Peygamber Ocağına İhanet Edildi!

Bu haber 18 Temmuz 2016 - 0:26 'de eklendi ve 1.476 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Bugün yazımın başlığı “Öztürk’ten Ahret Soruları” şeklindeydi.

AK Parti Milletvekili Nihat Öztürk’ün Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik sorularını paylaşacaktım. Yarın paylaşırız.

Bu yazıma gelince, önceki gün yayınlanabilirdi, ama yerel basında bu zor. Pazar günleri de çıkmıyoruz. Hafta sonu Cuma’yı Cumartesi gününe bağlayan gece yaşanan ve hala gördüklerimin etkisinden çıkamadığım beklenmedik kalkışmayı ele almak bugüne kaldı…

O gece yaşanan tiyatro değildi. O gece yaşanan bir darbe de değildi… Neydi o?…

 

xx           xx           xx

O karanlık geceyi uykusuz geçirdik. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birkaç gündür Muğla’daydı. Ekranlara yansıyanlar Muğla’da yaşanmıyordu, ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Marmaris Turban’da olması tedirgin ediciydi. “Ne olur, ne olmaz” diyen arkadaşlarımız o gece Marmaris’e hareket ettiler.

Bizimkiler Marmaris’e hareket ettiklerinde Cumhurbaşkanı Erdoğanmilleti meydanlara çıkmaya çağırıp”, basına da açıklama yaptıktan sonra hava yoluyla Muğla’dan İstanbul’a gitmişti.

Marmaris’e giden arkadaşlarımız gibi ihanet şebekesi kalkışmacıların da bundan haberi olmamış olmalı… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ardından Turban Oteli’ne saldırıldı. Çiğli‘den kalktığı belirtilen helikopterle havadan ve diğer birliklerce karadan ateş açılıp, el bombası da kullanılan saldırıda, çatışmaya giren polislerimizden 2’si şehit oldu, 8’i ise yaralandı. Saldırganlar daha sonra buradan çekilip, izlerini kaybettirdi.

Haklarında yakalama emri verilmiş olan 25 kişiden Pilot Albay Murat Dağlı, Pilot Albay Zeki Göçmen, Albay Ali Aktürk, Yarbay Davut Uçun, Yüzbaşı Mehmet Cantaş, Kıdemli Başçavuş Aydın Özsıcak, Üstçavuş Murat Gösterit, Üstçavuş Ahmet Kocan İzmir’de düzenlenen operasyonda kısa sürede gözaltına alındı.

 

xx           xx           xx

Bizim arkadaşlar gibi Marmaris’e boşuna gidenlerden biri de muhtemelen AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi Hamza Akercan oldu. O gece saat 01.00 sıralarında Akercan sosyal medyada “Demokrasi kazanacak. Halkın iradesine kasteden alçak darbeciler kaybedecek. Hepimiz Marmaris’te toplanıyoruz.” mesajını paylaşıyordu…

Akercan Marmaris konusunda geç kalmıştı, ama Muğla’dan kalkışmaya tepki veren ilk siyasi olmuştu… Televizyonlar aracılığıyla halkı direnmeye çağıran ilk isim ise AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci oldu.

Daha yaşanan darbe girişiminin ne olup olmadığı anlaşılmadan; daha Başbakan Binali Yıldırım ilk açıklamasını yapmadan, İstanbul İl Başkanı Temurci de o çağrıda bulunmadan sosyal medya aracılığı ile darbeye karşı, demokrasiye sahip çıkma çağrısını yapan ilk parlamenter de bence AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ oldu.

Ne olduğu ve ne olacağı belirsiz bir harekete hemen tepki vermeyenleri eleştirme niyetinde değilim, ama herkesin ezanlar okunup, selalar verilmeye başladıktan sonra coştuğu da bir gerçek… Doğru söze ne denir; Öküz ölünce bıçak çeken çok olur…

 

xx           xx           xx

İhanet şebekesi kalkışmacıların “ki onlara asker değil, bir terör örgütünün asker içindeki uzantıları demek daha doğru olacaktır” girişiminde çok şehit verildi. Tabi ateş düştüğü yeri yakıyor, ama o karanlık gecede ateş bütün Türkiye’ye düştü.

AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ da Ankara’da yeğeni Volkan Canöz’ü yitirdi. 27 yaşındaki Canöz, asker içindeki teröristlerin TBMM‘ye saldırı düzenlediğini duymasının ardından dayısı Özdağ’ı merakla ve destek için Meclis önüne gitmiş. Canöz, TBMM civarında çıkan çatışmalar sonucu da kurşunlanarak şehit edilmiş…

Başbakan Yıldırım’ın önceki gün yaptığı genel değerlendirmeden öğrendiğimize göre, kalkışma sırasında bin 440 kişi yaralanırken, asker, polis, sivil 161 şehit verdik.

Volkan Canöz’e ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet yaralılarımıza şifa diliyorum. Sevgili hocam Selçuk Özdağ’a ve acılı milletimize Allah sabır versin…

 

xx           xx           xx

O kara gecenin ertesi günü Yönetim Kurulu Başkanımız Hayati Nizamoğlu’nun watzap mesajı ile uyandım. Kendisi eşi Adile hanımla birlikte yurtdışında tatilde… Ben onlardan değilim ya, mesajında “Sizi bırakmaya gelmiyor. Bensiz beceremiyorsunuz. Bu devirde ihtilal mi olur?” diye dalgasını geçiyor… Ben de madem şakalaşıyoruz deyip “Senin haberin vardı sanırım. Ne olur ne olmaz diye tatile çıktın” diye karşılık verdim.

Tabi ikimizin de ortak görüşü “21. yüzyılda darbe mi olur.. Büyük felaketten dönüldü.” şeklindeydi.

O gece Peygamber Ocağına da ihanet edildi!

Çocuğunuzdan daha değerli ne var? Yok tabi… İşte o çocuk bir tek bizim ülkemizde “asker ocağına” rahatlıkla teslim edilir, emanet edilir. Çünkü orası sadece “asker ocağı” değil “Peygamber Ocağıdır” da…

Ne acıdır ki Allah’ını, kitabını bizlerden iyi bilen insanların oluşturduğu söylenen bir cemaatin mensupları helikopterle halka ateş açmaktan çekinmedikleri gibi emirlerindeki “Mehmetçikleri” de halkın üzerine sürmekte, onlara “ateş aç” emri vermekte, emirleri dinlenmeyince dinlemeyenlere kurşun sıkmakta beis görmeyenler Peygamber Ocağı’na böylelikle iki kere ihanet etmiş oldular…

 

xx           xx           xx

Başbakan Yıldırım değerlendirmesi sırasında çeşitli rütbelerde 2 bin 839 kişinin yakalandığını söyledi. Bunun üzerine bir gazetecinin “rütbe dağılımlarını” sorması üzerine Başbakan Yıldırım’ın yanıtı şöyle olmuştu: “Hainin rütbesi mi olur?

Elbette olmaz. Başarsalardı, kim bilir belki de Humeyni’nin İran’a geldiği gibi bugün yarın Fetullah Gülen de ülkemize gelebilirdi… (!)

Ordumuz “emir komuta zincirini” onların hizmetine vermeyerek, Polisimiz ölçülü bir direnme sergileyerek, halkımız elinde Türk bayrağı kendini paletlerin önüne atarak, CHP, MHP yöneticileri darbe karşıtı mesajlar vererek felaket önlendi… Parlamentoyu bombalayanlara karşı demokrasi savunuldu…

Keşke bütün bunlar olurken elindeki silahı bırakıp teslim olmuş Peygamber Ocağı mensubu “erleri” linç etmeye, kemerlerimizle dövmeye kalkmasaydık… Sosyal medyada en çok paylaşılan “kafası kesilmiş Mehmetçik” görüntüsünü vermeseydik…

IŞİD özentisi içinde bir Mehmetçiğimizin kafası “Kubilay’ın kafası kesilir gibi” kesildi ise o IŞİD özentisi içinde olanlar cezalandırılmalıdır…

Kesik kafa görüntüsü ile bir başka Mehmetçiğimizin linç edilmesinin bir polisimiz tarafından engellenmesi görüntüsü gözümün önünden gitmiyor.

Gözlerimden yaş gelmesine neden olan o polisimize “insanlık” mı olur, “vicdan” mı olur ne olursa bir “Devlet Nişanı” verilmeli…

 

xx           xx           xx

Hala darbelerden medet umanlar olsa da bir daha darbe girişimi olacağını sanmıyorum. Bu kalkışmayı da beklemiyordum. Ama bu bir hastalık… Ha darbe, ha terör… Her ikisinin de ilacı aynı; Demokrasi… Daha çok demokrasi kültürü…

Bir askeri kalkışmayı 4 saatte engelleyen bir ülke terörü de engeller. Yeter ki birbirimizi ötekileştirmeyelim, ayrımcılık yapmayalım, sevelim sevilelim, tankın üzerinde taşlanan askeri sarılarak koruyan polisin sarıldığı gibi sarılalım birbirimize…

Başbakan Yıldırım yaptığı değerlendirmede isabetli bir tespitte “Demokrasi bayramımız 15 Temmuz ülkemize ve milletimize hayırlı olsun diyoruz” dedi… Güzel dedi. Yeter ki her koşulda demokrasiyi, millet iradesini, hukukun üstünlüğünü, tankların üstüne çıkan halkımızın kullandığı gibi direnme hakkının kullanılmasını ve laikliği hep birlikte savunmaya devam edelim… Bir de “basın özgürlüğünü” unutmayalım… O gece askeri kalkışmaya medya da direndi…

İki gündür en çok paylaşılan mesajlardan biri ise “Meclisi bombalayacak kadar gözü dönmüş darbecilerle, asker kafası kesecek kadar barbar olanlar aynı cehennemin odunudur.” şeklinde oldu.

İnşallah bu mesaj hepimizin ortak anlayışı ve bu kalkışma ülkemizin demokratik geleceği için milat olur… İnşallah 15 Mayıs Demokrasi Bayramı’nı seneye hep birlikte kutlarız. Hepimize geçmiş olsun…

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
huseyin canel 18 Temmuz 2016 / 01:24

saygıdeğer üstadım yaşımız itibarıyla 27 mayıs dahil tüm darbeleri yaşamış insanlarız.. siz dahil 12 eylül darbesinde mağduriyet yaşamış insanlarız.
Darbelerin ne olduğunu bilenler haklı olarak darbelerin sonucundan korkar endişe duyar..
Bende o kabus dolu geceyi kaldığım otel odasında uykusuz ve endişe içinde geçirdim…
Hükümete bağlı bir generalin darbe girişimini haber vermesi ile kaldığı otelden ayrılan cumhurbaşkanımızın süikasttan kıl payı kurtulması belkide yaşanacak çok daha kanlı vahim olayları önledi .. İki polisimizin cumhur başkanımızn kaldığı otelde darbeci askerlerce şehit edilmesi ne kadar büyük bir badire atlattığımızında bir göstergesidir.
Darbe haberini alır almaz evde eşi çocukları ile helalleşip soluğu Marmarıs’te cumhur başkanın kaldığı otelde alan inançlı dava adamları ve Cesur yürekli insanlar başta miletvekilimiz Nihat Öztürk, eski ilçe başkanımız Mustafa çelebi, İl başkanı kadem mete Nerede direniyoruz ? diyen saygıdeğer Namık Açıkgöz hocamızın Hamza Akercan gibi yürekli insanlarımız sayesinde bu kanlı darbe girişim olarak kaldı.
Şayet darbe başarılı olsaydı sonuçlarını düşünmek bile korkunç…Saygıdeğer üstadım o gece marmarise gidenler bence hiçte boşuna gitmediler. Yazılan tarihi destanda isimlerini altın harflerle yazdırdırdılar.. onlara yürekten selam olsun. Keşke aynı cesareti kararlılığı 27 mayıslarda 12 martlarda 12 eylüllerde gösterebilseydik. Temennimiz darbelerin bir daha hiç olmaması..
Demokrasi şehitlerimizin ruhları şad olsun.