RAMAZAN VE TURİZM

Bu haber 11 Ağustos 2009 - 0:00 'de eklendi ve 730 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

20 Ağustos’ta başlayıp 20 Eylül’de sona erecek Mübarek Ramazanla ilgili açıklamalar birbiri ardı sıra geliyor.
Bir taraftan Türkiye Otelciler Federasyonu, diğer yandan Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği.
Yerel bazda faaliyet gösteren, ilgili kuruluşların temsilcileri ayrı.
Her birinin vurgu yaptığı konu, 20 Ağustos tarihinde başlayacak olan Ramazan.
Turizmin en yoğun olduğu günlerde mübarek günlerin başlayacak olması turizmi ciddi şekilde etkilediği için görüş belirtiliyor.
Özellikle turizmin gözbebeği olarak bilinen Muğla sınırları içerisinde Fethiye, Marmaris, Datça ve Bodrum’da faaliyetini sürdüren turizm birlikleri, en az etkilenmek için neler yapılması gerektiğinin altını çiziyor.
Dolayısıyla her biri teşekkülün birleştiği ortak nokta, nasıl bir girişimde bulunulsa da Ramazan’ın turizmi bir şekilde etkileyeceği.
***
Şimdi, tabir yerindeyse sektör temsilcileri kara kara düşünüyor.
Geçtiğimiz sene Ağustos sonunda başlayan Ramazan nedeniyle, iç turizm bağlamında ciddi düşüşler yaşandı.
Bu sene 20 Ağustos’ta başlayacak olması, benzer sıkıntıları daha bir artıracaktır.
Hele gelecek yıllarda bu sorun katlanarak büyüyecek.
Bir bakıma doğruydu.
Turizmin en yoğun geçtiği günler Ağustos, Temmuz ve Eylül ayları.
Elbette diğer günler ve aylarda turizm yapılmıyor değil.
Ne var ki tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğunluk kazandığı günler bu aylar.
Hele okulların tatil edildiği süreç bu aylar içerisinde olduğu düşünülürse.
Hal böyle olunca, tek çare dış turizme yönelmek.
Bizler başta İngiltere, Rusya, Almanya ve ABD olmak üzere başka ülkelerden yeterince turist çekebilirsek, bir şekilde işi kotarırız.
Hele birde bakanlığın alacağı karar doğrultusunda, okulların erken kapanıp geç açılması sağlanırsa.
Böylelikle önümüzdeki 9 senelik süreyi ancak geçiştirebiliriz.
9 seneden kasıt, her yıl Ramazan ayının 10 gün ara ile başlaması.
Turizmin en yoğun geçtiği süre Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları olduğuna göre 10 günlük periyot, 9 seneyi kapsıyor.
Demek ki bu hesaplamaya göre Eylül ayının geride bırakıldığı düşünülürse, Türkiye en azandın 6 sene daha Turizmle Ramazan’ın iç içe olduğu ülke olacak demektir.
Şimdi…
Meseleyi objektif bir gözle baktığımızda, fanatik yaklaşımlara yer olmadığı açıkça görülür.
Siz kalkıp, Mübarek Ramazan’ın yüzü suyu hürmetine diyerek, bu süreçte turizm olmasa da olur diyemezsiniz.
Aynı sektörden elde edilen gelir, tüm dünyanın kriz içerisinde olduğu süreçte, bizatihi devlet yanında bölge halkının rızkını sağlamasında yadsınmaz bir gelir miktarı kapsamaktadır.
Kaldı ki konuya ilişkin verilere dayanarak yapılan açıklamalar, turizmin sıkışan ekonomide lokomotif görevi üstlendiğidir.
Hal böyle iken, hiç kimse kalkıp Ramazanı kalkan yapmasın.
Bazıları da bağnazca bir yaklaşım sergileyip, Mübarek Ramazan aylarında turizmi yapılır! gibi tutum içerisine girmemeli.
Türkiye % 95’i Müslüman bir ülke.
Yüce dinimizin temel buyruklarından biri Ramazan ayında oruç tutmak olduğuna göre, bir taraftan dileyen oruç tutacak, isteyen de turizm yapacaktır.
O kişinin kendisinin bileceği bir iştir.
Hiç kimse kalkıp, başkalarıyla ilgili “sen niye oruç tutmuyorsun” diyemeyeceği gibi “şu mübarek günler varken turizmi yapılır” diyemez.
Sektörü de ekonomik sıkıntıdan arınma şartlarından birinin turizm olduğundan hareketle, Ramazan ayı üzerinde, kendinde bir hak göremez.
Sonuçta 36 senede bir tüm Müslüman ülkeler gibi Türkiye’de aynı periyod içerisinde kalan ülkelerden biri.
Hem turizmden hem de Mübarek Ramazan’dan vazgeçme olamayacağına göre, bu süreci spekülasyonlara meydan vermeden geçirmek asıl olandır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.