RAMAZAN’IN HİKMETİ

Bu haber 10 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 589 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yüce
Yaratan’ın biz insanlara bahşettiği her gün ve ayın önemi vardır da müminler
için 3 aylardan Recep, Şaban ve de Ramazan’ın önemi daha bir farklıdır.

Bugün
dünya genelinde konuşlanan 1.5 milyar İslam dininin mensupları kesinlikle
farklı şekilde yorumlamaz.

Bu farklılığı
yaratan nedir?

Aynı mübarek
ayın hikmeti?

Aynı ayla
özdeşleşen oruç.

Oruç tutmak her
Müslüman için farz mıdır?

Muaf tutulma
halleri olabilir mi?

İşte
tüm bu soruların karşılığını almak için Muğla
İl Müftüsü Mustafa Kaya, Hamle TV’de hazırlayıp sunduğum “Günleri İzlerken”
programına konuk oldu.

3 Aylar olarak
ifade edilen Recep, Şaban ve Ramazan, her mümin için kutsal aylardır diyen İl
Müftüsü Mustafa Kaya;

Bu aylar tarihi
olayların cereyan ettiği aylardır.

Bunu
şu örneklerle açıklıyor.

Nuh ve Musa
Peygamberin başına gelenler, Hac ibadeti.

Müftü
Kaya, Ramazan’ın hikmetini her halde daha yerinde açıklayamazdı.

Bu
aylar aynı zamanda hac ibadetinin yerine getirildiği aylardır derken müminlerin
Hz. Muhammed (s.a.s.) bağlılığının işaretidir demek istiyordu.

Bu aylar,
dolayısıyla mübarek Ramazan’ın hikmeti sadece bunlarla sınırlı olmasa gerek? dediğimde, doğru
demişti İl Müftüsü Mustafa Kaya.

Bu aylar aynı
zamanda Allah’ın Peygamberimiz ve onun ümmetine hediye ettiği Kuran-ı Kerim’in
indirildiği aylardır.

Ve
Kuran.

Eğer,
sadece İslam Alemi değil tüm insanlık için rehber kabul edilen Kuran, hak ve
batılı birbirinden ayıran yol gösterici eser olarak kabul ediliyorsa, sanırım
bu ayın hikmeti tartışma götürmeyecek kadar açıktır.

Hele
aynı dönem, rahmet ve mağfiret aylarının hüküm sürdüğü süreç olarak kabul
ediliyorsa.

***

Ramazan
ayı ile özdeşleşen oruç dedim.

Oruç tutmak,
reşit olmuş her Müslüman için farz mıdır?

Her hangi bir
mazereti olmayanlar için oruç tutmak farzdır.

Aklı baliğ olan
ve buluğ çağına ermiş herkes, dinimizin temel buyruklarından oruç tutmalıdır.

İl
Müftüsü Kaya, bu şekilde açıklamasına karşın, % 99’u Müslüman olan ülkemizde,
oruç faraziyesini yerine getirenler, belirlenen şartlarla örtüşmez.

Zira, aklı baliğ
olan ve buluğ çağına erişmiş her kişi oruç tutuyor değildir.

Bu da dinde
zorlama olmadığının göstergesidir.

Dolayısıyla hiç
kimse kalkıp, sen niye oruç tutmuyorsun? gibi bir yaklaşımın sahibi olamaz.

Kimseye
bu hak ne verilmiştir, ne de bundan sonra verilir.

Oruç
tutup tutmamak, kişinin bizatihi kendisini ilgilendiren bir durumdur.

***

İl
Müftüsü Kaya’ya yönelttiğim bir başka soru, mübarek aylar boyunca, gerçekten
muhtaç kişiler adına devletin yaklaşımı oldu.

Devlet,
dolayısıyla ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetler, sosyal bir hukuk
devletinin gereği olarak, ihtiyaç sahiplerine yardım elini uzatmak zorunda
değil mi?

Gerçi, bu
bağlamda bir takım yardım kuruluşları var.

Önemli olan, bu
kuruluşların üstlendikleri görevi layıkıyla yerine getirip, getirmedikleri.

Aslında,
müftü Kaya dahil, her kim olursa olsun, tereddüt etmeden verebileceği cevap
değildi.

Zira
bu tür kurumlar, haklı veya haksız bir takım ithamlara neden olmaktadırlar.

Onun
için gerçek ihtiyaç sahiplerine yardımların eksiksiz ulaştırıldığını söylemek
mümkün değildi.

Buna
karşın bihakkın görev yapanları haksızlık etmek istemiyorum.

***

Şu
sıra Muğla merkez ilçe adına sorun olacağı gözlenen bir başka ayrıntı Pazar Camiinin durumu.

Zira aynı cami
tamirat görüyor.

Ne var ki,
tadilat için şu sıra öngörülmesi ne denli doğru?

Zaten Ramazan
ayında teravih için sıkıntı çekilirken, bir caminin devre dışı bırakılmasının
geçerli bir izahı olabilir mi?

Ramazan
öncesinde veya sonrasında aynı onarım yapılsaydı olmaz mıydı?

Ama
biz, her işte organize bir eğilimden yoksun olduğumuz için halkın çekeceği
sıkıntıyı göz önüne getirmeyiz.

Her
şeye karşın Ramazan’ınız mübarek olsun diyorum.

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.