Pendik Gene Rektörlük Seçimi

Bu haber 13 Mayıs 2014 - 0:30 'de eklendi ve 1.981 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Bıktırıcı bir rektörlük seçimi dönemi daha yaşıyoruz. Zaten 4 senede bir yaşardık bu sıkıntıyı; şimdi erken seçim yapıyoruz. Aslında seçim Ekim Ayında yapılacaktı ama rektörün büyükşehir belediye başkanlığına aday gösterilmesi (“olması” demiyorum; “gösterilmesi” diyorum. Çünkü Harmandar aday olmadı, gösterildi.) rektörlük seçimini erkene aldırdı.

İyi de, rektör geçen ay ayrılmadıki görevinden; 1 Aralık günü ayrıldı. Takip eden ayda rektörlük seçimi yapılamaz mıydı da taa Mayıs beklendi?…  Üniversitede 15 Mayıs’ta seçim kararı 17 Nisan günü alındı YÖK Genel Kurulunda. Demek ki karar alındıktan sonra 1 ay içinde seçim olabiliyormuş. Öyleyse bu karar Aralık 2013’te niye alınmadı? Bunda bir hesap ve söz verme mi var acaba?

Biz söz verme varmış ki, seçim 15 Mayıs’ta yapılıyor. Şayet bu söz verme Harmandar’a, seçimi kaybetmesi hâlinde rektörlüğe dönebileceği konusunda verilen sözün bir parçası ise, bu tavır her açıdan akademik ve politik etiğe uymaz. Politik etiğe uymaz; çünkü hiç bir parti, hesabını seçim kaybetmeye göre yapmaz. Şayet Ak Parti Muğla seçimini bu stratejiye göre yaptıysa, baştan kaybetmiş demektir. Zaten sonuçta da kaybettiği görüldü. Öyle stratejinin sonucu da böyle olur tabii.

Meselenin bir de üniversite boyutu var. Şayet Harmandar’a başta bazı sözler verildiyse (Rektör atatma sözü verilmediğini biliyoruz), bu tavır da akademyaya karşı büyük bir saygısızlıktır. Akademya, iradesini iktidar da olsa, kimseye göre belirlemez. Hele politikleşmiş bir yöneticiyi, kendi görüşünde bile olsa istemez. İktidar böyle bir hesap yaptıysa, yanılmıştır. Bir aday’ı “Tek  oy alsa bile atanacak” durumda lanse eden yerel güçlere karşı, akademya çok rahat bir şekilde “Hadi ordan!…” der.

Türkiye’de demokrasinin çarpık-çurpuk olmasının sebebi hep böyle şeyler işte. Kimse oy verecek kitlenin ne düşündüğünü merak etmiyor… Varsa yoksa güç kullanma… Ama askerî güç ama iktidar gücü…

Rektör adayları için gücü üniversiteler dışında aramak, çaresizliğin işaretidir. Merkezî iktidarın genel dizaynı içinde üretken olmak son derece tabiidir ama iktidarı, iktidardan habersiz oportünistçe kullanmak ve yerel güçlerin tahakkümüne girecek şekilde strateji takip etmek, üniversiteye ve akademyaya “Siz önemli değilsiniz; yerel siyasetçiler ve güçler önemli” demeye gelir ki, bu da demokrasi açısından çok sakıncalı bir şeydir. Bunu gören akademya, gereğini yapar.

Yaklaşık 3 haftadan beri süren seçim çalışmaları esnasında, sadece üniversiteye güvenen; özgül ağırlığı olup hayata dokunan bir üniversite sevdası olduğunu en iyi gösteren ve niçin aday olduğunu en iyi gerekçelendiren tek aday Prof. Dr. Bedrettin Mercimek oldu. Keşke diğer aday arkadaşlar da “Ankara’da iş tamam” havasına girip öğretim üyelerini yok saymasalardı.

Yahu… Madem bu işler hep Ankara’da bitiyor; niye burada hocaları birbirine düşürüyorsunuz? Siz Ankara’dakiler kimlerseniz, aday olanlar size başvursun; siz çağırın adayları… Konuşun… İçlerinden birini atayıp geçin kardeşim!… Böylece bizleri de bıktırmamış, enerjimizi boşa harcatmamış olursunuz.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Selim ileri 14 Mayıs 2014 / 20:23

Sn mercimek adaylık oncesi ankarada ki tüm çalınacak kapıları çalarak yola cikti asıl politik etiğe aykırı olan da budur diye düşünüyorum

Selim ileri 14 Mayıs 2014 / 20:27

Hatta bu Köse’nin yazarı da kapıları asindiranlar arasında degil mı sayın açıkgoz ?

murat 19 Mayıs 2014 / 00:16

sayın hocam mahalli idareler seçiminde Harmandar hocayı B.şehir adaylığını desteklediniz ve güzel yazılar yazdınız.
Ne olduda şimdi rektörlük seçimlerinde muhalefet oldunuz ?
tezat değilmi