Prof. Dr. Akça Görevden Ayrılmış

Bu haber 21 Kasım 2016 - 0:02 'de eklendi ve 1.949 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

 Başta “Hüseyin Anıl Gözaltında” başlıklı yazım olmak üzere Hüseyin Anıl ile ilgili yazılarım nedeniyle arayıp “CHP’de sen de disipline verildin. Hüseyin Anıl yerel gazete sahibi olarak sana sahip çıktı mı?” diye soranlar oluyor.

Ben biri haksızlığa uğradığında, ona sahip çıkabilmem için dün yanımda mıydı diye bakmam. Bir gazeteci olarak buna hakkım yok.

O zaman Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün isteğiyle disipline verildiğimi biliyorum. Buna karşılık bir haksızlığa uğradığında (O aman sen sahip çıkma dese de) kalemimle ilk sahip çıkanlardan biri ben olurum. Haksızlığa uğrayanın da uğratanın da kim olduğuna bakmam. Bakarsam “gazeteci” değil, başka bir şey olurum.

 

xx        xx        xx

Aklıma geliverdi. Muğla Belediye Başkanı Erman Şahin ile Orhan Çakırönseçime” girmişlerdi.

Bildiğiniz gibi Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Menteşe Belediyesi’ne ait Eski Garaj Alanı’nın üzerindeki tasarruf hakkına el koyması ve dün “lüks konutlar” üretmek istediği il merkezinin bu tek büyük alanında şimdi de “ticari alan” yaratma kararlılığı konusunu demlenmeye bıraktık.

Mimarlar Odası’nın bile haberi yok; zaten bu konuda planlama askıya çıkarılıp indirilmiş bile… Demlensin… 

CHP’li Hüseyin Anıl’ın sosyal medyada Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ile Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat ve Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş üzerinden başlattığı “tüzük tartışması”nı bugün ele alacaktık. Yarın bakarız…

O önseçimden Orhan Çakır partisinin belediye başkan adayı çıkmıştı. Küslerdi. İlk kahve toplantısı Düğerek’te yapılacaktı. Düğerek sağcısının bile “Ermancı” olduğu bir mahalleydi. Herkes “Erman inattır, kahve toplantısına gelmez” diyordu. Gelmişti ve elini Orhan Çakır’ın omzuna koyarak şöyle demişti: “Ağabeyimi sevmem, ama ağabeyimi sevmeyeni hiç sevmem

 

xx        xx        xx

Geçen hafta kaleme aldığım “Yargı Vali Yardımcısını Haklı Buldu” başlıklı yazıma Ali Haydar Can adında okurumuz internetteki sitemizde şöyle yorum yapmış:

FETÖ’cüleri ve mücadele edenleri anlıyoruz. Yazılarınızdan bilgileniyoruz. Bunların temizlenmesini temenni ediyoruz. Bir de Muğla’da adeta unutulmuş bürokratlar, oturmaktan koltukları eskimiş 65’i bekleyen, memuriyet hayatında başka yer görmemiş memurlar bulunmakta. Bunların da Muğla’ya bir katkılarının olduğunu sanmıyoruz. Muğla bürokrasisi yeniden yapılandırılmalı. İktidar Muğla ile niye ilgilenmez anlamış değiliz.

Ali Haydar Can haksız mı?

Aslına bakarsanız iktidarın yereldeki temsilcilerinin hepsi Muğla ile ilgileniyor. Muğla’nın şanssızlığı ise hala küçük bir kesim Muğla’yı “siyasi alan” olarak değerlendirirken, büyük kesim “ticari alan” olarak değerlendiriyor!

 

xx        xx        xx

Yine geçen hafta kaleme aldığım yazılarımdan “BBP İl Başkanının İddiaları” başlıklı yazıma da Haydar Karataş adında okurumuz ile BBP İl Başkanı Harun Akın yorumda bulunmuş. Önce Karataş’ın yorumunu paylaşalım. Söze “BBP İl Başkanı Harun Akını tanımıyoruz. Ama yazılarınızdan mücadeleci ve çalışkan bir başkan olduğu belli. Muğla’nın ana muhalefeti. Muğla Büyükşehir başta olmak üzere Bodrum, Marmaris, Menteşe ve Milas gibi büyük ilçelerle beraber toplamda dokuz ilçe belediyesi bulunan CHP’den ses seda çıkmıyor. FETÖ onları hipnotize etmiş gibi.” diye başlayıp şöyle devam etmiş:

Artı birde CHP’nin Muğla’da üç milletvekili bulunmakta. Onlarında sesi pek çıkmıyor. Pazar ziyaretlerine ilişkin mesaj atmasalar ne yaptıklarına dair hiç haberimiz olmayacak. Bir de izleyicisi olmayan kanallara çıkıyorlar. O da sadece Ömer Süha Aldan. CHP’nin Muğla’da üç milletvekili, Büyükşehir ve dokuz ilçe belediye başkanıyla çok büyük bir gücü bulunmakta. Türkiye’de yüzde bir bile oyu olmayan BBP İl Başkanı Harun Akın kadar muhalefet güçleri olmayışı düşündürücü. Onların muhalefet anlayışı parti içi muhalefeti susturmak. Hüseyin Anıl ve diğerleriyle uğraşmak. Özcan bey sizin bile geçen günkü bir yazınızda disipline verirler diye çekinceniz vardı. Ki, hiç bir yere aday olmadığınızı bildikleri halde size bile disiplin sopası gösteriyorlar. Muğla’da FETÖ yapılanması sanki Büyükşehir Belediyesi ve şirketlerinde daha çok var gibi. Ak Parti Muğla’da kendi içerisinde iktidar mücadelesi verdiği için onların bu işlere ayıracak zamanları yok olmalı. Bazıları Türkiye’de iktidar olduklarının farkında bile değil olmalılar.

Karataş’ın yorumuna yorum yapmayacağım. Şu kadar söyleyeyim, aba altından gösterilenin etki alanı aba altı kadardır…

 

xx        xx        xx

BBP İl Başkanının İddiaları” başlıklı yazıma Büyük Birlik Partisi (BBP) İl Başkanı Harun Akın’ın yorumu da şöyle:

Sevgili Üstat; Öncelikle Konuyu köşenizde ele almanızdan dolayı duyduğum memnuniyeti iletmek isterim. Teşekkür ediyorum, iyi ki sizler gibi cesur kalemlerimiz var. Ancak yorumlarınızda dikkatimi çeken bir hususu aydınlatmak isterim. Malum yapıya mensup olduğu için memuriyetten ihraç edilen Tıp Dekanı Altuntaş’ın üniversitemize gelip gitmesini değil, onun burada görev yaparken Tıp Fakültesi Yönetim Kuruluna tarihçi birini atamasıyla ilgili soru sormuştum. Açıklamalarımın tamamı birilerinden duyumla elde edilmiş bilgiler değil, hepsi net bilgi ve haberler olup, internette vardır. İlk demecimde dile getirdiğim 10 kadar tıpçı hocaların Sayın Harmandar zamanında alınıp, alınmadığını sormuştum cevabını alamadım. Ayrıca belirttiğim gibi haber kaynağımın tamamı internette mevcuttur ve sizlerde ulaşabilirsiniz. Selam ve Saygılarla. Tekrar konuya köşenizde yer verdiğiniz için teşekkür ediyor, iyi çalışmalar diliyorum. İyi ki varsınız.

İyi ki sizde varsınız…

 

xx        xx        xx

Sondan başlayalım. Harun Akın yorumunda “İlk demecinde dile getirdiğini belirttiği 10 kadar tıpçı hocanın Sayın Harmandar zamanında alınıp, alınmadığını sorduğunu, ama cevabını alamadığını” söylüyor…

Kaç kadarsa üniversiteden ilişiği kesilen Tıpçıların tamamının Rektör Prof. Dr. Mansur Harmandar zamanında alındığını üniversite ile ilgilenen herkes bilir.

Elbette hepsi Rektör Harmandar döneminde alınmıştır. Çünkü Devlet HastanesiAraştırma Hastanesi”ne Rektör Harmandar ile dönüştü. Aynı şekilde Tıp Fakültesi’ne öğrenci alımı da Rektör Harmandar ile başladı… Ki Devlet Hastanesi protokolle Araştırma Hastanesi’ne dönüştürülmeseydi YÖK Tıp Fakültesi’ne öğrenci alımına izin vermiyordu.

O günlerde Hükümet’te ve ülkede “Cemaat hassasiyeti de yoktu”… İlişiği kesilen Tıpçılar üzerinden nereye varılabilir anlamak zor…

 

xx        xx        xx

BBP İl Başkanı Harun Akın seviyeli bir şekilde siyaset ve muhalefet yapan arkadaşımızdır.

BBP İl Başkanının İddiaları” başlıklı yazımda da belirttim, kendisini severim. Yorumunda “Hayır” diyor, ama ben yanlış bilgilendirildiğine inanıyorum…

Ben dahi yanıltılmışım!

BBP İl Başkanının İddiaları” başlıklı yazımı kaleme alırken internette Tıp Fakültesi sitesine girip, Fakülte Yönetimi’nde kimler var diye baktım.

Prof. Dr. Bayram Akça yoktu… Fakülteden bir tanıdığıma sordum. “Tıp Yönetiminde tarihçi mi olur” dedi. Kötü niyet olmasa da yanıltılmışım…

 

xx        xx        xx

Devlet Hastanesi’nin Araştırma Hastanesi olarak kullanılabilmesi için Valilik ile Rektörlük arasında bir protokol yapılmış; Vali ve Rektör ile birlikte Prof. Dr. Akça hastane yönetiminde yer almışlardı. Bundan emindim. O yazımda “Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bayram Akça tarihçi olduğu için Tıp Fakültesi yönetiminde yer alamaz… Alamayacağını kim olsa bilir.” ifadesini kullandım.

Sevgili Harun Akın, Tıp Yönetiminde tarihçi de yer alabilirmiş…

Yazımın çıktığı gün Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bayram Akça aradı ve “Bir öğretim üyesi 40/a görevlendirmesiyle derse girdiği fakültenin yönetiminde yer alabilir. Fakülte Yönetim Kurulu 7 kişiden oluşur. 3 profesör, 2 doçent, 1 yardımcı doçent ve dekan ile Fakülte Yönetim Kurulu oluşturulur. Bende 14 ay görev yaptım. O dönemde Tıp Fakültesinde doçent olmadığı için ben ve Sağlık Bilimlerinden 1 doçent seçilerek yönetim oluşturulmuştu. Tıp’tan birisi yarddoç olunca istifa ettim.” diye bilgi verdi. Hep birlikte bilgilendik…

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.