“Primum Non Nocere. Yani ‘Önce Zarar Verme”

Bu haber 09 Ocak 2019 - 0:21 'de eklendi ve 3.135 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Geçtiğimiz günlerde Muğla-Denizli karayolunda meydana gelen ve 14 yaşındaki Eylül Tansu Suda‘nın yaşamını yitirmesi ile sonuçlanan trafik kazası ile ilgili arkadaşlarımız tarafından yapılan haberlerin hepsinde elim kazaya neden olan 48 RZ 9124 plakalı aracın sürücüsü M.Ö.‘nün gözaltına alındığını yazdılar.

Sonra ne oldu?

Sonrasını bilen yok… Çünkü ne acıdır bizim meslekte “fikri takip” ortadan kalktı.

Ben önceki günkü (7 Ocak) “Santral Kazası, Trafik Kazası, Asansör Kazası Filan…” başlıklı yazımda, çıkan haberlere dayanarak o kazadan söz ederken “.. Bu sırada Denizli yönünden gelen M.Ö. yönetimindeki 48 RZ 9124 plakalı otomobil, araca binmek üzere olan talihsiz Eylül’e çarptı. Suda oracıkta yaşamını yitirdi. Sürücü elbette gözaltına alındı. Muhtemelen tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi. İstediğiniz kadar hapis cezası alsa ne olacak? Bu Eylül Tansu Suda‘yı geri getirir mi?” diye yazmıştım.

xx           xx           xx

Meslekte fikri takip kalmamış olsa da, okur takip ediyor. “O sürücüye ne oldu?” diye soranlar oldu. Soruşturduk, talihsiz Eylül Tansu Suda‘yı yaşamdan koparan trafik kazasının sorumlusu otomobil sürücüsü M.Ö. kazanın olduğu gün tutuklanarak cezaevine gönderilmiş!

Trafik kazasını soruştururken öğrendik ki, geçtiğimiz yıl Yatağan Termik Santralı‘nda yaşanan “kömür bandı çökmesi” ile ilgili Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca yürütülen soruşturma da tamamlanmış.

İki genç işçinin ölümü, 12 işçinin yaralanmasıyla sonuçlanan üzücü “bant çökmesi” kazasıyla ilgili iddianeme de hazırlanmış.

Yani nasıl sonuçlanır bilemeyiz, ama süreç devam ediyor…

xx           xx           xx

Buarada bir sosyal medya kullanıcısı da sayfasından “Santral Kazası, Trafik Kazası, Asansör Kazası Filan…” başlıklı yazımla ilgili iki noktada eleştiride bulunmuş. “Doğru Bilgi Çok Önemlidir” başlığı ile şu ifadeleri kullanmış:

Kamusal alanda yazıp çizmek dikkat ve özen ister. Araştırma ister. Bilgi kulis bile olsa dayanak ister.

Özcan Özgür üstadım o genç yavrumuza çarparak hayatını ondan alan zanlı şöför tutukladı. Tutuklanırken takip ettim. Şimdi hapiste ve serbest bırakılmış değil. Diğer yandan hastane asansörle kimseye zimmetli felan değil. Bir memuru ad yazarak zan altında bırakmak hiç hoş değil. Üstelik etik te değil. Zaten nemuriyette asansör zimmet edilemez edilirsede kurumun başamirine devir teslim edilir.

Oysa yazımda “asansörlerin hala hastane yönetimine devredilmediği” de belirtiliyordu.. Medya kullanıcısı onu nasıl görmemiş bilemememle birlikte, herkes gibi neden yazımın altında yorumunu, eleştirisini yapmamış onu da anlamadım!

Sayfasından mal bulmuş mağribi gibi eleştiride bulunan bu sosyal medya kullanıcısını tanırım. O da beni tanır. Yanlışım, eksiğim olduğunda telefonla uyarabilecek durumda… Nedense hesabından sallamayı yeğlemiş. Bunu yaparken de dikkat ve özen ister…

Bu eski arkadaş, “İroni” sözcüğünü çok kullanır. O sözcük benim dilime de dolandı… Ben bir asansörün birilerine zimmetlenemeyeceğini bilemeyecek kadar salak mıyım? Orada ironiyi anlayamamış hayret… (!)

Ki ben yazımda asansör kazaları ile ilgili kimseyi adı, soyadı ve ünvanıyla ne eleştirdim, ne suçladım, ne zan altında bıraktım. Herkes işini “işi ise” doğru yapsın…

xx           xx           xx

Öteyandan önceki gece saat 22.00 gibi ben bu yazımı yazarken, tesadüfe bakın gazeteci arkadaşım Hasan Telli‘de sosyal medya hesabından “Son Dakika” spotu ile “MSKÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bu kez de Acil Asansörü 1 kat düştü. İçinde bulunan sağlık personeli panik yaşadı.” diye paylaşımda bulunmaz mı? Paylaşım önemli, ama altına gelen yorumlar ilginçti.

Hasan ile ortak arkadaşımız Efendi CanAsansörcüyü yakalayıp, Hastanelik etmeden bu iş çözülmez..” diye yazmış. “Santral Kazası, Trafik Kazası, Asansör Kazası Filan…” başlıklı yazıma takılan ‘arkadaş‘ bu ifadeyi görmesin… İroni filan dinlemez… Neyse, ben de dayanamayıp “Hasan haber yapmak için sen mi yapıyon?” diye takıldım. O ‘arkadaşa‘ benim bu ifadem de “malzeme” olur mu bilmiyorum!

Adı bende kalsın, bir başka sosyal medya kullanıcısı da Hasan Telli‘nin paylaşımının altına “Daha önce aynı sorun yüzünden dizi sakatlananan bir çalışan da var. Kadıncağız ameliyat olmak zorunda kaldı. Ama asansör nedeniyle oldu diye tutanak tutturmadığı için ispat şansı kalmadı. Daha kaç kişi yaralanacak, kaç kişi kapalı kalacak ki harekete geçilecek?” ifadesinde bulunmuş.

Bir sıkıntı var…

xx           xx           xx

Ben haberci değilim, ama bugün niyetim size haberler vermekti. Kaçmıyorlar, sonra veririz…

Bugün artık MSKÜ Eğitim Araştırma Hastanesi‘nden devam edelim. Yazıma sosyal medya hesabından takılan o ‘arkadaş‘, önceki gece bir de “200 Milyonluk Tarihi Yatırımın Sahibi Millettir” başlığı ile “Muğladaki 200 milyonluk en büyük sağlık yatırımına ‘asansör üzerinden’ yapılan izansız tezvirata dur diyecek bir siyasetçi ve idareci yok mu? .. Biz bu filmleri biliyoruz? .. Sustuk diye alanı boş buldunuz? Haydi bakalım ‘efendiler’ buyrun!” demiş.

Tezviratın izanlısı nasıl oluyor, bilmiyoruz ama o hastane için “izansız tezvirat” yapanı ne gördük ne duyduk. Kim demiş, neden demiş, bilmiyoruz. Merak ta etmiyoruz. ‘arkadaş‘ o konuda bir şey yazar, biz de paylaşmaya değer görürsek paylaşırız.

200 Milyonluk bu muazzam işe emeği geçenlere başta dönemin Milletvekilleri Hasan Özyer ve Nihat Öztürk olmak üzere minnettarız… Hepsinden Allah razı olsun…

Ancak bu paylaşımın altına, asansör kazasında bacağı kırılan Kardiyolog Doç. Dr. Murat Biteker‘in yaptığı açıklamalar çok önemli. Onları paylaşalım…

xx           xx           xx

Asansör ihmali kurbanı Kardiyolog Doç. Dr. Murat Biteke‘nin o açıklamalarından “Bizim tıpta temel ilkemiz nedir biliyor musunuz: Primum non nocere. Yani ‘önce zarar verme’. Maalesef şifa bulmak için gelen hastalara zarar verebilecek bir duruma geldi asansörlerimiz.” ifadesi çok çarpcı…

Açıklamalarında “Ancak sadece gariban bir işçiye fatura kesilerek bu iş çözümlenmeye çalışılırsa yakında daha acı olaylar yaşanır.” ifadesine de yer veren Bitekearkadaşa‘ hitaben özetle şunları söylemiş:

Değerli ….. (……), Ben hastenemizde 4 yıldan fazla bir zamandır hizmet vermekteyim. Hastanemiz, kuşkusuz ki Muğlamızın en büyük kazanımlarındandır. Ancak eksiklerimiz varsa bunların üzerini kapatmamız değil, aksine üzerine gitmemiz gerekmektedir. Bu görev de başta medya mensuplarına düşmektedir. Hastanemiz yeni binasına taşındığı günden bu yana asansör problemleri vardır. Hastane personeli (hemşire, doktor, hasta bakıcı, vs vs) içerisinde asansörde kalmayan neredeyse hiç kimse kalmamıştır. … Örneğin, kıdemli bir hemşiremiz geçen hafta tek başına asansörde 1 kat aşağı düşmüş ve 45 dakika içerde kapalı kalmıştır. Yaşadığı travma etkisi ile iki antidepresan ilaç kullanmaktadır. 1 ay önce asansörde kalan 3 kişiden biri; … Asansör 4. kattan 3 kata düşüyor. Panik nedeni ile 2o yaşındaki hasta düşüp bayılıyor. Bunun gibi 100 den fazla örneğin canlı şehitlerini mahkemede sunacağız zaten.

xx           xx           xx

Geçen Perşembe yaşanan olayda biri hamile bir kadın, biri tekerlekli sandalyede hasta olmak üzere toplam 7 kişi asansörde olduklarını, 1 katta kalan asansörün büyük gürültü ve hızla 2 kat aşağı düştüğünü ve bu sırada sol bacak kaval kemiğinin kırıldığını belirten Biteke, açıklamalarında ayrıca “Yaşadığım acı ve eklem içine kanama nesnel ile neredeyse bayılacaktım. Apar topar ameliyat oldum sol bacağında bir platin ve 5 tane çivi var. Bugün gebe vatandaşımız, hasta yatağımda beni ziyarete geldi sağolsun. Tam o esnada İstanbul’dan gelen asansor yetkilileri de geldi. Asansör yetkililerine bakarsak neredeyse asansörde mahsur kalan 7 kişi olarak biz suçlu çıkacağız” ifadesinde bulunmuş!

Biz ise suçlu aramıyoruz… O idari olarak İl Sağlık Müdürlüğü‘nün, hukuki olarak yargının işi… Biz sayın Biteke‘nin altını çizdiği “Primum non nocere. Yani ‘önce zarar verme”nin peşindeyiz…

Araştırdık. Hastanede 21 asansör hizmet veriyor… Hastane de her gün personel dahil yaklaşık 15 bin kişi hareket halinde.. Her gün yaklaşık 5 bin kişi polikliniklere geliyor. Ve hastanede bu insan hareketinin üst katlar için kullandığı merdivenler yok… Sadece birinci katta merdiven var, onu da darlığından kimse kullanmıyor. Dolayısıyla herkes asansörlere yükleniyor… Arızalar kaçınılmaz. Buna bağlı kazalar da öyle… Allah ölümlü kaza vermesin…

Sadece asansörler değil, hala hastane de TOKİ’den teslim alınmış değil! Umarız bir an önce “teslim alınabilir” hale getirilir…

—————————————-                                                                                              —————————————-

GÜNÜN SÖZÜ: “Benim içinde dua et” diyorsun. Etmesine ederim de, “Kendisi nerede?” diye sorarsa; Ne diyeyim? Şems-i Tebrizi

ÇİVİ

Keramettin Yılmaz’ın AK Parti’ye geçmesiyle arkadaşım, “Suyu çıktı be kardeşim, ne bu ya!!! CHP’li AKP den, AKP li CHP den, MHP li Bilmem nereden!!!” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

————————————————————————————————————————————–

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.