prof. Dr. Nazan Demir ve Prof. Dr. Ali Erbaş’ın konuşmacı olduğu “Türk Turizminde Akademi ve Sektör” konulu III’cü panel yapıldı.

Balıkçı’nın adının verildiği ana salonda bu paneller yapılırken, iki gün öteki salonlarda da  adeta “hızlandırılmış eğitim” gibi paralel oturumlar gerçekleştirildi. İşte o paralel oturumlardan ilgimi çeken sunumların bazılarının başlıkları:

Teröre Dayalı Krizler Ve Sosyal Medya: Türkiye Örneği; Terörün Türk Turizmi Üzerine Olumsuz Etkileri ve Alınabilecek Önlemler; Ekolojik Çiftliklerde Rekreasyonel Aktivitelerin İncelenmesi: Muğla Örneği; Ekoturizm Ve Ekoköy Tasarım Modelleri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Çalışma; Türkiye’de Bölgesel Kalkınmanın Yeni Aktörleri Olarak Kalkınma Ajansları ve Örnek Bir Uygulama “İnovasyona Dayalı Bölgesel Turizm Stratejisi ve Eylem Planı”; Fethiye’de Yerel Sivil Toplum Kuruluşlarının Kırsal Turizme Etkileri; Muğla İlinde Turizm-Çevre-İnsan İlişkileri ve Gökova Körfezi Alan Araştırması; Destinasyon İmajı Boyutlarından Değerlendirici İmajın Yerleşik Yabancıların Yerleşim Yeri Seçimlerinde Etkisi: Bodrum; Türkiye’de Marinacılık Sektöründe Gelişmeler ve Yeni eğilimler Üzerine Nitel Bir Çalışma; Deniz Turizmine Yönelik Bir Araştırma: Muğla Destinasyonu Örneği; Alternatif Turizmde Yeni Bir Saha: Lavanta Bahçeleri

 

xx           xx           xx

İşte bu sunumlar bana göre bu kongrenin ortaya koyduğu “reçeteler”… Ne var ki, bu sunumların tamamını kimsenin izleyebilme şansı yok. Kongrenin açış konuşmalarında Vali Amir Çiçekturizm sektörünün bilimsel veriler ışığında ele alındığı kongrede elde edilen çıktıların sadece Muğla’ya ve ülkeye değil tüm dünyaya önemli faydalar sağlayacağına inandığını” da vurguluyordu.

Teorik olarak doğru!

O çıktılar 16 yıldır; her yıl bir kitapta toplanıyor… Yani elde 16 “reçete kitabı” var. Rahmetli Turgut Özal ile altın yıllarını yaşayan turizmin hali ise 16 yıldır ortada… Birkaç ay sonra 17’nci “Reçete kitabıMuğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden çıkar. Sonra raflarda tozlanmaya bırakırız. Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ozan Bahar önümüzdeki günlerde kongrenin “Sonuç Bildirgesi”nin çıkacağını söyledi. O da sağlam bir “reçete” olacaktır.

Merhem yok!

Ben size bir şey söyleyeyim mi; sektörün 2017 umudu da yok…

Okunma Sayısı:715

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.