Ramazan Ayına Kavuştuk

Bu haber 05 Haziran 2016 - 23:29 'de eklendi ve 1.119 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

İlk teravih namazımızı eda ettik. İlk sahurumuza kalktık. İlk orucumuza niyetlendik ve 11 ayın sultanı Ramazan ayına girdik. Bu yılda da oruçlu olunacak sürenin uzunluğu ve mevsim gereği sıcaklar nedeniyle şimdiden tüm Müslüman kardeşlerimizin Ramazan ayını mübareklerken, sağlık ve sabır diliyorum.

Kur’ân-ı Kerim’in Ramazan ayında ve Kadir Gecesi’nde indirilmeye başladığı göz önünde bulundurulduğunda Ramazan ayının İslam Âleminde değeri ve önemi daha iyi anlaşılacaktır. Oruç tutarak iradenin terbiye edilmesi, bir ay boyunca kötülüklerden, sapkınlıklardan, kısacası günahlardan uzak durulmaya çalışılması bireysel ve toplumsal açıdan önemli sonuçlar doğurması beklenir. Bu ayda şiddet ve suç başta olmak üzere yaşanan sorunlarda azalma görülüyorsa hedefe bir ölçüde yaklaşılmıştır diyebiliriz.

Modernleşme toplumlarda bireyselliğin yükselmesine, artan yalnızlaşmaya, komşuluk, akrabalık, arkadaşlık, dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin azalmasına yol açmıştır. Günümüzde sokak çocukları, yaşlılar, engelliler, mülteciler, yetimler gibi giderek sayıları artan mağdur kesimler ve dramatik gerçeklikler yaşanmaktadır. İnsanlık bu konuları dert edinmeli, çözüm yolları üretmelidir. Ne yazık ki dünya ve insanlık bu yönde adım atmak yerine gittikçe daha duyarsız hale gelmektedir.

Modern dünya değerleri insanlık suçlarının işlenmesine engel olamamakta, küresel kurumlar savaşların, toplu ölümlerin, yerinden edilmelerin önüne geçememektedir. Kutsal dinler dahi dünyanın sürüklendiği bu tabloya mani olamamaktadır. Müslümanların birbirlerine karşı cihad ilan ettiği, Müslümanların birbirini katletmesine zemin hazırlayan fetvalar verildiği dönemler de yaşıyoruz.

Ramazan ayı vesilesiyle İslam âleminin bir araya gelerek yaşanan dramları, küreselleşmenin sonuçlarını tartışması gerekir. Sünni, Şii gibi mezhepsel ayrımlar yapılmadan temel insanlık değerleri üzerinde uzlaşmanın önemi tekrar tekrar hatırlanmalıdır. Müslüman ilim adamı yetiştiren kurumların müfredatları gözden geçirilmeli, din ile hayat arasında yeni ilişkiler kurulmalı etnik ve dini sorunların çözülmesi için çaba harcanmalıdır.

Bu ayın hürmetine insani değerleri savunan kesimler acilen rahmet, merhamet çağrıları yapmalıdır. Dünyanın herhangi bir yerinde akan gözyaşının ve kanın durdurulması için hep birlikte çalışmalıyız. İlgili kurum ve kuruluşlar bu konularda çalışmalar yapmalıdır. Başta petrol olmak üzere her türlü rantın yarattığı kan ve gözyaşı bir an evvel sonlandırılmalı, egemen güçler evrensel değerlerle terbiye edilmelidir.

Hemen sınırlarımızın ötesinde kadın, çocuk, bebek, yaşlı demeden yüzlerce insanın canına kıyılmaktadır. Pek çok insan evsiz, yurtsuz kalmakta, göçlerle sık sık yerlerinden edilmektedir. İç savaşlar tüm acımasızlığıyla devam etmektedir. Kimyasal, biyolojik silahlar, yasaklanan bombalar kullanılmaktan çekinilmemektedir. Ve maalesef bu vahşetler tüm dünyanın gözünün önünde yapılmaktadır. Birleşmiş Milletler, NATO gibi uluslararası kurumlar olayları sadece seyretmektedir. Egemen güçler ise tüm hesaplarını çıkar üzerinden yürütmektedir. Böyle bir ortamda toplumlar için adeta sıradanlaşan vahşet manzaralarına duyarsızlık da artmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl Ramazan ayının temasını “Gelin Gönüller Yapalım, Gelin Gönüller Onaralım, Bu Ramazan ve Her Zaman” başlıklarıyla belirlemiş. Başkan Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ bu ay vesilesiyle dilek ve temennilerde bulunmuş; “ailemizle, akrabalarımızla, komşularımızla, Müslüman kardeşlerimizle öyle bir Ramazan geçirelim ve o Ramazanın manevi etkisini bütün bir yıla yayalım ki, gönlü kırık, yüreği buruk, kalbi parçalanmış kimse kalmasın. İftarlarımız, sofralarımız mağdur ve mazlumlarla şenlensin”.

Bu dua gibi dilek ve temennilere aynen katılıyorum. “Cenab-ı Allah, Ramazan ayının rahmetinden, bereketinden, fazl-u kereminden feyiz alanlardan eylesin”…

Hayırlı Ramazanlar…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.