Ramazan Zamanları

Bu haber 29 Haziran 2015 - 18:54 'de eklendi ve 441 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Nesilden nesile götürsün diye 

Kanatlar üstünde şanlı tekbiri.
Nice başbuğların açtığı yolda
Biri yardan geçmiş, öteki serden.
Yolcular gidiyor yarına doğru,
Kafile kafile bu köprülerden.

Arif Nihat Asya

 

Hasret kaldı yürekler rahmetine, bereketine. Susuz çöllerde kalmış gibiydiler. “Aşk ile, aşk ile” susamıştı tüm bedenler, tüm yürekler, tüm ruhlar. Kalem kılınmıştı da gölgesinden okunurdu elifin boynunun eğriliği. “Vav” gibi beli bükülmese de “Hak”tan halka halka uzanmıştı eller semaya. Semadan yeryüzüne “beliğ” bilirdi insan. Kurdundan kuşuna rahmete hasretti tüm canlar. Açtı doyrulmaya muhtaçtı diller, kulaklar, gözler.. Zaman hükmünü vurmuştu. Geldiği giderdi kervan, yolundan dönmek bilmezdi. Dön ha dön, yana yana; kana kana. Her dönüş bir tamamlanıştı aslında. Lâ mekan üzre zamana tahammülsüzdü tüm fani akıllar, fani bedenler.

Dünyanın kaynağında dil de tahammülsüzdür, akıl da. Sırra vakıf olamadığından çeşmeden akan suya “dur” diyemediğin gibi zamana da “dûr” diyemezsin. Fâniliğin nişanesi ulak olur bedene zaman; “Gel, sen de geç; sen de geç!” dercesine. Ama hallince geçmeyi bilemez ki, tahammülsüzdür, sabrın helvasının tadına da varamaz. Oysa mânâ olmadadır, ermededir, tahammüldedir, teslimiyettedir. Zaman vaktine Ramazan’a muhtaçtır. Ramazan zamanında kendine gelmededir. Ramazanda içine, özüne döner. Tahammül ehlidir Ramazanda zamanlar. Tüm yaratılanlar şükür içerisinde Ramazan zamanında özüne dönerler. Hasretlikler kavuşmaya döner. Zaman beş vakit üzere değildir artık, beş vakit dünya zamanındadır. Ramazan zamanı iftar ile imsak arasındaki uyanıştadır, silkiniştedir, kendine geliştedir. “Uyan ey gözlerim, gafletten uyan!” sırrına eriştedir.

Bakmayın kalem sahibi, kelamın saflığına erememektedir. Bu da tahammülsüzlüğündendir, sabrın sırrına erememesindendir. Lafı dolandırır durur. Laftan söze geçiş köprülerini aramaktadır. Bilir ki, her bir kelime senin için vardır. Her bir kelime bir köprüdür, her bir kelime ruhu aydınlatan bir kapıdır. Kelam üzre kelimeler manaya erişmek için vardır ve “insan” olma demine varmak içindir. Uyanmak, uyanmak “aşk”a kanatlanmaktır. Ramazanda tutulan oruçtan, yapılan ibadetten, verilen sadaka ve zekata her bir zikirde zaman da tayy-ı zamana erişir. Ramazan dünya zamanından sıyrılış, nurlanış, aklanış, paklanıştır. Yaratılış hükmünden kendi hissesine düşeni bulma arayışıdır.

Sözden lafa dönsek bugüne meyletsek, bugünde Ramazan’a baksak; ne kadar çaresiz, aciz kaldığımızı görürüz. Gafletin ötesinde kalplerin mühürlendiğini, akılların durduğunu, gözlerin karardığını, kulakların, gözlerin nurdan yoksun kaldığını görür. İnsan hasrete düşmüştür. Yetimdir Ramazan vakitlerinde çaresizdir, boynu büküktür. Hasrete, yollarını gözleyen âşıklar sabrederler de onların yüzü suyu hürmetine mühürlenmiş kalpler çoğaldıkça çoğalır. Ama umut kervanlarına yüz çevirmemek gerek. En karanlık, en ışıksız zamanlarda Yaradan’a sığınmak gerek. Kimsesizler kimsesinden ummak gerekir. Ummak gerekir. Yeri geldiğinde “elif” gibi dimdik durmalı; yeri geldiğinde “vav” gibi boyun eğip teslim olmalıdır. Şair Arif Nihat Asya’nın mısralarıyla yola düşmelidir:

“Elsizlere el, dilsizlere dil ver yeniden,
Lütfet, bize bin şanlı nesil ver yeniden,
Dünyayı alıp avcuna bir gün Tanrım,
Avcunda bu dünyaya şekil ver yeniden.”

Bugünün penceresinden gördüklerimiz bize neler söyletir? Biraz buruk, biraz kırılmış, biraz küskün bir söze dönüşür ifadelerimiz. İnsanız sonuçta, insanın kirinden insanın nuruna varmadır muradımız:

“Ramazan ayındayız çok şükür! Ve çok şükür ki onca sıkıntımıza rağmen ezanların her daim okunduğu, ay yıldızlı bayrağımızın her daim dalgalandığı bu İslâm diyarında özgürce yaşıyoruz. Ramazan ayını yaşayan ve de idrak eden milyonlarca insan adına biraz saygı bekliyorum. Ellerinde kadehlerle, ağızlarında sigaralarla gündüz vakti nümayişe soyunanlardan biraz saygı, biraz insanlık bekliyorum. Sözde “İnsan Hakları” denince mangalda kül bırakmayanlar bu gösterinizle mi bu kadarlık mı insana saygı ölçüleriniz? Saygı ki akılla beslenir, idrakle olgunlaşır, irfanla demine ulaşır. Evet, bugünün penceresinden baktığım Ramazan boynu bükük, insanları arıyor. İnsan olmadan hiçbir şeyin mânâsı hükme varamıyor. Herkes kendince yaşar, kendi aynasından seyreder hayatı AMMA; ille de “EDEP YÂ HÛ!”, “EDEP YÂ HÛ!”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.