Rahmet Aylarında Felaket!

Bu haber 27 Mayıs 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.052 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Öncelikle meslektaşımız Nazmi Doğru’ya başsağlığı ve sabır diliyorum. Sevgili dedesi rahmetli Nazmi Doğru’nun da cennet mekanı olsun…

Dinimize göre feyizli ve bereketli bir maneviyat mevsimindeyiz. Receb, Şaban, Ramazan

Receb Ayı’nı ve dolayısıyla Allah’ın rahmet ve bağışlamasının bol olduğu, duaların kabul edildiği Regaib Kandili’ni de geride bıraktık.

Üç aylar 30 Nisan 2014 Çarşamba günü, yani Receb Ayının 1’inde başladı. Yarından sonra 30 Mayıs Cuma günü Şaban Ayı başlıyor. Ramazan Ayı ise 28 Haziran 2014 Cumartesi günü başlıyor.

Regaib Kandili’nin ardında hafta sonunda Miraç Kandili’ni de idrak ettik. Üç aylardan Recep’in ardından Şaban’dayız. Şaban’ın 15’i de Beraat Kandili

Borçtan, suç ve cezadan kurtulma günü… Günahlardan kurtuluş gecesi…

Ardından Ramazan AyıKadir Gecesi de Ramazan‘ın 27’nci gecesi…

Niyetim bir dini yazı yazmak değil. Beni aşar…

xx        xx        xx

Regaib Ayında dua etmeyi bilemedik mi, bildik de kabul edilmedi mi?

Bosna’yı sel aldı… Soma’da ölüm madeni 301 canı aldı. Ardından Çanakkale Depremi

Kader” mi?, “Kaza” mı?.. Anadolu ve Makedonya topraklarının fıtratında olan mı?

Hafta sonunda Miraç Kandilini kutladık. İnşallah Miraç Kandili gecesi yapılan dualar işe yarar da yeni felaketlerle karşı karşıya kalmayız.

Olmadı önümüzde Ramazan Ayı ve Kadir Gecesi var…  Olmuyorsa Kader… (!)

xx        xx        xx

Hafta sonunda Nuri Bilge CeylanKış Uykusu” filmi ile Cannes de Altın Palmiye ödülünü ülkemize kazandırdı?

Ceylan için dua eden olmuş muydu? Yoksa bu Nuri Bilge Ceylan’ın kaderi miydi? Yılmaz Güney’den 32 yıl sonra aynı ödülü ülkemize kazandıran, ‘yalnız ve güzel’ ülkemin insanlarını sevindiren, umutlandıran Ceylan ödülünü alırken yaptığı konuşmada şöyle diyordu:“Bu ödülü Türkiye’nin gençlerine ithaf ediyorum. Geçen sene hayatını kaybeden gençlere ve ölen madencilerimize adıyorum.

O “gezi gençlerini”, madencilerimizi yitirmeseydik, Ceylan aldığı ödülü kime, kimlere adayacaktı? Avrupalının hep muhaliflere ödül verdiği söylenir. Yoksa kış uykusunda olduğumuzdan mı?

Bu Nuri Bilge Ceylan’ın ilk ödülü değil. Yine Cannes te 2008 yılında “Üç Maymun” filmiyle En İyi Yönetmen ödülünü almış ve ödülü alırken de “Benim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum.” demişti! Güzel ülkemiz yalnız olmasa kime, neye ithaf ederdi?

xx        xx        xx

Ülkemizin artık “Yılmaz Güney Sineması”, “Atıf Yılmaz Sineması”, “Mustafa Altıoklar” ve “Çağan Irmak Sineması” derken “Nuri Bilge Ceylan” sinemamız da oldu. Nuri Bilge Ceylan Sinemasıİnsanın duygu dünyasına açılan kapıları izleyici için aralarken, en çok unuttuğumuz şeyi ‘insan olmayı’ hatırlatıyor” bize…

Doğrusu Nuri Bilge Ceylan’ın aldığı ödül, yaşadığımız şu gerilimli, umutsuz günlerimizde iyi geldi, ilaç gibi geldi… Morale ne kadar çok ihtiyacımız varmış…

Nuri Bilge Ceylan’dan Allah razı olsun…

xx        xx        xx

Türkiye’ye bu güne kadar Oscar getiren olmadı. Ülkemizin sanatçılarının fıtratında sadece Altın Palmiye, Altın Ayı ödülü almak mı var?

Madencilerin fıtratında ölüm varmış. Depremler neyin, kimin fıtratında var? Ben dün bu yazıyı kaleme alırken Soma’da maden işçileri sendika binalarını işgal ediyorlardı. Bu maden işçilerinin fıtratında “başkaldırdı, isyan” da mı var acaba?

İşçiler ilk defa “sendika ağalarına” başkaldırıyor. Yoksa o ölüm madeninde yitirdiğimiz 301 can bu başkaldırının vesilesi mi olacaktı?

Kader” mi?

Yoksa ülkemiz sendika ağalarının başına Soma kazası mı geliyor?!!

xx        xx        xx

Dedim ya niyetim dini yazı yazmak değil. Öyle bir yazı beni aşar. Anlamaya çalışıyorum… İçinden çıkamıyorum. Ama sanki bir musibetin tasallutu altındayız. “Bir musibet bin nasihatten iyidir” derler… (!)

Hafta sonunda yaşanan depremde şükürler olsun can kaybı olmadı. Ama akıllara 17 Ağustos’u, Yalova’yı Van’ı getirdi…  Hafta sonunda yaşanan deprem, nasihat mi, musibet miydi?

xx        xx        xx

Soma faciasının musibeti olarak önce iki bakan gösterildi. Sonra maden işletmesinin patronu… Bakanlar istifa etmedi. Patron tutuklanmadı. Dün işçiler sendikayı işgal ediyorlardı.

Son yıllarda yaşanan deprem felaketlerinde musibet olarak müteahhitler gösterildi. Bu güne kadar bir tek müteahhit hapse girdi. 17 Ağustos depremi müteahhidi… Onca canın sorumlusu o da çoktan hapisten çıktı! Depremler nedeniyle neden bir tek belediye başkanı hapse girmedi? Yoksa onların fıtratında hapse girmek yok mu?

xx        xx        xx

Hafta sonunda Ege Denizi açıklarında 6.5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntı Ege ve Marmara bölgelerinde hissedildi. Son depremler anımsandı. İstanbul’da korku ile sokağa fırlayan halk toplanacak meydan bulamadı. Depremde toplanılabilecek yerlerde rezidanslar, AVM’ler yükselmişti. İstanbul’da depremde kaçacak yer kalmamıştı!

Bu durum hangi musibetin eseriydi… Ege Denizi açıklarında yaşanan deprem Marmara’da olursa olası kayıplar yaşamını yitireceklerin kaderi mi olacak? Depremler Marmara’nın, İstanbul’un fıtratında olan bir gerçeklik mi?

Olası bir depremde İstanbulluGezi Parkı”na sığdırılabilir mi?

xx        xx        xx

Geçen sene bilim insanları Marmaris açıklarında bir yanardağ oluşabileceğinden söz ediyorlardı. Ya oluşursa?.. Ortaya çıkacak depremde biz Muğlalılar nerede toplanacağız? Eski Garaj Alanı’nda, Atatürk Stadı’nda mı?

Menteşe Belediyesi’nin eski garaj alanına Belediye Sarayı yapacağı; Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nün stadyumu şehir merkezi dışına çıkaracağı ve stadyumda TOKİ’nin konut yapacağı söyleniyor?

Söylenti ve bilim insanlarının yanardağ tahmini gerçek olursa, musibet kim olacak? Yanardağ mı, deprem mi, yoksa o iki alanda inşaat üretenler mi?

Olası felaket kaza mı olacak, kader mi?

xx        xx        xx

Hiç kimse “Kazaydı, kaderdi..” deyip, faturayı Allah’a kesmeye kalkmasın. Üç kişi botla balık avına çıkıyor. Fırtına kopuyor. Bot alabora olup, iki kişi yüzme bilmediği için ölürken, bir kişi yüzerek kurtuluyor…

İki kişinin yüzme öğrenmemiş olmaları kazaya kadere mi, ihmale mi bağlanır.

Kulu kandırmak kolay, Allah’ı kandırabilir misiniz? Rahmet aylarındayız… Allah zaten bu topraklara her türlü rahmetini vermiş. Siz faydalanamıyor; rahmeti yaşamak varken felaketi tercih ediyorsanız ve Allah ile aldatıyorsanız yapacak bir şey yok… -mu-?

Sahi musibet kim?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reşat öztepe 27 Mayıs 2014 / 12:56

Gocaman yazınızı okudum.beğenmemek elde mi?her satırında ayrı birer mesaj yüklü.anlayabilene.Sadece “Menteşe” Belediye Başkanının Eski! Garajın yeri ile Satadyum çevresinin KONUTLARLA DOLDURULMASINI hiç yadırgamadım.Dr.Başkanımız da öyle yaptıydı.demek ki ustanın izinden gidiyor.Sahi usta kim.sevgi ve saygı.