Politika Sizinle İlgileniyor!

Bu haber 29 Ekim 2015 - 23:46 'de eklendi ve 1.129 kez görüntülendi.

Bugün 30 Ekim 2015 Cuma. Seçime 2 gün kaldı.

Dün Cumhuriyet’in 92. Kuruluş Yıldönümü’nü coşkuyla kutladık.

Meslektaşlarımdan öğrendiğime göre Atatürk Stadyumu’nda dün coşkulu bir kalabalık varmış. Bakalım bu coşkulu kalabalık 2 gün sonra sandık başlarında da olacak mı?

Olacaktır diye umuyorum…

Cumhuriyet’e ne kadar sahip çıkıyorsak demokrasiye de o kadar sahip çıkmalıyız.

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün aklımda kalan anlamlı sözlerindendir:

“Politika ile ilgilenin. Siz ilgilenmeseniz de o sizinle ilgileniyor.”

 

xx        xx        xx

Önceki gün kaleme aldığım “Muğla’da Oligarşi Mi Varmış?” başlıklı yazım üzerine Muğla Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Daire Başkanı Alper Kolukısa aradı. Kendisi objektif bulduğu yazıma teşekkürde bulunurken, bir de düzeltme yaptı.

Söz konusu yazımda “Muğla Büyükşehir Belediyesi ile TEMSA Firması arasında anlaşma mı var?” diye soran irfan sahibi bir kaleme yanıt verirken “Bir kere firma TEMSA değil, KARSAN Otomotiv” diye düzeltme yapmaya kalkışmıştım, ben de yanlış yapmışım.

Ulaştırma Daire Başkanı Kolukısa, toplu taşıma kooperatifleri minibüslerinin engelliler tarafından da kullanılabilmesi için başlattıkları dönüşümle ilgili olarak “Bizim kooperatif başkanlarına hangi aracı alacakları konusunda talimatımız olmaz. Biz bütün firmaları arayıp rekabet ortamını yaratıyoruz. İlgilenenler araçlarını garajımıza getirip kooperatiflere tanıtıyor. Kooperatiflerde kendilerince en uygun olan aracı alıyorlar.” ifadesinde bulundu.

Bende geri dönme inceliği gösterdiği için Sayın Kolukısa’ya teşekkür ederim.

 

xx        xx        xx

Keşke AK Parti’nin 2. Sıra Adayı Nihat Öztürk’te arayıp bir yanıt verseydi de sizlerle paylaşsaydık.

Kolay değil tabi… Zaman dar. Seçime şurada 2 gün kalmış. Arayıp ta gazetecilerin hangi birine yanıt vereceksin ki…

Doğrusu milletvekili adaylarının işi çok zor… Seçmenin işi kolay mı? Seçmenin işi bizim ülkemizde kolay. Nasıl olsa büyük bölümü bırakın milletvekili adaylarını, milletvekillerini bile tanımıyor.

Hasan Kökten’i tanıyan var mı?

Sakın, “Adam şunun şurasında 4 aylık vekil. Nasıl tanınacak?” demeyin. Adama sorarlar; “Tanınmayan adam nasıl seçilmiş?”

Sonuç olarak seçmenin büyük bölümü Pazar günü sandığa gidip “partisine” oy verecek!

 

xx        xx        xx

Bir zamanlar dönemin AK Partili Turizm Bakanı Erkan Mumcu Marmaris’te bir toplantıda şöyle demişti:

“Bu ülkede sadece askerlik mecburi… Turizm yapmak mecburi değil. Herkes turizm yapmak zorunda değil.”

Gerçekten de herkes turizm yapmak zorunda değil. Başka ülkelerde durum nedir bilmiyorum, bizim ülkemizde turizm parası olan, olmayan herkes tarafından yapılıyor. Yapılıp da ne oluyor?

Bu konuda hal-i pür melalimiz ortada…(!)

Peki, milletvekili olma zorunluluğu var mı?

Böyle bir zorunluluk yok. Tıpkı turizm yapmak gibi, milletvekili olmak içinde zorunluluk yok. Ne var ki bunun için kıyametler kopuyor. Adaylık sürecinde borçlananlar bile oluyor.

Sanki yatırım yapıyor!

 

xx        xx        xx

Gazetemizin Yönetim Kurulu Başkanı Sevgili Hayati Nizamoğlu 22.10.2015 tarihli yazısına “Vekillik Şart Mı?” başlığı atmıştı. Orada şöyle demişti:

“Kuvvetler ayrılığı üzerine sistem kurmuşuz. Yasama, yürütme ve yargı birbirinden bağımsız olmalı. Ancak yürütme organını yasama organının çoğunluğu çıkarıyor. Yürütmeyi aynı çoğunluk denetliyor. Bu garip sistemde biz aslında yasama organına vekil değil, muhtemel yürütme organına vekil yolluyoruz. Onun içinde gelen genel seçimler kıran kırana geçiyor.”

Görüştür. Kısmen katılıyorum. Katılmadığım ise, bunca kıyametin yürütme kurulunda yer alabilmek için olduğu… Elbette bakanlar kurulunun parlamento dışından oluşmasında da yarar var. Bakan olabilmek için iktidar partisi içinde elbette kıyamet kopuyordur. Ama milletvekili seçimlerinin kavgasını bakan olma isteğine bağlayamıyorum.

Sevgili Nizamoğlu yazsında “Ancak öyle isimler, öyle işler yapıyorlar ki onlara iltifat etmemiz, marifetlerini takdir etmemiz gerekiyor.” ifadesinde de bulunuyordu.

İki de örnek vermiş. Birisi, bor madenlerinin özelleştirilmesini engelleyen Şükrü Sina Güler. Diğeri, sözde Ermeni Soykırımı iddiası ile ilgili ülkemiz adına önemli kazanım elde eden Doğu Perinçek…

 

xx        xx        xx

Sevgili Nizamoğlu haksız değil. Muğla’mıza, ülkemize hizmet etmek için milletvekili olmak gerekmiyor. Milletvekili olup ta seçildiği memlekete kalıcı tek bir hizmeti olmayanları gördüğümüz gibi, milletvekilliğinden sonra daha yaşarken unutulup anılmayanları da biliyoruz…

Milletvekili olmadığı halde hizmeti geçenleri de gördük…

Örnek vermek gerekirse Muğla Ticaret Borsası’nın Kurucu Başkanı Hayati Nizamoğlu’dur. Borsa var olduğu sürece anılacaktır… Muğla’ya ayrıca gazete sahibi olarak ta hizmet veriyor. Bugün bir Tıp Fakültesi’ne sahip olabildiysek, bu biraz da Hamle Gazetesi’nin ısrarlı yayınları sayesinde oldu.

 

xx        xx        xx

Bu konuda ülkeleri çok incelemedim ama Küba’da milletvekilleri asıl mesleklerini yapmaya devam ediyorlarmış. Avukatsa avukat, gazeteciyse gazeteci, bürokratsa bürokrat…

Milletvekili seçildikten sonra gidip Havana’ya yerleşmiyorlarmış. Seçildikleri memlekette işlerine güçlerine bakıyor, yasama görevi ile ilgili parlamentoya çağırıldıkları zaman gidiyor, görevlerini yerine getirip tekrar memleketlerine işlerinin başına dönüyorlarmış.

Hal böyle olunca “Hiçbir karşılığı yok. Neden milletvekilliği yapıyorsunuz?” sorusuna da “Milletvekili olmak şereftir.” yanıtı veriyorlarlarmış.

Şimdi söyleyin bakalım, sistem bizde de böyle olsa şu anda aday olanların kaçı veya hangisi yine aday olurdu?

En azından haddini bilenlerin aday olacağı gibi, aday adayı rekorları da kırılmazdı.

Küba’da milletvekili adayı olup ta seçilemeyen memuru, müsteşar, genel müdür de yapmadıkları gibi; eğer müteahhit ise ona iş yaratma derdine de düşmüyorlar!

 

xx        xx        xx

Seçime 2 gün kaldı. Sakın bu satırları moralleri bozmak için yazdığım sanılmasın. Bunlar zaten, bir biçimde hepinizin bildikleri. O zaman bunları neden yazıyorum?

Yukarıda da vurguladığım gibi siz siyasetle ilgilenmeseniz de siyaset yaşamınızın her noktasında sizinle ilgileniyor. O nedenle Pazar günü bu olumsuzlukların giderilmesi, “onurlu bir demokrasi” için inadına sandığa gidip oyunuzu kullanmalısınız.

Demokrasilerin eksikleri, aksayan yanları vardır ama içinde umutsuzluk barındırmaz. Umut her zaman var.

Bir de şöyle bir söz vardır; insanlar layık oldukları gibi yönetilir. Siz buna ‘layık oldukları gibi temsil edilir’ i de ekleyin.

Gidin hiç değilse kendinize layık gördüğünüze oyunuzu verin…

 

xx        xx        xx

Sevgili Hayati Nizamoğlu önceki günkü “Beyaz Altın” başlıklı yazısını şöyle noktalamış:

“Değerli mesai arkadaşım Özcan Özgür geçen ay elim bir kaza geçirdi. Bir aydır hastanede. Durumu giderek iyileşiyor. Mizah köşesini maalesef bu şartlarda yazamıyor. Kendisini özlediğimizi belirtmek istiyorum. Dilerim bir an önce iyileşir, aramıza döner.”

Bende özledim. İyileşiyorum. Kısa zamanda “Olaylar ve İnsanlar” köşemde de birlikte olacağız.

 

Özcan Özgürozcanozgur@hamlegazetesi.com.tr
Özgürce

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.