Ramazanda Gündelik Yaşam « Hamle Gazetesi

Ramazanda Gündelik Yaşam

Bu haber 20 Haziran 2016 - 0:07 'de eklendi ve 1.173 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Sosyolojiye göre birey toplum içinde yaşar ve yaşadığı toplumdan bağımsız değildir. Toplumsal olguları, ilişkileri bilimsel yaklaşımlarla anlamaya ve açıklamaya çalışan sosyoloji de içinde yaşadığı toplumdan bağımsız değildir. Ancak sosyoloji sadece toplumda yoğunlukla görülen ilişkileri, toplumsal gerçeklikleri ortaya koymaya çalışmaz aynı zamanda dogmaları, ezberleri, gelenekleri, alışkanlıkları da araştırma nesnesi haline getirerek, sorgular.

Modernleşme ile birlikte değişen gündelik yaşam pratikleri, dindar insanların gündelik yaşam pratiklerini zorlamaktadır. Bu açıdan yaklaşıldığında modernleşme, zaman ve mekân algısını yeniden inşa etmekte, diğer yaşam tarzlarının devamını, sürdürülebilirliğini adeta yok etmektedir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın meşhur “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” başlıklı kitabında modern yaşam pratiklerinin gündelik yaşamı nasıl değiştireceği, yaşanan çelişkiler, muhteşem edebi dille ortaya konmaktadır. Romanda modernleşme sürecine giren toplumda değişen zaman algısı, ortaya çıkan gündelik yaşam çelişkileri, modernleşmek için yeni zaman ayarına ve çalışma disipline girilmesi gerekliliği, gündelik yaşama yansımaları ustalıkla anlatılmaktadır.

Modernleşme veya Batılılaşma öncesi gündelik yaşamın tek belirleyicisi olan din, yeni bir kuşatma altına girmiştir. Gün doğmadan Besmeleyle açılan işyerleri, sabah namazına vurgu yapardı. Vakit namazlarda kapının önüne ters konan sandalye gerekli mesajı müşterilerine verirdi. Akşam namazında ise artık çarşıdan el ayak çekilirdi. Yatsı namazı komşuluk ilişkilerine, akraba ziyaretlerine, cami cemaatiyle gündemi değerlendirmeye fırsat verirdi. Ramazan ayı özelliği gereği daha çok ibadetle geçirilen bir aydı. Kandiller, mezarlıkların ziyaret edildiği, lokma döküldüğü, buhurların tütsülendiği, insanların birbirlerine iyi dilek ve temennilerini sunduğu günlerdi. Bayram günleri yine büyüklerin ziyaret edildiği, çocukların sevindirildiği, küslerin barıştırıldığı özel günlerdi. Sabahçı kahveleri, Cuma pazarları gibi mekânlarda yine dini etkiler söz konusuydu.

İşte bu ve bunlar gibi gerekçelerle modernleşme karşısında din ve dini pratikler en büyük engeli oluşturmaktadır. Diğer taraftan da dinin ritüelleri, yaşam pratikleri yaşatılması gereklidir. Beş vakit ezan, cemaatle kılınan namaz, Cuma namazı, Ramazan ayı, Hac gibi toplumsal yönü güçlü ibadetler ve işaretler sürekli dini hatırlatmaktadır. Hristiyanlarda da belli zamanlarda kilise çanının çalmasıyla, hatırlattıkları gibi.

Modern yaşam işte bu ritüeller veya zaman anlayışı yerine kendi yaşam pratiklerini ve zaman ayarını dikte etmekte, dini reddetmektedir. İşte dindar bir kişinin bu dönemde yaşam pratiği bakımından yaşadığı çelişkilerden bazılarıdır, bunlar… Dinsel yaşam pratikleri modern zamana uydurulmak istendiği oranda da bir takım yozlaşmalar ortaya çıkmaktadır. Görünürde dindarlık alametleri, özünde ise bir o kadar dinden uzaklaşmak. Günümüzde dindarların yaşadığı dramatik durum, bu gerçeklerden kaynaklanmaktadır, desek yanlış olmaz herhalde…

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.