Özbekler Evi ve ışık ülkesi

Bu haber 29 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 833 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Dünya
değişiyor ve gelişiyor..

Gelişmiş
ülkelerde kadınlar karar alma mekanizmaların da etkin. Bunu da toplumsal sosyal
ve  siyasal  olaylara katılarak sağlayabiliyorlar..

Benim
ülkemde; hala 11,9 kadınımız  okuma ve
yazma bilmiyor..Bizim ayıbımız !!

Üniversite
de okuyan kadın oranlarımız 
düşük..Başbakanlık Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü 2008 verileri
incelenince;Üniversite de okumuş kadın oranımızın, 21,1 olduğu görülmekte..

En acısı
da  toplumun yarısı kadın iken, iş gücüne
katılım oranın % 21,6..( Ülkemin toplam 
insanının yarısının beşte biri ) iken 
bu oran Avrupa Birliğinde %59,1 dir..

Benim
ülkemde diyorum. Ülkemin aşığıyım.. Kadın istihdam oranı %21,6 ama, bu oranın
içinden %42,1  si ise tarım
sektöründe  çalışmakta..Acaba tarım
sektöründe çalışan  kadınlarımız emeğinin
karşılığı parayı kazanabiliyor mu? Kadın işciliği tarım sektöründe daha
ucuz..Eşit emeğe, eşit ücret yok !!!! Kadınlarımız ne yaparsa yapsın erkekle
eşit ücret alması imkansız…

Lakin
çağ değişti…

Kadının
da erkeğin katıldığı oranda  toplumsal
yaşama katılması, dünyayı geliştiriyor ve değiştiriyor… Ülkemde de kadınlarımız
geliştikçe; toplumsal, sosyal ve siyasal karar alma mekanizmalarında görev
aldıkça, benim ülkem gelişecektir..

Benim
ülkem !!! Bu sözü söyleyince heyecanlanıyorum…..Ben inanılmaz bir tutku
duyuyorum ülkeme karşı..Benim ülkem dediğim her anda da Nuri Bilge Ceylan’ın
”Üç Maymun” isimli filmi, 61 Cannes Film Festivali’nde en iyi yönetmen
ödülünü aldığında   ödülü alırken ‘
Yalnız ve güzel  ülkeme itaf ediyorum’
sözleri ile benim ülkemin  göğsünü
kabartmıştı, bu güzel sözler   aklıma
gelir hep..… Zaten içimizde dinamiklerimizde bu coşku varsa biz olmamız, bir ve
tek olmamızın  önünde  kimse 
set öremez… Biz, bir ve tek olmayı öğrendikçe ulus olarak daha güçlü
olacağızdır..Ama nedense başaramıyoruz hiçbir şeyi !!!!

Toplum
olarak dayanışma ve kenetlenme içinde olacağız da,lakin kadınlarımız da yaşam
içinde eşit haklarla varlık göstermesi, ülke politikası olarak sağlanmalıdır..

Acaba bu
sağlanıyor mu?  Kadının varlığı her
alanda görülüyor mu?

Kadına
da her alanda eşit şartlar sunuluyor mu?

Kadının
gelişmemizde ki önemi görülüyor mu?

Kadın
çalışkandır.. Kadın eli sihirlidir.. Elinin değdiği her yerde güller açar..
Kadın demek dinamizim demek.. Kadın demek önsezi  demektir.. Kadın demek gelişmiş algı demek.
Kadın demek on parmakta on marifet demek..Sen yeter ki bizim kadınımızın
gelişimini tetikle..Güçlü ekonomi güçlü devlet deniliyor ya, bende ‘  güçlü kadın, kalkınan millet’ demek istiyorum
!!! Kadının el atıp ta başaramadığı iş olmaz ..Yeter ki azim göstersin. Azim
farklı, hırs farklı.. Hırs insanı küçültür..Azim ise başarıya  taşır…

Kadınlar
üretmek, çalışmak isterler..

Kadınlar,
eğer ki önlerine aydınlık yol açılırsa üretmekten ve üretim ekonomisinden,
ekmeğini yemekten onur duyar.. Sistem kadına eşit erişim ve eşit ücret vermese
de, dişi ile tırnağı ile ekmeğini onuru ile kazanır.. Türk Kadınına
da,Türk  Anasında en çok bu yakışır !!!

Ve ben
buradan kadınlarımızın yaptıkları her çabayı destekliyorum..

Çok
değerli arkadaşlarım (hepsi bayan), Muğla Özbekler evinin işletmesini Muğla
Belediyesinden aldılar… Özbekler evi de,250 yıllık burcu burcu tarih kokan bir
yer.. Hani o kuzulu avlu kapısından içeri adımınızı atınca dinginlik size
çarpar..Kendi büyüsü içine öylesine alır ki ,orada olmaktan keyif alırsınız.
Köy kahvaltısı ile yöremizin ürünlerinin lezzetine  varırsınız..her daim cafe gibi gidip, çay
limonata, kahve vs keyifle içebilirisiniz.. Yöresel yemeklerimizi haftanın
belirli günleri yiyebilirsiniz… Her daim ev yapımı mantısı var.. Daha bir çok
şey planlanıyor. Ve ramazandan sonra çeşitleri artacak.. Burada hem tipik Muğla
mimarisini görecek hem de atmosferin büyücü içinde pozitif enerji
yükleneceksiniz…VE tipik Muğla mimarisi olan evi görüp, özgün mimari yapıda
nasıl yaşam aktığını göreceksiniz..

Ben
özellikle bir arkadaşımla buluşacaksam böylesi geçmişi ve ruhu olan yerlerde
görüşmeyi tercih ediyorum..Uzaktan gelen her misafirimizi de Muğla’nın bu özgün
yapısını tanıtmaya çalışıyorum.. Geçmişimizi ve tarih kokumuzu seviyorum..Bizi
biz yapanda bunlar.. Değerlerimizin korunması ve yaşatılmasından tarafım..
Geçmişte, kültürümüzün süzgeçte kalan kısım olduğunu, özgün değerlerimizin
korunması gerektiği ile ilgili bir sürü yazı yazmıştım..İlimizde Merkez de,
gerçekte koruma adına çalışmalar anlamlı ve değerli… Ya diğer ilçelerimiz? Ya
ışık ülkesi  Milas ? Çöllüoğlu Hanı
kurtarılacak da,ya diğerleri? Her geçen gün geçmişin izleri olan, tarih dokusu
yok oluyor…. O kadar da kurtarılmayı bekleyen tarihi bina var ki.. Ve yıllardır
nasıl değerlerimiz ve tarihimizi korumamışız hayret ediyorum.. Etkililer ve
yetkililer can çekmekte olan tarihi yapılarımızın kurtulması için seferberlik
başlatınız diyorum !! Sesimi duymak 
isteyecekleri konusunda pek ümitli değilim… Ben yeter ki yazayım.
Algıladığım konu hakkında yazmak, benim temel sorumluluklarım arasına
girmekte….

Neyse
benim aklım hep tarih kokulu yerler de ve fırsat buldukça böyle mekanlarda
nefes almak bana enerji veriyor.. Eğer ki sizde Özbekler evine gider ve o
atmosferin içinde nefes alırsanız tutkun olursunuz…. Buna da değer !!!
Unutmayalım ki kültür kimliğimizdir..Kimliğimiz yaşadıkça biz var olacağız…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.