PANİĞE KAPILMADAN

Bu haber 13 Haziran 2009 - 0:00 'de eklendi ve 674 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yarın, ülkemiz ve dış temsilciliklerimizde eğitim ve öğrenimini sürdüren öğrencilerimiz için önemli bir gün.
Zira, orta öğretim adına öğrenim süresinin bir yıl uzatılmasından doğan sayı azalmasına karşın 1.400 bin civarında öğrenci ÖSS’na girecek.
Dolayısıyla hayata atılmanın ilk basamağı kabul edilen bu sınav, başarının test edilmesidir.
Kimi öğrenci, öğrenim hayatı boyu edindiği bilgilerle, arzu  ettiği okula girebilme şansını yakalarken, kimileri sınav öncesi ve süreçte yaşadığı psikolojinin etkisinde kalarak, istediği neticeyi alamayabilir.
Oysa bu tablo, bazıları için öğrenimleri boyunca hak etmedikleri bir göstergedir.
İlk ve orta öğrenim döneminde başarıdan başarıya koşan niceleri, ÖSS sınavında belirgin bir başarının sahibi olamamışlarsa, bilinsin ki bunun altında, o anki öğrencinin halet-i ruhiyesi yatar.
Onlar gerek aile baskısı, gerekse sahip olduğu yaratılış gereği, ister istemez paniğe kapıldıkları için bildiklerini de şaşırırlar.
Onun için bu durumda olanlar, mutlak surette konunun uzmanları tarafından yapılan açıklamalara kulak vermeliler.
Bakınız bu konudaki uzmanların görüşleri neler içeriyor.
Öğrenciler takıldıkları bir soruyla karşılaştığında, üzerinde fazla zaman kaybetmeden diğer sorulara geçmeliler.
Ne zaman cevaplama işlemi bitti.
Zorlandıkları sorulara yeniden dönmeliler.
Her halde eğitim uzmanlarının bu tavsiyesi görmemezlikten gelinemez.
En azından sınav stresi yaşayan, dolayısıyla değişik bir psiko içerisine giren öğrenciler, kesinlikle bu sese kulak vermeliler.
Versinler ki bunca yıl sarfettikleri çaba, çektikleri sıkıntılar boşa gitmesin.
O zaman mutlu olan sadece kendileri değildir.
En az onlar kadar etkilenen aileleri de daha bir mutlu olurlar.
Bu nedenle yarın yapılacak olan ÖSS da, her kim öğrenci olursa olsun, sakin olmalı.
***
Aslında olayın bir başka boyutu var ki, daha bir üzerinde durmayı gerekli kılıyor.
ÖSS sistemi.
Sanırım gelişen ve de gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere sayıları 200’e yaklaşan devletlerin hiç birinde, bizdeki sınav sistemi yok.
Elbette her ülkenin eğitim ve öğrenim sisteminde sınav vardır.
Ne var ki asıl olan, eşit şartlarda sınavlara girmektir.
Bugün hangi birimiz, bu sayıda öğrencinin eşit koşullar içerisinde sınava girdiğini söyleyebilir?
Ülkemizin her bir köşesinde öğrencinin yetişme koşulları aynımı ki, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde eğitim ve öğrenim sürdüren her derecede okul öğrencileri, aynı sınava tabi tutuluyor.
Oysa asıl olan, sınavların öğrencinin orta öğrenim boyunca devam ettiği branşlarla ilgili soruların yöneltilmesidir.
Düşünün ki öğrencilerimiz bir kısmı Fen Lisesi, bazıları Anadolu Lisesi, kimileri de klasik liselerde okudu.
Yanı sıra meslek liselerinde okuyanlar.
Peki, öğrencilerin yetişme koşullarını dikkate almadan aynı sorulara muhatap olmaları, eğitimde eşitlikle bağdaştırmak mümkün mü?
Eğitimde asıl olan eşitlik ilkesi, bu şekilde ihlal edilmiyor mu?
Bu düpedüz kısıtlı imkanlar içerisine öğrenimini sürdüren öğrenciler adına haksızlık olduğuna göre, kimse kalkıp ülkemizde çağdaş bir eğitim verildiğini iddia edemez.
Edemez, her şey ortada.
Bu da çağdaşlaşma çabası içerisindeki ülkemiz adına tam bir açmazdır.
İşin garibi, kurumun başındaki bakan dahil her bir eğitimci bu durumdan şikayet ettiği halde, düzeltilmesi adına neden harekete geçilmez, akıl fikir erdirmek zor.
Yine de yarın sınava girecek tüm öğrencilerimize sonsuz başarılar dilerken, sakin olmaları, paniğe kapılmamaları gerektiğini bir kere daha hatırlatıyorum.
Sakin olsunlar ki bunca yıllık emekleri boşa gitmesin.
Bu defa olmadığı diyerek bir sene daha aynı çileyi çekmek zorunda kalmasınlar.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.