Rakip Mi, Refik Mi?

Bu haber 03 Nisan 2019 - 0:54 'de eklendi ve 620 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Bir esnaf olduğumuzu hayal edelim: Aynı sokakta bizim sektörde faaliyet gösteren bir başka işyeri açılsın ister miyiz? Açılmış ise bunu nasıl karşılarız?

Bir müşterinin aradığı şey bizde yok, ama biliyoruz ki iki dükkan ileride müşterinin aradığı şey var. “Şurada bulabilirsiniz.” diye müşteriyi oraya yönlendirir miyiz?

Ticaret anlayışımızı ve ticari ahlakımızı yansıtan buna benzer sorular çoğaltılabilir. Ancak hepimiz bu sorulara verilecek cevapları da tahmin edebiliyoruz. Çünkü toplumumuzun ticaret anlayışını ve ticari ahlakını biliyoruz.

Ne yazık ki, gelinen noktada yalnızca müşteriyi ikna edip (aslında kafalayıp, kandırıp) parasını almaya odaklanan bir ticari anlayış ve tavır, bütün sektörleri esir almış durumda.

“Müşteri memnuniyeti” başta olmak üzere kurulan süslü cümleler ve yapılan büyük bütçeli reklamlar hep müşteriyi kafalayıp, kandırıp satmak (ka-ka-sat) ve müşterinin parasını almak için kurgulanan bir sistemin argümanları. Firmaların ve işletmelerin internet sayfaları da bu anlayışın vitrine çıktığı yerler. İnternetten satış da bu aldat-sat anlayışının arenası…

Ben siftah yaptım, komşum siftah yapmadı; siz ona gidin.” anlayışı ve bu anlayışın egemen olduğu ahi kültürü çoktan unutuldu. Aradığı şeyi kendi dükkanında bulamayan müşteriyi iki dükkan ilerideki esnaf komşusuna yönlendirebilecek ticari ahlaka sahip kaç esnaf kaldı sokağımızda?

Şu zavallı duruma ne dersiniz? Bir sokakta aynı sektörde iş yapan iki esnaf var. Başkaca sektörlerde iş yapan diğer esnaf komşular, bu iki esnaftan birinin iş yerine girdiğinde, diğerinin olumsuz tavırlarına maruz kalıyor? Neden yalnızca benim iş yerime girip çıksın, yalnızca benden alsın, yalnızca bana gelsin hasediyle yanar tutuşuruz?

Bu hasedimiz ve hastalıklı rekabet anlayışımız, ne yazık ki ticaretimizi kanser ediyor. Bunun içindir ki, ülkemizde yapılan araştırmalar ortalama şirket ömrünün 12 yıl olduğunu gösteriyor. Ülkemizde ortalama insan ömrü 80 yaşa doğru yükselirken, şirketlerin ve işletmelerin ortalama ömrü tam tersine düşüyor. Hele hele tekelleşme gayreti, işletmeleri felakete götürüyor.

Şimdi bazı okuyucular bunu ekonomik ve siyasi gerekçeler ile açıklamaya çalışacaklardır. Ancak bu izah şekli, insan ömrü ile şirket ömrü arasındaki bu ters orantıyı açıklayabilecek bir izah şekli değil.

Meselenin özü; ahlak, görgü, nezaket, emek, değer, hak, hakkaniyet, üretim, paylaşım gibi kavramlarda gizli. Yani değerler ve esnaflık kültürü…

Bu sorunlara bir çözüm olarak atalarımızın oluşturduğu sistem olan Ahilik ise yılda bir hafta yapılan salon toplantılarında anlatılan bir hikâye ve çarşıda dağıtılan lokmanın yanında servis edilen bir garnitür olmaktan kurtulamadı.

Mesele ticari değil, etik…

Sorun, siyasi ve ekonomik sorunlar değil; ahlaki…

Çözüm, esnaf arkadaşını rakip olarak değil, refik olarak görebilmek…

Rakip, “herhangi bir işte, bir yarışta, birbirini geçmeye çalışan, aynı şeyi elde etmeye uğraşan kimse” demek… Buna göre aynı sokakta, aynı sektörde ticaret yapan iki esnaf birbirinin rakibi oluyor. Refik ise “arkadaş, dost ve yoldaş” demek.

Refik olmak için ise iletişim kurmak lazım. Komşuya girip çıkmak lazım. Esnaf komşusunun çayını kahvesini içebilmek lazım. Komşusuna girip çıkana surat yapmamak lazım. “Komşumda bulabilirsiniz.” diyebilmek lazım.

Unutmamak lazım ki, her alanda olduğu gibi ticarette de rakip-refik olmadan ilerleme ve değişim olmaz. Sektörel gelişim olmaz.

2008’de başkanlık seçimini Obama’ya karşı kaybeden ve Obama’yı telefonla arayarak kutlayan Cumhuriyetçi aday McCain, “Şimdiye kadar Obama rakibimdi, artık Başkanım.” demişti. McCain, aslında başkanlık seçimini kaybetmesine rağmen insanlık seçimini kazanmıştı.

Ticarette rekabet, esnaflıkta ise refakat kazandırır.

Rakip değil, refik olanlar kazanır.

Kazancınız bol olsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İsmail Zorba 03 Nisan 2019 / 18:12

“Rakip değil, refik olanlar kazanır.” özüne dokunan çok önemli bir yazı. Sadece ticarette degil tum hayata yansimasi gerekli bir yazı