Ramazan, Hoş Geldi Sefa Geldi

Bu haber 28 Haziran 2014 - 0:50 'de eklendi ve 903 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bugün Ramazan.

Dünyada konuşlanan 3 milyona yakın inanç sahiplerinin eriştiği mübarek bir ay.

Allah’ın inayetiyle, 11 ayın sultanı olarak nitelendirilen mübarek rahmet ayına bir daha kavuşmuş olduk.

Böylelikle Müslüman alemi, bir aylık süre içerisinde dinimizin temel buyruklarından oruç faraziyesini yerine getirmenin gayreti içerisinde olacak.

Gayreti içerisinde olacak diyorum.

Yılın en uzun ve de sıcak günlerindeyiz.

Dolayısıyla böyle bir ortamda iman sahipleri için oruç tutmak, insanın sabrını sınamasıyla eşdeğerdir.

Özellikle orucunu yerine getirenler, bedenen çalıyorsa.

Rızkını, çoluk çocuğun geleceğini sağlama çabasında içerisinde iseler…

Dedim ya, onların oruç tutması gerçekten zordur.

Buna karşın onlar için zoru kolay yapan, inançlarıdır.

Dinimizin emrettiği faraziyeyi yerine getirmenin yüklediği manevi güçtür.

İşte bu yüzden inanç sahipleri, her türlü zorluğu göğüs gererek oruç tutmanın gayreti içerisinde olacaklardır.

Hem de halindne hiç şikâyet etmeden.

Ve de huşû içerisinde.

***

Aslında böylesine mübarek bir ayda, yerine getirilmesi gereken olgu, inanç sahiplerinin orucunu tutmasıyla sınırlı değildir.

Şüphesiz Ramazan, yerine getirilmesi şart vecibeler yanında, iyilik ve güzelliklerin sergilendiği müstesna bir aydır.

Dolayısıyla her birimize, şartlar ve imkanlar ölçüsünde takdire şayan görevler düşüyor.

Özellikle, komşun aç iken senin rahat olman evla değildir.

Bu yüzden, tarih boyunca merhamet timsali bir ülkenin bireyleri olarak yer edinen insanımız, Mübarek Ramazan ayında, gösterişten uzak yardımlaşmayı ön planda tutmalı.

Elinden geldiği ve de imkanlar ölçüsünde bu tür davranış içerisine girmeyi kendine şiar edinmeli.

Ancak böylesine bir yol izlendiği sürece, hem Yüce Yaradan hem de kul indinde makbul bireyler olarak kendimize yer ediniriz.

Yok eğer, tersi bir tutum ve davranış içerisine girilirse, insanlık ve de merhametten nasibini almayan durumuna düşülür ki, hiç birimiz bunu istemeyiz.

Öyleyse, Mübarek Ramazan Ayı süresince yardımlaşma yanında, iyilik ve güzelliklerden ayrılmamalıyız.

O takdirde, Yüce Yaradan indinde daha makbul bireyler oluruz.

***

Bu ay süresince inanç sahiplerine yüklenen başka görevlerde var.

Her kim olursa olsun, şu ve ya bu nedenden orucunu tutamayanlara karşı, yanlış davranışlar içerisine girmemeli.

Hele, sen Müslüman değil misin?

Niye oruç tutmuyorsun! gibi bir yaklaşımla, karşımızdakini sorgulamamalıyız.

Zira, herkes kendinden sorumludur.

Kaldı ki, hiç kimseye böyle bir hak verilmiş değildir.

***

Bu arada, Ramazan ayının bazı kişi, kurum ve kuruluşlara yüklediği bir takım yükümlülükler de var.

Gerçi bu bağlamda, Türkiye genelinde olduğu gibi yaşadığımız kent Muğla’da duyarsız kalmayan illerden biri.

Bunun en bariz göstergesi, uzun yıllardan bu yana belediye tarafından kurulan iftar çadırı.

Ve aynı çadırda, duyarlı halkımızın katkılarıyla verilen iftar yemeği.

Yanı sıra, birçok kurum ve kuruluşlarla birlikte, sivil toplum örgütlerinin benzer yaklaşımları.

Her biri muayyen günlerde, “Ramazan ayında bir ve beraber olarak bir sofra etrafında toplanılmalı” düsturundan hareket ederek, önemli bir işlevin yerine getirilmesini sağlıyor.

Sonuçta, iman ve inanç sahipleri adına bir mübarek Ramazan, hoş geldi sefa geldi.

Temennim odur ki, böylesine müstesna bir ay, başta ülkemiz olmak üzere tüm insanlığa iyilik, güzellik ve barış getirsin.

Ramazanınız mübarek olsun.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.