Öztürk “Tiyatro Oynuyorlar”

Bu haber 14 Temmuz 2017 - 1:10 'de eklendi ve 1.499 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bugün 14 Temmuz…

Geçen sene bugün, yarın darbe kalkışması olacağını bilmiyorduk. Bilenler var mıydı, kimler biliyordu hala tam olarak bilmiyoruz. Duysak ta inanmazdık ki… Çünkü bilenler “Darbeler dönemi kapanmıştır” demişler ve fikir birliği yapmışlardı.

Bu yaygın görüşe inanmıştık. Ayrıca inanmak istiyorduk.

Ertesi gün, 15 Temmuz da televizyon ekranlarının karşısında otururken anlamaya çalıştık… Bir “askeri darbe”, kısa zamanda anlaşılacağı gibi bir “kalkışma” veya “darbe teşebbüsü” yaşanıyordu… Hem de “Gülenist” bir darbe girişimiydi. Şaşkınlığımız daha da artmıştı.

Sonrası malum… Çok kan aktı… Halk sokağa çıktı, TSK’nın önemli bölümü çapulcularla birlikte hareket etmediği gibi karşılarına geçti… Polis üstüne düşeni başarı ile yaptı. Şehitler verdik, çok sayıda gazilerimiz oldu…

Amerikan istihbaratı başarısız oldu… Belki de ilk kez yenildi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sokağa çağırdığı halkımız, halk destanlarımızın yanına bir yeni şanlı destan daha yazıp koydular…

xx        xx        xx

Bir yıl geçti… Hem de dün gibi…

Yarın da olabilir mi? “Hayır” diyemiyoruz!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik o gece Marmaris’te suikast girişiminde bulunanlar bilindiği gibi Muğla’da yargılanıyorlar. Dünde duruşmaları vardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Marmaris‘te kaldığı otele, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi saldırı düzenleyen 1’i firari 37 darbeci askerin aralarında bulunduğu 44’ü tutuklu 47 sanığın Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Salonu’nda düzenlenen Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi‘nde yargılanmalarına devam edildi.

Aslında devam edilemedi…

Sanıklardan eski MAK astsubayı Gökhan Güçlü‘nün üzerine giydiği Türkçesikahraman’ anlamına gelen ‘HERO‘ yazılı tişört mahkeme salonunun boşaltılmasına neden oldu. Duruşma ikinci defa başlamasının ardından bu defa yine gerginlik yaşandı ve duruşma öğleden sonraya ertelendi.

xx        xx        xx

İnsan anlamakta zorlanıyor.

Bu neyin cesareti, bu ne pervasızlık? En önemlisi bu ne basiretsizlik?

Dün ve bugün basında yer alan fotoğraflara bakın… Sanıklar cezaevi araçlarından indirilip, duruşma salonuna yürürlerken, sanıklardan Gökhan Güçlü adeta kameralara poz veriyor!

O tişört cezaevine sokulurken fark etmediniz, dikkat etmediniz. Hadi sanık tişörtü giyip, duruşmaya gitmek üzere cezaevi aracına binerken de fark edilmedi…

Yürürken, gazetecilere poz verirken neden fark edilmedi? Propaganda mahkeme salonunda Cumhurbaşkanının avukatının müdahalesiyle noktalanmış ve sonlandırılmıştı!

Cezaevi görevlileri, askerler arasında bir tek İngilizce bilen yok muydu?

Hadi hiç bilen yok. “Gökhan Güçlü bu tişörtün üzerindeki sözcüğün anlamı ne?” diye sorulmaz mı? Merak edilip, bir bilene sorulmaz mı?

O tişörtün üzerinde her şey yazılı olabilirdi. Cumhurbaşkanına hakaret edilebilirdi…

Zaten adam yapacağını yapmış. İhanetin önde gidenlerinden olduğu halde tişörtünün üzerine “HERO” yazarak hepimize hakaret etmiş!

xx        xx        xx

Düşünebiliyor musunuz?…

Sanıklardan Muharebe Arama Kurtarma Timinde görevli eski Astsubay Gökhan Güçlü, duruşma salonuna gelirken üzerine giydiği beyaz tişört üzerinde büyük harflerle İngilizce ‘HERO‘ yazan ve TürkçesiKahraman‘ olan tişört ile duruşmaya katılıyor.

Duruşmanın başlamasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın avukatı Mustafa Doğan İnal, söz alarak sanıklardan birisinin üzerinde malum tişörtün bulunduğunu belirterek, “Bunlar devlete hala meydan okuyorlar tişörtün çıkarılmasını talep ediyorum” diyor.

Bunun üzerine sanık avukatların da söz alması sonrası salonda karşılıklı olarak söz düellosuna yaşanması üzerine mahkeme başkanı salonun boşaltılmasını ve duruşmaya ara verdiğini açıklıyor.

Duruşma tekrar başladıktan sonra Mahkeme BaşkanıGel bakiyim buraya” diyerek sanık Gökhan Güçlü‘yü kürsüye çağırıyor. Tişört tutanaklara geçiriliyor.

Savcı Ali Cenk, Güçlü‘nün üzerinde bulunan tişört ile alakalı olarak, verdiği mesaj itibari ile duruşma kültürüne uymadığını, söz konusu tişört değiştirilerek duruşmaya alınmasını, aksi taktirde duruşmadan uzaklaştırılmasını istiyor.

Mahkeme, sanığın güvenlik güçleri tarafından getirtilen yedek tişörtü giymesi ve ardından mahkemeye alınması kararını açıklıyor. Sanık Güçlü‘nün bu karara gülmesi üzerine Mahkeme Başkanı sanığın mahkeme disiplinine uygunsuz şekilde davrandığını kayda geçirtiyor. Güçlü ise jandarma tarafından salondan çıkartılırken, “Cezaevinden bana üç tişört verildi. Müşteki avukatları hangi tişörtü giymemi istiyorsa getirsinler onu giyeyim. Bu tişörtü bana cezaevi yönetimi verdi. Bugün için duruşmaya katılmayacağım” diyor.

Adam Cumhurbaşkanının avukatının dediği gibi meydan okuyor!

Ayrıca sanık Güçlü’nün gazete haberlerinde yer aldığı gibi “Bu tişörtü bana cezaevi yönetimi verdi” sözü de oldukça manidar…

xx        xx        xx

Bütün bunlar olup biterken AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk duruşma salonu dışında gazetecilere öfke içinde açıklamada bulundu.

Öztürk gazetecilere “Arkadaşlar içeride tiyatro oynanıyor.” diyerek tepkisini gösterdi.

Milletvekili Öztürk’ün öfkelenmesi gayet doğal.

Suikast girişimi davasına müdahil olan AK Parti Milletvekili Öztürk dün duruşma salonu önünde “Bugün burada herhalde İnsan Hakları Mahkemesine mi oynuyorlar, nereye oynuyorlar bilmiyorum ama içeride şuan bir tiyatro oynamaya çalışıyorlar. İnşallah Türk adaleti gerekeni yapacak” diyerek şu ifadelerde bulundu:

Bu hainler millete yaptığı zulmün farkındalar. O geceki tiyatronun devamını az önce burada oynamaya kalktılar. O tişörtle oraya çıkması bile bir defa şehitlerimize çok büyük bir saygısızlık. Ama bundan daha önemli sanıkların ‘Biz saat bir buçukta geldik, biz şehit etmedik’ diye milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor olmaları, hala tiyatro oynamalarını biz millet adına, gazilerimiz, şehitlerimiz adına kabul etme şansımız yok. Allah’ın izniyle göreceksiniz o hainler hangi tiyatroyu sergilerse sergilesinler hangi oyunu oynarlarsa oynasınlar Türk adaletinden kaçamayacaklar ve yaptıkları zulmün hesabını inşallah bu mahkeme onlara gösterecek.

Bu FETÖ’cüler nereye oynarlarsa oynasınlar, bizim tüm tiyatro sahnelerini yıkmamız, oyunu 2. Yıldönümüne bırakmadan bozmamız lazım…

xx        xx        xx

Çok önemli yargılamanın dün üçüncü duruşması başlarken, benim yazım 15 Temmuz yazısı idi, ama bu değildi… Dünkü yaşananlar karşısında o yazımı yarına bıraktım.

Milletvekili Öztürk’ün de dediği gibi “tiyatro” dedirten duruşma öncesinde MUTSO Salonu yanında toplanan, AK Parti ağırlıklı topluluk, darbeci askerlerin geçirildiği yere temsili darağacı kurdu. Ellerinde de idamı simgeleyen urganlar vardı…

Ayrıca vatandaşların ellerinde ‘İmanını satmış hainler’, ‘Yahudi oldular, çapulcu oldular, Ermeni oldular, bir vatan evladı olamadılar’, ‘Pensilvanyanın uşakları’, ‘Uzun adam eğilmez, milli irade yenilmez’, ‘Seni zindandan alıp millete iktidar yapan Allah’a hamdolsun’ yazılı pankartlar yer aldı.

Aralarında AK Parti Milletvekili Nihat Öztürk ile AK Parti Muğla İl Başkanı Kadem Mete’nin de bulunduğu topluluk yaklaşık 200, hadi bilemedik 250 kişilik bir topluluktu!

xx        xx        xx

CHP’nin 3 milletvekili, CHP’li Menteşe ve Büyükşehir Belediye Başkanlarına takılmayın… Dün AK Parti’nin öteki milletvekili ile MHP Milletvekili ve MHP İl Başkanı’nın orada olamamasının mazereti olur mu?

15 Temmuz Yıldönümü arifesinde, Cumhurbaşkanının canına kastedenlerin yargılandığı MUTSO Salonu önünde, referandumda 184 bin oy almış ve İl Yönetimi yedekleriyle 100 kişi, İl Kadın Kolları yedekleriyle 100 kişi, İl Gençlik Kollar yedekleriyle 100 kişi, Merkez İlçesi yedekleriyle 40 kişi olan bir partinin 200-250 kişi toplanabilmiş olması nasıl açıklanabilir…

Şehitlerimizden, gazilerimizden utanmıyorsak, elden günden utanalım…

Gerçekten anlamaya çalışıyorum, ama zorlanıyorum. Gelin şu tiyatro çadırını yıkalım… Oynamayalım, oynatmayalım…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
asım demirel 14 Temmuz 2017 / 07:47

12 eylül döneminde o günün devrimcileri mahkemelerde propaganda amaçlı eylem ve söylemlerde bulunurlardı cezaevine dönüşte doğru hücreye atılırlardı. Bu tişörtü vatan hainine cezaevi idaresi giydirmiş ise içeride hücreye atılacağı yerde kahramanlar gibi karşılanmıştır. Adalet Bakanlığı gerekeni yapmalı şüpheli bile olsalar Muğla’dan uzaklaştırılmalarını sağlamalıdırlar. Muğla gibi demokratların yaşadığı bir şehirde bu hainlere karşı tepkiyi sadece Ak Partililer değil, tüm Muğlalılar tepki vermeliydiler. Demek ki, Muğla söylendiği gibi bir yer değilmiş. 12 Eylülde sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmış olanlar nerede? “Kahrolsun ABD Emperyalizmi” diyenler nerede? Niye meydanlarda değiller. Türkiye şu anda resmen ABD ile dolaylı olarak savaşıyor. Bu değilse ne zaman tepki vereceksiniz? Vatan hainlerinin dünkü
duruşmasında verilen tepkinin cılızlığı Muğla’mıza yakışmamıştır. Mesele Erdoğan meselesi değil, vatan meselesidir. Muğla 1402 ve 1919 u hala düzeltememiştir. Bu duruşmalar esasında Muğla için bir fırsat. Hala geçmiş değil.

mehmet kaya 14 Temmuz 2017 / 12:33

Ak Parti Muğla’da aldığı 184.000 oyu kullanan vatandaşların yüzde birini Muğla’ya getirebilse 1.840 kişi eder. Demek ki, Ak Parti Muğla’da oyları Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve sürükleyici önderliği sayesinde oluyor. İl yönetiminin hanesinde bir başarı göstergesi yoktur. Başarısızlık dünkü katılımın sayısından belli. Bırakın halkı Muğla’daki Ak Parti yöneticileri iştirak etse yedekleri hariç 13 ilçeden daha fazla kişi toplanırdı. Muğla Halkının yaşam tarzıyla kavgalı olmayan yerli ve milli bir il başkanı akrabalarını çağırsa daha çok kişiyi dün adliye önüne toplardı.