PARİS CİNAYETİ, DERSİMLİLERİN TASFİYESİ Mİ?

Bu haber 15 Ocak 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.216 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

9 Ocak’ta Paris’in en merkezî yerinde bir PKK bürosu basıldı ve 3 kadın örgüt mensubu öldürüldü.
Cinayetin işleniş şekli, içerden biri tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyor. Burası tartışılmaz.
Örgüt, her ne kadar Türkiye üzerine yıkma gayretine düştüyse de cinayetle Türkiye’nin uzaktan yakından ilgisi yoktur. Çünkü Türkiye, bugüne kadar bölücü örgüte karşı bu tür bir operasyon gerçekleştirmedi. Ayrıca böyle bir operasyondan Türkiye’nin hiç bir kazancı yoktur. Türkiye için 3 teröristin Paris’te öldürülmesinin hiç bir önemi yoktur. Bu yüzden Türkiye böyle bir operasyona tenezzül bile etmez.
Geleneğinde bol miktarda iç infazlar (“İmralı diplomatı”na göre 17 bin Kürt infaz edilmiş.) bulunan PKK, Paris cinayeti ile iç infazlarına devam etmiştir.
Bu cinayetin “barış süreci” ile doğrudan ilişkisi yoktur. Bölücü örgüt yayın organlarının ifadelerine bakılırsa, öldürülenler “barış süreci”ne destek veriyorlarmış.
O zaman bunlar niye öldürüldü?
Öldürülen Sakine Cansız, örgütün kurucularındandır. 1958 yılında Tunceli’de doğmuştur ve örgüt içinde “İmralı diplomatı”na ilk kafa tutanlardandır.  Diyarbakır cezaevi eylemcilerini aşağılayan “İmralı diplomatı”na, üst düzey örgüt mensuplarının önünde “Küstah herif!…” demesiyle meşhurdur.
Bir ara örgütten ayrılan Sakine Cansız, ilk PKK’lılardan ve nişanlısı Mehmet Cahit Şener’in gene PKK tarafından Suriye’de öldürülmesinden sonra, tekrar örgüte döner. (Mehmet Şener, hain olduğu iddiasıyla Şahin Baliç’i katleden kişidir. Bir süre sonra kendisi de örgüt tarafından aynı suçlamayla infaz edilmiştir. Örgüt bunu hep yapıyor.)
Bölücü örgüt, eski ileri gelenlerini öldürmesiyle meşhurdur. İlk öldürülen Semir kod adlı Çetin Güngör’dür ve İsveç’te öldürülmüştür. Çetin Güngör de Tuncelili’dir.
Gene Tuncelili olan Saime Aşkın adlı kadın, Lolan kampında “taş altı” edilip öldürülmüştür.
Suriye’de vurulan Mehmet Cahit Şener, 2006’da Irak’ta öldürülen Kani Yılmaz kod adlı Faysal Dunlayıcı, örgütün ileri gelenlerinden Resul Altınok gibi örgüt “ileri gelenleri”, iç infazlarda öldürülerek, erkenden “giden” oldular hep.
Şemdin Sakık’ın nasıl kurtulduğu ise herkesin malûmudur.
Bölücü örgütte, iki önemli kavga vardı. İlki “Ankaralı-ülke katılımlı” kavgası… İkincisi de Apo’nun Tunceli/Dersimli örgüt mensuplarıyla kavgası. “Ankaralı”larla kavga nisbeten bitmiş durumda ama Dersimli’lerle kavga hâlâ devam ediyor. Konuşmalarında ve yazdıklarında bunu zaman zaman dile getiren “İmralı diplomatı”, örgütün sözde lider kadrosundan pek çok Dersimli “heval”ını öldürtmüş, harcamış veya çoğuna hayatı zindan etmiştir. Çürükkaya’lar ve benzerleri bunun örneğidir.
Şimdi düşünülmesi gereken şey, Paris cinayeti ile devam eden “Dersimlileri tasfiye etme” süreci ile örgütün ne kazanacağıdır.
Benim tahminim, örgüt “barış süreci”nden sonraya göre bir dizayn peşinde ve bu planda Dersimli’lere yer yok.
Bu cinayetler burada durmayacak, devam edecektir. Hem de sıradan insanlar değil, üst düzey örgüt mensupları öldürülerek devam edecektir.  Bu cinayetin hangi grup PKK’lı tarafından işlendiğini, bundan sonra işlenecek cinayetler çözecektir.  Örgütün üst düzey yöneticilerinden ve Dersimli olan Fuat kod adlı Ali Haydar Kaytan’ı ve akıbetini takip etmekte fayda var.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.