Rahmet Günlerine Doğru

Bu haber 23 Mayıs 2017 - 10:46 'de eklendi ve 555 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Aydınlığa nurûnla kavuşacak mahzenler

Anneler çocuklara hep seni içirecek

Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin

Sana mü’mindir semâ; sana muhtaçtır zemin

Damar, damar hep seninle dolsaydım”

Nurullah GENÇ

 

Susuz kaldı gönüller; kurudu, kavruldu. Hasret deryasına daldı gönüller; eledi, tükendi. İlmik ilmik ördüğü bütün çileler tükendi; titredi, üşüdü. Boynu bükük kaldı, kimsesizler kimsesine açıldı eller, duaya durdu. Her yanında kir, her yanında acı, her yanında yalnızlık aktı. Cihan içre cihanda gurbete düştü. Neredesin nurun şavkı, karanlıktan kurtulma vakti ne zaman gelecek!

Rahmet aylarına, muhabbet aylarına, üçlerin nuruna girmekteyiz. Artık karanlığımızdan sıyrılıp kıştan bahara erdiğimiz gibi yeniden doğacağız. Ruh iklimimizin baharında aydınlanacağız. Gönül bahara erecek. Tükenmişlik içinde yeniden dolacağız. Damla damla yağacak üzerimize rahmetin yağmurları. Önce en sevgiliyi ağırladık gönüllerimizde. Onu andık, onun yetimliğinde göz yaşlarına boğulduk. Onun nurlandırdığı rahmet ikliminde bir kere daha inandık. Sırtımız kavlandı, yüreğimiz yaşardı, gözlerimiz şavkıdı. Sefer eylediğimiz ömür vakitlerinde dünya üzerinde kendimize dönme anlarıdır bu anlar.

Önce Recep, sonra Şaban; derken hoş geldin ya Şehr-i Ramazan!. Nefisler yanacak, yunacak, akacak, olacak kendine gelecek. “Ben” krallığından inip bende olmaya teslim olacak. Damlanın ağırlığından kurtulup deryanın hafifliğine erecek. Rahmet ayları gönül iklimimize hoş geldiniz!. Dünyada temsili olarak insan üzre yaratılan her canlıda erecek rahmetin nuruna. Onlarda bu bahar üzre yeniden doğacaklar. Sabah vakitlerinden başlayarak her deminde beş vakte kadar da beşer gibi zikredecekler “Allah, Allah diye”

Yunus’tan Mevlânâ’ya edep mektebinin üstadları dile gelecek mısra mısra rehberlik edecek bu yolculuğa. Ayet ayet dile gelecek, hadislerde söz üzre kelâma erecek. Gündüzümüz gecemiz üç ayın her anında deme erecek, demini bulacak.

“Seslenir dâ’veti bir meçhûlün;

Bir nidâ der:İleri!

Ki nihayet bir ilahî gecenin

Kapısından süzülür içeri

Ve aşarlar o karanlık kemeri

Bu ecel şerbetinin bekrileri”

“Ve aşarlar o karanlık kemeri, bu ecel şerbetinin bekrileri” ne de güzel dile getirmiş Arif Nihat Asya dünyadaki maceramızı. Biz insanlar dünya sarhoşluğundan sıyrılıp rahmet aylarında uyanacağız inşaallah. İnsan olmanın güzelliğinde, insan olmanın ilminde, insan olmanın edebinde dünyadaki varlık sebebimize hüküm getireceğiz inşaallah. Gözlerimiz gaflet uykusunda uyanıp özündeki sevgiye, hoşgörüye ve de aşka dalarak rahmet aylarında bir mum gibi hem yanmaya, hem olmaya duracağız. Mum artık kendi dibini şavkıtmayacak, rahmetin nuruyla cihanı aydınlatacak.

Maskeler atılacak yüzlerden teslimiyetin, inanmışlığın mutluluğunda gül tomurcukları açacak. O gül tomurcukları ki kubbe-i hadra da döndükçe visal olacak rahmete. Bundan ötesi teferruat çok az vakit kaldı rahmet vaktinin gelmesine. Soluklarımızı tuttuk, karşılamaya duralım dostlar! Gönülden gönüle akalım. Samimiyetin sırrında yalnız güzeli görelim, güzeli duyalım, güzeli koklayalım, güzeli tadalım, güzele erelim.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.