ÖYLESİNE İZ BIRAKMIŞ KI!..

Bu haber 16 Mayıs 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.000 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Kısa bir süre öncesinde aramızdan ayrılıp ebedi istirahatgâhına göç eyleyen sevgili Ahmet, geride öylesine izler bırakmış ki!
Kolayına silineceğini sanmıyorum.
Bu unutulmazlar arasında yerini aldığının göstergesinden başkası değil.
Bakıyorum, taziye ziyareti için görev yaptığı gazetesine gelip gidenler ayrı.
Baş sağlığı dilemek için evine gelip gidenler daha bir ayrı.
Hem de her kesimden.
Belli ki bunun tek bir anlamı var.
O yaşadığı sürece, unutulmayacak bir görevin sahibi olmuş.
Üstlendiği görevi bihakkın vermeye çalışmış.
Hem de gazetecilikte asıl olan tarafsızlık ilkesini ihlal etmeden.
Bunun başkaca izahı yok.
Aksi olsaydı, geride bunca acı kalmazdı.
Silinmeyecek hatıralarla bizleri baş başa bırakmazdı.
Ama neylersin ki o yok artık.
Geride onca seveni, eş ve dostunu bırakarak göç eyledi.
Hem de arkasına bakmadan.
Yokluğum başkalarını üzer mi?
Yakınlarım, dostlarım, mesai arkadaşlarım ve de biricik oğlum Berk kahrolur mu? demeden.
***
Şimdi…
Bir an için düşündüm.
Sevgili Ahmet’in buna hakkı var mıydı?
Bunca sevenini gözü yaşlı bırakması caiz miydi?
Değildi.
Kendisi ve de kimler nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da, tek çare olarak aramızdan ayrılmasının haklı bir gerekçesi olamazdı.
Peki şimdi ne olacak?
Yaşadığımız çevrede meydana gelen gelişmeleri, haber ve yorum olarak halkın ilgi ve bilgisine sunmanın asli görev olduğu kaçınılmaz iken, senin yerine kim kalem oynatacak?
Elbette, seninle birlikte görev üstlenen nice arkadaşların kayıtsız kalmayacak.
Bıraktığın yerden devam edecekler.
Ne var ki sevgili Ahmet, gazetecilik adına senin izlediğin yol farklıydı.
Kendine özgü bir anlayışın vardı.
Kısaca mesleğin hakkını vermeğe çalışıyordun.
İşte bu farklılık seni ayrıcalıklı yapmıştı.
Ve sen böyle bir konumda iken başka bir yol seçtin.
Ama bil ki o yol, senin adına bizler için dayanılmaz acıyla doluydu.
Buna hakkın yoktu sevgili Ahmet.
***
Şimdi aradan 5 gün geçti.
Sen aramızda değilsin.
Çalışma odan bomboş.
Masan karanfillerle süslenmiş.
Sevgili baban Kazım Tokuç, şaşkın bir halet-i ruhiye içerisinde taziye için gelenlere seni anlatmaya çalışıyor.
Tabi kahrolarak.
Mesai arkadaşlarının gözleri yaşlı.
Ağızlarını bıçak açmıyor.
Her biri bilgisayarın başında olmasına karşın derin bir sessizlik içerisinde ertesi günün gazetesini hazırlamaya çalışıyor.
Ne var ki akıllarında hep sen varsın.
Senin hayalin gözlerinin önünden gitmiyor.
Kadim dostun Bekir Tosun, gazeteyi toparlamaya çalışıyor.
Kısaca yokluğunu belli etmemeye çalışıyorlar, ama nafile.
***
Ve sevgili Ahmet.
Gazeteci dostların ve arkadaşların üzerinde nasıl etki yarattığını, Vali Fatih Şahin’in son atamalarla merkeze alınması üzerine gerçekleştirilen veda toplantısında şahit oldum.
Elbette valinin Muğla’dan ayrılacak olmasının etkisi vardı da o birliktelikteki sessizliğin asıl nedeni, senin aramızdan ayrılmandı.
Gazeteci arkadaşların sanki zoraki konuşuyorlardı.
Her biri keşke aramızda Ahmet’te olsaydı demek istiyordu.
Sonuçta değerli kardeşim, yokluğun her vesileyle gün gibi aşikâr.
Şunu bil ki, sen hep gönüllerde yaşayacaksın.
Hiç kimse aradan ne kadar süre geçse de seni unutmayacak.
Ne mutlu sana ki bu denli sevenin varmış.
Bir kez daha Allah’tan rahmet dilerken, mekanın cennet olsun diyorum sevgi Ahmet.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.